Çin'de 28 Aralık'ta onaylanan, ülkenin ilk terörle mücadele yasasının olası terör tehditlerinin yurt içi ve dışında izlenmesine imkan vermesinin haklı gerekçelerinin henüz ortaya konulmadığı belirtiliyor.

Merkezi Malezya'da bulunan Dış Politika ve Güvenlik Çalışmaları adlı düşünce kuruluşunun araştırmacılarından Bunn Nagara, AA muhabirine yaptığı açıklamada, terörle mücadele yasasının tatminkar bir gerekçe ortaya koymadığını söyledi. Bunn Nagara, "Ortada bir terör tehdidi değil, bunun ötesine taşan bir amacın olduğunu söyleyebiliriz. Bu yeni yasa, Çin'in güvenliğini değiştirmeyecektir. Burada en önemli konu, Çin hükümetinin bu yasayı niçin şimdi geçirme gereği duyduğudur. Çünkü şu ana kadar haklılık gerekçesi ortaya konulabilmiş değil" dedi.

Çin Ulusal Halk Meclisi Daimi Komitesi'nin ülke tarihinde ilk defa onayladığı terörle mücadele yasasında Çin istihbarat birimlerinin koordinasyonu ve yurt dışı operasyonlara katılması unsurları öne çıkıyor.

1 Ocak'ta yürürlüğe giren yeni yasa çerçevesinde, Çin Halk Kurtuluş Ordusu, terörle mücadele amacıyla yurt dışında operasyonlar yapabilecek ve yurt dışı terör misyonlarına personel gönderebilecek.

Yasa, çeşitli kamu kuruluşlarına yabancı ülke ve kuruluşlarla siyasi diyalog kapsamında işbirliğine de olanak tanıyor. İstihbarat değişimi gibi alanlarda işbirliğinin sağlanmasıyla Çin, terörle mücadelede yabancı devletlerle koordinasyon ve işbirliğinde daha etkin olmayı hedefliyor.

Uzmanlar ise yasadaki bu şartın diğer bazı anlaşmalara tabi olduğuna dikkat çekiyor. Bunn Nagara, yasa, Çin güvenlik birimlerinin dışarıdan gelebilecek bir tehdit algısı karşısında harekete geçmesine olanak tanısa da diğer ülkelere doğrudan bir etkisi olacağını düşünmediğini söyledi. Çin'in, operasyon yapacağı ülke hükümetinin onay ve işbirliğine muhtaç olduğuna işaret eden Bunn Nagara, "Bu nedenle yurt dışında operasyon yapabileceği şartı o kadar da ciddiye alınmamalı" diye konuştu.

Koordinasyon için istihbarat merkezi

Çin, yeni yasayla terörle mücadelede gerekli istihbaratın toplanması çerçevesinde, koordinasyon görevini üstlenecek ulusal istihbarat merkezi kurulmasını kararlaştırdı.

İstihbarat merkezine ulaşan bilgiler, soruşturma, adli takibat ve terör suçlarının yargılanması sürecinde kullanılabilecek.

Böylelikle herhangi bir terör örgütü propagandası bağlamında sosyal medyada paylaşılan video, fotoğraf ve metinlerin denetlenmesiyle suç teşkil eden durumlara acil müdahalede bulunulması planlanıyor.

Bu durumun hak ve özgürlüklere olası yansımalarıysa henüz bilinmiyor. Nagara, yasanın Sincan Uygur Özerk Bölgesi dışında daha çok Tibet üzerinde etkileri olabileceğini dile getirdi.

İstihbarat koordinasyon merkezi bünyesindeki kişisel bilgiler, devlet sırları ve gizli iş bilgilerini sızdıranların cezalandırılacağı, yolsuzluğun önlenmesi ve bilgi sızdırılmasının sıkı kontrol altında tutulacağına dikkat çekiliyor. Yasanın yürürlüğe girmesinin ardından açıklama yapan yetkililer, kamuoyunda istihbarat toplanabilmesinin güçlendirilmesi gerektiğini ve halktan gelecek her ihbara açık olduklarını belirtti.

Pekin yönetimi, en üst yasama organının onayladığı yasa kapsamında terörle mücadele faaliyetleri için eyalet, şehir ve gerekli görüldüğünde ilçe bazında olmak üzere farklı seviyelerde ulusal istihbarat ve terörle mücadele kurumları oluşturabilecek.

