Hamas'ın Dış İlişkiler Sorumlusu Usame Hamdan, uluslararası toplumun sessizliği ve kendini savunan Filistinlilerin kınanmasından cesaret alan İsrail'in, Filistinlilere yönelik şiddetini arttırdığını söyledi. 
İsrail ve Filistinliler arasında son zamanlarda tırmanan gerginlik ve "üçüncü inftifada" söylemlerine ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Hamdan, "Gerilimi tırmandırmaya ve öldürmeye dayanan işgalci ve Siyonist zihniyet, Filistin halkının iradesini kırmaya çalışıyor. Ancak tüm uygulamalarına rağmen Filistin halkının iradesi bir gün dahi kırılmamıştır" dedi. 
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun önünde iki seçenek olduğunu savunan Hamdan, "Netanyahu ya geri adım atacak ya da şiddeti tırmandıracak. Bir dönem sonra kendimizi yeni bir devrim dalgasının önünde bulacağız. Öncekilerden farklı olan bu dalga, belki de Filistin topraklarındaki işgalin son bulması için bir başlangıç" diye konuştu.
Hamdan, İsrail'in izlediği şiddet siyasetinin Filistin halkının devrim mücadelesini kırmayacağını, aksine güçlendireceğini belirterek, "Silahsız Filistin halkının Mescid-i Aksa ve mukaddesatları korumak için dünyanın en büyük ordularından birine sahip bu güç karşısında gösterdiği tepki şüphesiz İsrail'de şok etkisi yaşattı" ifadesini kullandı. 
Filistin halkının saldırlar karşısında sergilediği bu direnişle "iradesinin kırılmayacağı ve en iptidai gereçlerle dahi mukaddesatların korunacağı" şeklinde iki mesaj verdiğini kaydeden Hamdan şöyle devam etti:
"Yaşanan son gelişmeler bölgenin birinci, dünyanın ise altıncı büyük gücü addedilen İsrail'in ne kadar aciz olduğunu bir kere daha ortaya çıkardı. Ekmek bıçağı bu büyük gücü (!) sarsmaya yetiyor. Böylesi bir durumda hiçbir güç hayatta kalamaz. Filistin topraklarında da kalmayacak. Bu bağlamda sergilediği tüm zulüm ve zorbalıklara rağmen işgalcilerin zafiyeti gözler önüne seriliyor."
Hamas'ın olaylar karşısında sessiz kalmadığını bilakis merkezinde olduğunu dile getiren Hamdan, intifadanın kapsamlı ve ulusal olması gerektiğini vurguladı. Hamdan, Hamas'ın ilk günden itibaren bu halk hareketinden istifade edilmesi çağrısında bulunduğunu ifade etti.
Hamdan direnci yüksek ulusal bir projenin yeniden inşa edilmesinin hedeflendiğini belirterek, "Bu, tüm toplumu kuşatan, işgal karşısında farklı yöntem ve silahlarla sergilenen bir projedir. Arzulanan hedef, işgalin sonlanması ve Filistin topraklarının özgürleşmesidir" dedi. 
Kudüs ve Batı Şeria'da son dönemde yaşanan gerginlikler hakkında ise Hamdan şunları söyledi:
"Filistin halkının Batı Şeria ve Kudüs'te gösterdiği tepki karşısında şaşıran İsrail, Gazze'yi hedef alarak olayların seyrini değiştirmeye çalışıyor. İşgal güçlerinin bölgeyi kontrol etmesine izin vermeyeceğiz. Bu nedenle var olan çatışmayı Filistin meselesi ve halkımıza hizmet edecek şekilde yönlendireceğiz."
Filistinlilerin, mücadele kapsamında yeni bir yöntem kullandığına işaret eden Hamdan, sonuç alınması konusunda acele edilmemesi ve fırsat tanınarak saygı gösterilmesi gerektiğini ifade etti.
"Direnişin gücünün her geçen gün arttığını görüyoruz"
Hamdan, İsrail ile olası çatışma durumuna ilişkin ise "İsrail'in Filistinlilere saldırı kararı alması onun için anormal bir tutum değil. Bu durum Batı Şeria ve Kudüs'teki halkın direnişini kıramayacak. İsrail için Gazze saldırısı kolay bir yolculuk olmayacak. 2008, 2012 ve 2014'teki saldırılar ve ardından yaşanan sürece bakıldığında direnişin gücünün her geçen gün arttığını görüyoruz" şeklinde konuştu.
Gazze'de bazı ayrıcalıkların tanınması durumunda Hamas'ın sessiz kalacağı iddialarına ilişkin Hamdan, şunları dile getirdi:
"Bunu söyleyenler ya Hamas'ı ve direniş gruplarını tanımıyor ya da ifade ettiklerine benzer bir deneyim yaşadı, bu yolda ayakları kaydı ve direniş sürecinden uzaklaştı. Hamas, yolunu bilen, hedefleri açık bir harekettir. Haklarımızı, zaten bizim olanla takas etmemiz mümkün değildir. Bize ait olan haklarımızın tamamını istiyoruz. Havaalalarımız, limanlarımız, geçiş kapılarımızın yanı sıra topraklarımız bizim hakkımızdır. İşgal güçlerinin topraklarımızı terk etmesi gerekir."
Hamdan, İsrail'in bazı hakları verip, bazılarını alabileceği düşüncesinin hatalı olduğunu ifade ederek, ne mevcut siyasi durum ne de İsrail'in muhatap olduğu kişiler açısından Oslo tecrübesinin bir daha tekrarlanmasının mümkün olmadığının altını çizdi. 
Yahudi yerleşimciler, geçen ağustos ayı başlarında Nablus'ta Filistinli Devabişe ailesinin evini kundaklamış, anne, baba ve 18 aylık bebekleri yanarak hayatını kaybettiği olaydan sadece 4 yaşındaki diğer çocukları sağ kurtulmuştu. 
Söz konusu olayla başlayan gerginlik, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınlarla tırmanmış, Batı Şeria ve Gazze'nin çeşitli bölgelerinde düzenlenen gösterilerle ciddi boyutlara ulaşmıştı. İsrail'in bu ayın başından beri Batı Şeria, Kudüs ve Gazze'de düzenlediği saldırılarda hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısının 43'e yükseldiği açıklanmıştı.