Haber 7 yazarı Taha Dağlı, geçtiğimiz hafta sonu Ankara'da tren garı önünde yapılan ve Cumhuriyet tarihimizin en kanlı saldırısı olarak tarihe geçen canlı bomba saldırısının 11 yıl önce İspanya'da yaşanan bir saldırıyla bire bir benzeyen yönlerini ortaya koydu.
İşte iki saldırının da şaşırtan benzerlikleri;
Ankara'daki terör saldırısının benzeri 2004'de İspanya'da yapıldı. 191 kişi can verdi. PKK yerine ETA, DAEŞ yerine El Kaide vardı. Yine seçim öncesiydi. Amaç bir ülkeyi dizayn etmekti, hedefe ulaşılmıştı. 
Tarih: 11 Mart 2004
Yer: İspanya'nın başkenti Madrid.
Başkent'teki tren istasyonlarında peş peşe bombalar patlatıldı.
191 kişi hayatını kaybetti.
Saldırıları gerçekleştiren El Kaide'ydi.
Terör saldırısının zamanlaması manidardı.
14 Mart'taki genel seçimden 3 gün öncesiydi.
Yani ülke seçime gidiyordu.
Seçim sürecinin gündeminde İspanyol terör örgütü ETA vardı.
ETA henüz silah bırakmamıştı.
İktidar partisi ve özellikle de Başbakan Aznar ile ETA arasında ciddi bir kriz yaşanıyordu.
Saldırı sürecinde İspanya'da muhafazakarlar iktidardaydı.
Ülkeyi 8 yıldır Başbakan Jose Marie Aznar yönetiyordu.
14 Mart'taki seçimi de kazanması bekleniyordu.
Saldırılar 11 Mart sabahı oldu.
Bir gün öncesinin anketlerinde iktidar partisi açık ara öndeydi.
Ancak seçimden 3 gün önce terör saldırısında 191 kişi can verdi.
Terör saldırısının faturası direk sandığa yansıdı.
Seçimi sosyalistler kazandı ve Zapatero Başbakan oldu.
Bir terör saldırısı iki parti arasındaki 7 puanlık farkı eritti.
Hatta daha fazlasına da etki etti.
Terör saldırısından önceki oy oranlarıyla saldırı sonrası sandıktan çıkan sonuç, tam anlamıyla bir yer değişimiydi.
Çünkü saldırı öncesi Başbakan Aznar'ın oyu tam yüzde 43 gösteriyordu.
Muhalefet sosyalistler ise yüzde 36'daydı.
Yani arada tam 7 puanlık bir fark vardı.
Saldırı sonrası sandıktan tam tersi bir sonuç çıktı. 
Muhafazakar lider Aznar, yüzde 43'ten 36'ya indi,
Sosyalist Zapatero ise yüzde 36'dan 43'e çıkarak, iktidar oldu.
Saldırıların arkasından El Kaide çıktı.
İspanyol hükümetinin Irak işgaline verdiği desteğe tepki denildi.
Ancak Başbakan Aznar ısrarla ETA'yı işaret ediyordu.
Ülkedeki sosyalistler ise “ETA öyle şeyler yapmaz” modundaydı.
Neticede ihale El Kaide terör örgütünün üzerine kaldı.
Faturanın bir kısmını 191 sivil canıyla, siyasi kısmını ise ülkenin başbakanı Aznar iktidarı kaybederek ödedi.
El Kaide, ETA, PKK ya da DAEŞ, isimleri hiç önemli değil.
Bir terör örgütü diğeriyle bağlantı halinde olabilir, aksini hiç kimse iddia edemez.
Çünkü Dünyanın neresinde bir terör varsa işin arkasında farklı amaçlar, farklı güçler de var demektir.