Avrupa Birliği'nin (AB) "İsrail yerleşim yerleri"ne ilişkin kararı Filistin tarafından memnuniyetle karşılanırken, İsrail, "çifte standart" yapıldığını savundu.

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yönetim Kurulu Üyesi ve Filistin Başmüzakerecisi Saib Ureykat, yazılı açıklamasında, AB'nin Yahudi yerleşim birimlerine ilişkin kararından memnuniyet duyduğunu belirtti.

Ureykat, "Bu, İsrail'in hesap vermesi yolunda bir ilerlemedir. Biz hala Avrupa'nın acil adımlar atması gerektiğine inansak da Filistin menşeli ürünlere İsrail malı etiketinin vurulmasının yasaklanması gibi bu karar da İsrail hükümetine verilen bir mesajdır" ifadelerini kullandı.

Uluslararası hukuka aykırı Yahudi yerleşim birimlerinin barışın önünde bir engel olduğunu kaydeden Ureykat, AB'den işgalin sonlandırılması ve 1967 sınırlarında Filistin devletinin kurulması için daha büyük bir rol üstlenmesini talep etti.

Öte yandan, İsrail Dışişleri Bakanlığı, AB'nin İsrail'e karşı "çifte standart" uygulandığını savundu. 

Bakanlığın İsrail radyosunda yer alan açıklamasında, "Başbakan Binyamin Netanyahu ile Dışişleri'nin verdiği diplomatik ve siyasi çabaların ardından AB, kararını hafifletti. Buna rağmen AB, Filistin topraklarındaki olayları körükleyen, siyasi yolların tıkanmasına sebep olan Filistin yönetiminin sorumluluklarını görmezden gelirken İsrail'e karşı çifte standart politikasını sürdürüyor" yorumuna yer verildi.

AB'nin "İsrail yerleşim yerleri" kararı 

AB Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın dünkü sonuç bildirgesinde, Filistin topraklarındaki İsrail yerleşim yerlerinin, uluslararası hukuka aykırı olduğu, barışın önünde engel teşkil ettiği ve iki devletli bir çözüme karşı tehdit oluşturduğu vurgulanmıştı.

"AB, İsrail'in yerleşim yerleri politikası ve bu çerçevedeki uygulamalarına karşı olan güçlü muhalefetini yineliyor" ifadesine yer verilen bildirgede, bu uygulamalar "1967 hattı ötesinde bariyer inşa edilmesi, AB destekli projeler dahil yıkımlar ve el koymalar, tahliyeler, Bedeviler dahil halkı yer değiştirmeye zorlama, yasa dışı karakollar, hareket ve erişim kısıtlamaları" şeklinde sıralanmıştı.

İsrail'i yükümlülüklerine uygun olarak tüm yerleşim yerleri faaliyetlerine son vermeye ve Mart 2011'den sonra inşa ettiği karakolları yıkmaya çağıran AB, Doğu Kudüs'teki yerleşim yerleri faaliyetlerinin ise kentin her iki devletin gelecekteki başkenti olması ihtimalini ciddi bir şekilde riske attığını kaydetmişti.

İsrail, 1967 yılında Altı Gün Savaşları sonunda Doğu Kudüs ve Batı Şeria'yı işgal etmiş, ilerleyen yıllarda da buralarda yerleşim yerleri inşa etmeye başlamıştı. Şu an işgal altındaki Filistin topraklarında 500 binden fazla yerleşimci yaşıyor.