ABD'li aktivist Daniel Puls, "Türkiye'de gördüğüm mülteci kampları dünyadaki en iyi kamplar. Türk hükümeti mülteciler için çok ciddi bir çaba gösterdi" dedi.

 
Uluslararası İşbirliği Platformu tarafından düzenlenen 6. Boğaziçi Zirvesi kapsamında "Bölgesel Sahipsiz Kalmış Varlıklar" paneli yapıldı.
 
Panelde konuşan Puls, mültecilerin çoğu yerde istenmeyen insanlar olarak görüldüğünü belirterek, "Oysa onlar bizim çocuklarımız ve geleceğimiz. Eğer çocuklarımıza şimdi bakmazsak, onlarla şimdi ilgilenmezsek gelecekte herhangi bir söz hakkımız olmaz. Çünkü kısmen suç bizde" ifadelerini kullandı.
 
Dünyadaki diğer mülteci kamplarını gezdiğini anlatan Puls, Türkiye'dekilerin dünyadaki en iyi mülteci kampları olduğunu söyledi.
 
Bu konuda Türkiye'ye bakışının son derece olumlu olduğunu ifade eden Puls, şunları kaydetti: "Türkiye'de gördüğüm mülteci kampları dünyadaki en iyi kamplar. Ve olağan üstü bir çaba gösteriyorlar. Bu kamplarda yaşayan insanlara onurlu bir yaşam sunmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Türk hükümeti mülteciler için çok ciddi bir çaba gösterdi. İyi kampların yanı sıra, Eğitim Bakanlığı Suriyeli çocuklar için eğitim imkanı başlattı. Ben böyle bir çabayı kendi ülkemde de görmek istiyorum. Savaştan kaçan ve çeşitli ülkelere sığınan bütün mülteci çocuklar için istiyorum. Türk STK'ları da Suriyeli çocuklar için ciddi çaba harcıyorlar ve bu çaba rol model haline geliyor. Bugün dünyada 122 insandan biri mülteci ya da yerinden olmuş insan durumunda. Küresel trendlere baktığımız zaman mülteci krizinin çok derin bir hal alacağını görüyoruz. Ama mülteciler için ayrılan fon yeterli değil. Finansmanın stratejik bir şekilde sağlanmadığını görüyoruz ve bunun değiştirilmesi gerekiyor."
 
Salam International Başkan Yardımcısı Hussam Abu Issa ise, dünyanın birçok yerinde mültecilerin istismar edildiğini ve korkunç bir dram yaşadığını ifade ederek, "Annesini, babasını kaybeden kız çocuklar fahişe olarak çalışıyorlar. Ya da çalıştırılıyorlar. Yaşayabilmek için yapıyorlar bunu. Bugün çok ciddi bir problemimiz var. Milyonlarca mültecimiz var tüm dünyada ama bu nesiller eğitilmeli yoksa yarının suçluları olacaklar" dedi.
 
Dünyadaki mevcut eğitim sisteminin değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Abu Issa, şunları kaydetti: "Bugün mültecileri, insanları eğitmekten bahsediyoruz. Oysa mültecilerin durumundan sorumlu olanlar maalesef eğitimli insanlar. Karar verenler, savaş çıkaranlar eğitimli insanlar. Problemim eğitimlilerle aslında. Onlar dinleyicilerine fanatiklik öğretiyorlar. İnsani eğitim vermek için bir sistem hazır değil. Ben dünya eğitim sisteminden bahsediyorum. Dünya lideri olacağını söyleyen Donald Trump var. Ne diyor kendisi, 'Müslümanları istemiyoruz'. Veya bunu yasaklamak istiyor. Bu işte eğitimli birisi. Daha eğitilmemiş veya eğitilmiş küçüklerden ne bekleyeceğiz? İnsani bir eğitim sistemi tesis edemezsem asla ve asla düzenli bir dünya olmayacak. Yoksa böyle konferanslar, paneller düzenleyip, konuşmaya devam edeceğiz ve değişen bir şey olmayacak. Mülteciler artmaya ve savaşlar olmaya devam edecek. Dünyaya "insani eğitim sistemi" lazım ve hemen başlamalı. Genç liderler bu eğitimle yetiştirilmeli."
 
İş kadını Shaikha Al Maskari ise, "Mülteciler artık istenmeyen kişi olarak ilan edilmiş durumdalar. Çoğu kişiyi yasa dışı göçmenler şeklinde adlandırıyoruz. Oysa bunlar çeşitli sebeplerden dolayı ülkesinden kaçan mülteciler" dedi.
 
Suriye-Lübnan sınırında ayda 300-400 çocuğun açlıktan hayatını kaybettiğini ve bunun utanç verici bir durum olduğunu belirten Al Maskari şöyle konuştu:, "Çocuklar açlıktan nasıl ölebilir? Ama ölüyorlar çünkü istenmiyorlar, istenmeyen mülteciler... Onun için ölüyorlar. Türkiye'de 8 kamp ziyaret ettim. Türkiye'yi selamlıyorum. Mültecilere çok iyi bakıyorlar. Diğer kamplarla karşılaştırdığım zaman Türkiye'ye çok büyük saygı duyuyorum. Türkiye, onları kardeşlerimiz diye tanıdı. Mültecileri misafir diye kabul ediyor. Misafir, çok önemli bir kelime mülteci için. Çünkü bir insan olarak kabul görüldüklerini anlıyorlar. Avrupa sınırlarında bekletilen mültecileri de gördüm. Perişan haldelerdi."
 
Dünya Bankası'ndan Haneen Sayed ise mülteci çocukların eğitim konusunda yaşadıkları sıkıntılara dikkati çekerek şöyle konuştu: "Lübnan'da 1,2 milyon kayıtlı mülteci var ama bir tane bile resmi kamp yok. Mülteciler bu Lübnan'ın her yerine dağılmış durumda. Ürdün ise 3 resmi kamp kurdu ancak zamanla insanlar kampları bırakmaya başladı. Ürdün'de bulunan mültecilerin yüzde 15'i kamplarda kalıyor. Irak'taki durum biraz daha farklı. Orda, mülteci sayısı düşük ama ülke içinde de yerinden olan çok sayıda insan olduğu için durumları pek iyi değil. Irak'ta kendi içinden 3 milyon insan yerinden olmuş durumda. Mülteci nüfusu çok genç. Yüzde 80'ninden fazlası 35 yaşın altında. Eğitim düzeyleri düşük. Yüzde 80'i ilkokul eğitimine sahip. Nüfusun çok azı eğitimli maalesef. Mültecilerin gittiği ülkelerde işsizlik artıyor ve ekonomik büyüme küçülüyor. Lübnan'da 450 bin okul çağında çocuk var. Lübnan'da okuyun çocuk öğrenci sayısı ise 350 bin. Mülteci çocukların ne durumda olduğunu ve eğitimden nasıl yoksun kaldıklarını hesap edin. Lübnan'a bu konuda uluslararası destek geldi.