TALİP KARAKAŞ-GÜNEY AFRİKA
Güney Afrika Cumhuriyeti deyince akla önce vuvuzela sonra Johannesburg ve Cape Town gelir. Durban seyahatini duyunca -benim cahilliğim- ilk tepkim “Orası da neresi?” oldu. Sonra internette biraz araştırma yapınca Güney Afrika'nın en büyük ikinci şehri olduğunu öğrendim. Üstelik Afrika kıtasının en büyük limanı ve en büyük alışveriş merkezi orada. Şehir merkezinin nüfusu yaklaşık 600 bin. Yılda 9 milyon turist çekiyor. Hint Okyanusu kıyısındaki Durban'da ortalama sıcaklık 20 derece. Denizi harika ama sürekli dalgalı. Bir de köpekbalığı tehlikesi var. Tedbiri alınmış ama her zaman ufak bir risk mevcut. Kentin adı İngiliz General ve sömürge valisi Benjamin D'urban'dan geliyor. Yerel halk Zulu. Çalışmayı hele bir başkasının emrinde çalışmayı sevmedikleri için İngilizler, zamanında Hindistan'dan işçi getirmiş. Bu yüzden Hindistan dışında en çok Hint-li'nin yaşadığı yer burası. 
GÜVENLİK EN BÜYÜK PROBLEM
 Nüfusun yarısından çoğu siyahi. Yıllarca azınlık olan beyazlar tarafından “adam” yerine konulmayan siyahiler, 2013'te bu dünyayı terk eden Nelson Mandela'nın çabalarıyla haklarına kavuştu. Ancak ayrımcılık tam anlamıyla bitmiş değil. Gerçek kaynaşma sağlanamamış. Siyahilerin, Asyalıların ve beyazların yaşadığı yerler farklı. Ama yaşananlarla ilgili kime sorsam hepsi ağız birliği etmişcesine, “Hepimiz kardeşiz, tek milletiz” vurgusu yaptı. Sembolik bir de kralları var. En dikkat çeken noktalardan biri de, bizim Laz müteahhitlerin buraya hiç uğramaması. Şehir merkezi dışındaki yüksek binalar dışında apartman görmeniz imkânsız. Hep tek katlı, küçük, müstakil evler bulunuyor. En büyük problem ise, güvenlik. Gasp, kapkaç, tecavüz yaygın. Bizim kafileye gezi boyunca korumalar eşlik etti. Gerçi Durban, Johannesburg'a göre daha güvenliymiş. Buna da şükür!
İNGİLİZ ETKİSİ
Gezi boyunca en çok merak ettiğim şey; kendilerini yıllarca sömüren İngilizlere halkın bakış açısıydı. Hiç öfkeli değiller. Aksine seviyorlar. Zaten şehrin her yerinde İngiliz etkisi hakim. Herkes çatır çatır İngilizce konuşuyor. Nüfusun çoğunluğu Hıristiyan. Müslümanlar azınlıkta. Az da olsalar farkları hemen hissediliyor. Yaşadıkları yerler ve insanlar daha temiz. Bir de unutmadan ekleyeyim. Halk çok sıcakkanlı ve selfie çektirmeye bayılıyor.



HER?RENK?VAR; ZULUSU, ZÜRAFASI...
Yerel halk Zulular, fotoğraftaki gibi yaşamıyor artık. Sadece turistik amaçlı dans gösterileri var.  THY'nin  haftada 4 gün sefer düzenlediği şehirde gelir adaletsizliği had safhada. Bir tarafta lüks evler, lüks araçlar. Diğer tarafta bizdeki gecekondulardan da beter ev bile denemeyecek barakalar... Tiryakilere kötü haberi vereyim. Kapalı alanlarda sigara içmek kesinlikle yasak. Müsamaha yok. Damak tadları ise, bize yakın.