Şiddet, sabotaj, tehdit, halk arasında panik oluşturma ve kamu güvenliğine zarar verme gibi hususlara ilave olarak, siyasi ve ideolojik amaçlar çerçevesinde devlet kurumlarına ve uluslararası kuruluşlara gözdağı verilmesi gibi konuların terör kapsamına alınarak yasada tanımlanmasıyla da hükümet, halkı ayrıştıracak en ufak eylemleri bile engellemeyi hedefliyor. 

Yasayla ülkede din, ifade özgürlüğü ve insan hakları konusunda kısıtlamaların daha da artacağı yönündeki eleştirilere ilişkin Çin basınında, yasanın terör eylemlerini kapsadığı, vatandaşların özgürlük ve yasal haklarının güvence altına alınacağı ve insan haklarına saygı duyulacağı savunuluyor.

Yasa parlamentoda ele alınırken bazı düzeltmelerden geçtiği görüşünü savunan Bunn Nagara, "Açıkçası tasarı halindeki yasa medya üzerinde daha kısıtlayıcıydı. Bazı değişiklikler yapılmış olmalı" dedi.

Yasanın kabul edilmesinin ardından Çin kamuoyunda herhangi bir tepkinin olmaması dikkati çekerken Bunn Nagara, "Çin halkının şu ana kadar tepki göstermemesinin, yasanın sıradan bir prosedür gereği yerine getirilmiş olmasına bağlayabiliriz. Ancak halkın 'bekle-gör' sürecinde olduğu anlaşılıyor" değerlendirmesinde bulundu.

"Yasanın gerekçeleri tatminkar değil"

Çin'de terörle mücadele yasası taslağı, ilk defa 2011'de gündeme gelmişti.

Ülkede son yıllarda Sincan Uygur Özerk Bölgesi başta olmak üzere ülke genelindeki patlama ve bıçaklı saldırı gibi olaylar Pekin yönetimi tarafından doğrudan "radikal gruplarla" ilişkilendirilerek güvenlik önlemleri üst düzeye çıkarılmıştı.

Uygur Bölgesi'nde "ayrılıkçı" faaliyetlere yönelik alınan güvenlik önlemleri kapsamında, şehiriçi ve şehirlerarası otoyollarda kimlik kontrolü, kent merkezlerinin işlek yerlerinde ağır silahlı güvenlik güçlerinin konuşlanması ve bölgeye gelen yabancılara detaylı kimlik taraması uygulamaları bu yeni yasanın kabulünden önce de rutin olarak devam eden faaliyetler arasında bulunuyor. 

Bunn Nagara, son aylarda Sincan'da ulusal güvenliği tehdit edici gelişmeler yaşanmadığını ve yasanın çıkartılma gerekçesinin de tatminkar olmadığına dikkati çekiyor.

Bunn Nagara, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu noktada, akla 'Çin hükümeti bu yasayı niçin bugün çıkardı' sorusu geliyor. Kamuoyuna açıklanmayan ancak Çin güvenlik güçlerince ulaşılan bazı gelişmeler olduğu düşünülebilir. Mevcut yasanın geniş anlamıyla medyada haber akışına da müdahale boyutunun olması öne çıkıyor. Medya üzerinden terör tehdidinin olduğuna dair yakın geçmişte bir örnek de bulunmuyor. O zaman bu yasa niçin şimdi ortaya çıktı?"

Çin yönetimi, özellikle Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde "bölücü" olduğu iddia edilen kişilerin gözaltına alınması ve yargılanması süreçlerine ilişkin bilgileri kamuoyuyla paylaşmıyor, verilen cezaları resmi medya aracılığıyla duyurmakla yetiniyor.

Bunn Nagara, "Bu bağlamda, yasanın nasıl uygulanacağı, ne tür etkilere yol açacağını bekleyip görmek gerekiyor. Unutmayalım ki bu tür yasalar kamuoyunda hükümet karşıtı negatif bir algının oluşmasına neden olabiliyor. Yasanın amaç dışı kullanılması halinde, kamuoyu nezdinde tepki gündeme gelebilir" dedi.