Obama, "Paris'teki saldırılardan sonra DAEŞ'e karşı mücadelenizde strateji değişikliği olacak mı?" sorusu üzerine, "Askeri anlamda yaptıklarımızı hızlandırmayı sürdürüyoruz. Sahada da etkili ortaklar buluyoruz ve onlarla yakından çalışıyoruz. Bu koordinasyonu sağlamaları için zaten özel kuvvetler ekibine yetki verdim" dedi.
Ortaya koydukları stratejiyi yoğunlaştıracaklarını ifade eden Obama, şöyle konuştu:
"Sahaya çok sayıda asker göndermemiz gerektiğini söyleyen bazı kişiler oldu. Dünyadaki en iyi orduya sahip olduğumuzu unutmayın. Ben bu orduya yıllardır liderlik yapıyorum, çeşitli seçenekleri tartışıyorum. Bunun bir hata olacağı sadece benim görüşüm değil, sivil ve askeri danışmanlarım da aynı görüşü paylaşıyor. Ordumuz Musul, Rakka ya da Ramadi'ye gidemez ve geçici olarak DAEŞ'i temizleyemez diye söylemiyorum. Daha önce gördüklerimizin tekrarını görebiliriz diye söylüyorum. Eğer kapsayıcı bir yönetim isteyen, ideolojik aşırıcılıkları öteleyen yerel halkı yanınıza almazsanız, bunlar yeniden ortaya çıkacaktır. Tabii bu ülkeleri gidip kalıcı olarak işgal etmezseniz. Diyelim ki Suriye'ye 50 bin asker göndermeye karar verdik. Yemen'den kaynaklanan bir terör saldırısı olursa ne olacak? Oraya da mı asker göndereceğiz? Ya da Libya'ya? Veya Doğu Asya'da ya da Kuzey Afrika'da başka bir yerde faaliyet gösteren bir terör örgütü olursa ne olacak? Bu nedenle bir strateji sürdürülebilir olmalı."
"Ün peşindeki katiller"
Obama, "Eğer biz de DAEŞ sanki devletmiş gibi hareket edersek ve bir devlete saldıran başka bir devletle savaşmak için dizayn edilen rutin askeri taktikleri kullanırsak DAEŞ'in söylemlerine göre oynamış oluruz. Burada olan, o değil. Bunlar, ün peşindeki katiller" diye konuştu.
Uçuşa yasak bölge
Obama, bir soru üzerine, Paris saldırılarından önce kendilerine herhangi bir spesifik bilgi gelmediğini söyledi. ABD'nin Ortadoğu'ya asker göndermesi yaklaşımına sahip olanların “yanlış” düşündüğünü ifade eden Obama, şunları kaydetti:
"İyi niyetli bazıları var ve konu Suriye'deki insani durum olunca onların samimiyetinden şüphem yok. Örneğin uçuşa yasak bölge veya bir tür güvenli bölge çağrısı yapanlar. Bu konular, bizim en üst düzeydeki askeri ve istihbarat danışmanlarımızla oturup, titizlikle nasıl olabileceğini konuştuğumuz meseleler. Genellikle de birçok planlama, konuşma ve gerçekten çalışmadan sonra, bu tür adımların amaca zarar verici olacağına karar kılınıyor. Çünkü DAEŞ'in uçakları yok, saldırılar sahadan geliyor. Gerçek bir güvenli bölge, saha operasyonu gerektiriyor"
"Kimse Türk halkından daha çok yük taşımıyor"
Sığınmacı konusunun Avrupa halkının kaynaklarını olağanüstü derecede zorladığının farkın olduğunu dile getiren Obama, "Kimse, 2,5 milyon sığınmacı ile Türk halkından daha fazla yük taşımıyor. Dolayısıyla, hepimiz üzerimize düşeni yapmalıyız" ifadesini kullandı. 
"Amansız çabamızı sürdüreceğiz"
Diplomatik alanda Suriye'deki savaşı sona erdirmek ve Suriye halkı ile dünyayı DAEŞ'e karşı birleştirmenin tek yolunun siyasi çözümden geçtiğini vurgulayan Obama, Viyana'da varılan hedeflerin önemine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: 
"Suriye'de diplomasi umutları daha önceleri kesilmişti. Bu son diplomatik girişimin de sekteye uğrayabileceği türlü yollar var. Hala taraflar arasında görüş ayrılıkları mevcut, en önemlisi de Beşar Esed'in geleceği üzerine ki biz zalimce bir iktidar güden Esed'in Suriye'de bir geleceği olduğuna inanmıyoruz. Onun Suriye halkına karşı savaşı bu krizin temel nedeni. Şimdi farklı olan ve bize biraz umut veren şu; ilk kez Suriye'deki ihtilafın tüm taraflarında büyük ülkelerin tamamı ilk kez bu savaşın sona erdirilmesi için gereken bir süreç üzerinde anlaştı. Dolayısıyla önümüzde çok zorlu bir yolun olduğunun bilincindeyiz ama ABD olarak, koalisyonla ortaklık halinde askeri, insani ve diplomatik tüm cephelerdeki amansız çabamızı sürdüreceğiz."