Filistin resmi haber ajansı WAFA'nın haberine göre Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne, İsrail saldırlarını kınayarak, "İsrail, uluslararası hukuka aykırı şekilde adam öldürme, sokak infazları ve en ağır şekilde toplumsal cezalandırma siyasetini sürdürüyor" ifadesini kullandı. 
Ebu Rudeyne, İsrail'in bu politikasının din temelli savaşın fitilini ateşleyeceğini kaydetti.
"İsrail terörünün örneği"
Öte yandan Hamas tarafından yayımlanan yazılı açıklamada, "Kalendiya katliamı, dünyadaki terör ve kötülüğün zirvesini temsil eden İsrail terörünün bir örneğidir" ifadesine yer verildi.
Açıklamada, uluslararası toplumdan, İsrail'in Filistin halkına yönelik insan hakları ihlallerine karşı koyması istendi.
İslami Cihad Hareketi de yaptığı açıklamada, "Kalendiya katliamı İsrail terörünün canlı örneğidir" ifadesine yer verdi.
Sol kesimi temsil eden Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) tarafından yayımlanan açıklamada ise Kalendiya saldırısının İsrail'in terör serisinin yeni bir bölümü olduğu belirtilerek, şunlar kaydedildi:
"Uluslararası toplum Filistinli masumları kurtarmalı ve çifte standart politikasını sonlandırmalı. Uluslararası toplumun İsrail'in suçlarına karşı sessiz kalması, bu ülkeyi daha fazla adam öldürme, saldırma ve terör konusunda cesaretlendiriyor." 
İsrail ordusu, Kalendiya Mülteci Kampında sabah saatlerinde 3 Filistinlinin öldürüldüğünü açıklamıştı.
Yahudi yerleşimciler, ağustosta Nablus'ta Devabişe ailesinin evini kundaklamış, anne, baba ve 18 aylık bebekleri hayatını kaybederken, ailenin 4 yaşındaki çocukları sağ kurtulmuştu. Söz konusu olayla başlayan gerginlik, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınlarla giderek tırmanmış, Batı Şeria ve Gazze'nin çeşitli bölgelerinde düzenlenen gösterilerle çatışmalar ciddi boyutlara ulaşmıştı. İsrailli sivil ve askerlerin ekim ayının başından bu yana Filistinlilere yönelik saldırılarında 80'den fazla kişinin hayatını kaybettiği açıklanmıştı.