İsrail, Suriye'deki iç savaşa ilişkin tutumunu dillendirmekten kaçınsa da yönetimin "öngörülemeyen" grupların eline geçmesinden endişe ediyor. Bu nedenle Suriye konusunda Rusya ile yakınlaşan İsrail, bir yandan sınırındaki İran tehdidini bertaraf etmek için adımlar atarken, diğer yandan "bilinen" düşmanı Beşşar Esed'in merkezde olduğu bir yönetimi tercih ediyor. 

İsrail, Suriye'de iç savaş başladığından bu yana 15 yıldır "dengeli" ilişkiler yürüttüğü Beşşar Esed'in iktidardan düşmesinden endişe ediyor. Bu nedenle iç savaşa müdahaleden kaçınan Tel Aviv, sessizliği sadece topraklarına düşen roketlere misilleme yapmak ve sınırına yaklaşan İran destekli Hizbullah hedeflerini vurmak için bozuyor. İsrail, bu niyetle Suriye'de iki aydır hava saldırıları düzenleyen Rusya ile yakınlaşma içine girdi. 

Başbakan Binyamin Netanyahu, Rus yetkililerle Suriye'deki uçuşların koordinasyonu için bir araya gelmesinin ardından dün, "Çıkarlarımızın zarar görmemesi ve bize karşı bir cephe oluşturulmasını engellemek için Suriye'de zaman zaman faaliyet gösteriyoruz" ifadesini kullandı. Netanyahu, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile de "hataları önlemek için" koordinasyonun derinleştirilmesi konusunda anlaştıklarını kaydetti.

İsrail misilleme yapıyor 

Tel Aviv Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı ve Suriye uzmanı Prof. Eyal Zisser, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırıları çok sınırlı çerçevede yaptığını belirterek, şöyle konuştu:

"İsrail, Suriye'yi sadece Suriye'den İsrail topraklarına ateş açıldığı zaman, misilleme yaparak vuruyor. Suriye'den açılan ateşin de iç savaş koşulları içinde muhaliflerin ya da Suriye ordusunun dikkatsizliğinden kaynaklandığı biliniyor. Fakat bu en başında alınan bir karar. Suriye'den atılan bir roket İsrail topraklarına her düştüğünde sınırlı şekilde karşılık verilecek ve bu karşılık, 'bir dahakine dikkatli olun' mesajını verecek."

"Golan tek kırmızı çizgimiz"

Eski İsrail Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Alon Liel de İsrail'in güncel Suriye politikasında iki temel belirleyici ve kırmızı çizgi olduğunu vurguladı.

"Her kim Golan Tepeleri'nde hak iddia etmez, oranın İsrail toprağı olduğunu kabul eder ve oraya füzeler düşmesini engellerse, İsrail için Suriye'de tercih edilen yönetim odur" diyen Liel, İsrail'in zaten halihazırda Lübnan'ın güneyi ve Gazze'den tehdit algıladığını, üçüncü bir tehdit alanına tahammülü olmadığını söyledi.

"Bölünmüş Suriye, hem fırsat hem tehdit"

ORSAM Ortadoğu uzmanı Oytun Orhan da İsrail'in, parçalanmış bir Suriye'ye kategorik olarak karşı çıkmayacağını, ancak bu durumun İsrail için hem fırsatlar hem tehditler arz edeceğini belirtti.

Orhan, bir taraftan büyük ve bütün bir Suriye yerine, küçük devletçikler halinde bir Suriye'nin İsrail için konvansiyonel anlamda daha az tehdit oluşturacağını, diğer taraftan parçaların hangi siyasi güçler tarafından kontrol edileceğinin de önem taşıdığını vurguladı.