Almanya Federal Cumhuriyeti Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanı Dr. Gerd Müller, Suriyeli sığınmacılara ve Kuzey Irak’taki savaş mağdurlarına destek vermeyen devletlere Mersin’den tepki gösterdi. Müller, “Bazı devletlerin görev üstlenmek istememesinden büyük üzüntü duyuyoruz. Onlar, Türkiye’den de örnek alarak, birlikte görevlerin üstlenilmesi gerektiğini görmeliler. Kuzey Irak’ta gıda yardımına destek vermeyen devletler de utanmalılar” dedi. 
Almanya Federal Cumhuriyeti Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanı Dr. Gerd Müller, Suriyeli sığınmacılara yönelik “No-Lost-Generation-Initiative” (Kayıp Kuşak Olmasınlar) adlı girişimin projesini desteklemek ve Alman Hükümeti 2015 yılının Aralık ayında aldığı bir kararla Türkiye’deki mülteci çocukların eğitimi ve onlara yönelik koruma önlemleri alınması konusunda 25 milyon Avro’luk destek kapsamında Mersin’e geldi. Kente, UNICEF Türkiye Temsilcisi Philippe Duamelle, UNİCEF ve Almanya temsilcilerinden oluşan bir heyetle gelen Bakan Müller, Mersin’de önce Mersin Valisi Özdemir Çakacak, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Yusuf Büyük ve beraberindeki heyetle birlikte merkez Toroslar ilçesinde Suriyeli çocukların eğitim gördüğü 2 Nolu Geçici Eğitim Merkezi’ni ziyaret etti. Bakan Müller, daha sonra sahil Valilik makamında Vali Özdemir Çakacak ile görüştü.
Bakan Müller, Vali Çakacak, UNICEF Türkiye Temsilcisi Duamelle ve Müsteşar Yardımcısı Büyük, makamdaki görüşmenin ardından ortak bir basın toplantısı düzenledi.
“BU ZOR ZAMANDA TÜRKİYE’NİN YANINDA OLMALIYIZ, TÜRKİYE’YE DESTEK OLMALIYIZ”
Valilik toplantı salonunda gerçekleşen toplantıda, özellikle Suriyeli sığınmacılara destek vermeyen ülkelere tepkisini dile getiren Alman Bakan Müller, önemli açıklamalarda bulundu. Suriyeli mültecilere yönelik çalışmalar dolayısıyla hem Türk hükümetine hem Türk insanına hem de Mersinli yetkililere teşekkür eden Müller, Vali Çakacak’ın, Suriyeli mültecilerden söz ederken ‘mülteci’ kelimesini kullanmamasını, bunun yerine ‘misafir’ demesini çok sevdiğini ve takdir ettiğini belirtti. Suriye’den kaçan, Türkiye’de misafir edilen insanların 1,1 milyonunun da Almanya’ya vardıklarını ifade eden Müller, “Bu noktada Türkiye ile Almanya arasındaki dostluk ilişkilerinden de hareket ederek, biz Almanya olarak bu zor zamanda Türkiye’nin yanında olmalıyız. Türkiye’ye destek olmalıyız. Bu konudaki destek olacağımızı da zaten Almanya Şansölyesi Sayın Merkel, bunu birçok kez ifade etti, hem Avrupa Birliği bünyesinde, orada varılan anlaşmaların geçerliliğini koruduğunu da vurguladı. Ben de bunu tekrarlamak istiyorum. Bu konuyla ilgili olarak Cuma günü hükümetler arasında yapılan görüşmelerde de gerekli açıklamalar yapıldı. Desteğimiz hem Avrupa düzeyinde hem ikili düzeyde devam edecektir” ifadelerini kullandı.
“SURİYE İÇİN GÖREV ÜSTLENMEK İSTEMEYEN DEVLETLER TÜRKİYE’Yİ ÖRNEK ALSIN”
Suriye’deki savaşın ve Irak’taki savaş şartları ve mevcut durumun herkes için görev teşkil ettiğini vurgulayan Bakan Müller, Suriyeli sığınmacılara destek vermeyen devletlere tepki gösterdi. Bu ülkelere Türkiye’yi örnek almaları çağrısında bulunan Müller, şunları söyledi: 
“Bu görev hem Avrupa için bir görev hem dünya topluluğu için bir görev. Ve burada bazı devletlerin de bu görevi üstlenmek istememesinden büyük üzüntü duyuyoruz. Onlar, Türkiye’den de örnek alarak, bu şekilde, böyle zor zamanlarda, savaş şartlarında birlikte görevlerin üstlenilmesi gerektiğini görmeliler.”
“DESTEK VERMEYEN DEVLETLER GIDA YARDIMININ AZALTILMASINDAN UTANMALILAR”
Yarın Kuzey Irak’a gideceğini ve orada kampları ziyaret edeceğini bildiren Müller, bazı devletlerin destek vermemesi nedeniyle gıda yardımlarının azaltılmasına da sert tepki gösterdi. Müller, “Orada Dünya Gıda Programı çerçevesinde yapılan gıda yardımlarının parasızlık nedeniyle azaltılması gerektiği konusundan utanç duyuyorum. Ama aslında burada bu tür yardıma destek vermeyen dostlarımız ve dünyadaki diğer devletlerin de utanması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.
Müller, Türkiye ile Almanya’nın mutlaka insan ticaretine ve insan tacirlerine karşı tutumunu aynı şekilde sürdürerek, suç örgütleriyle mücadele ederek Akdeniz’de botlarla, teknelerle kaçırılmak istenen kadınların, çocukların ve erkeklerin daha fazla ölmemesi için çaba göstermeye devam etmeleri gerektiğinin de altını çizdi.
Alman Hükümeti’nin ikili düzeyde 2016’daki yardım miktarını 50 milyon Avro’ya yükseltme kararı aldığını da açıklayan Müller, bunun 25 milyon Avro’sunun UNICEF ile çocuklara yönelik kullanarak uygulamaya koymak istediğini kaydederek, “Çünkü çocuklar bu savaştan kaybedenler olarak çıkmamaları gerekiyor. Onlara eğitim ve vererek onları zenginleştirmek gerekiyor. Çünkü 300 bin civarında okula gidemeyen çocuğa okul imkanı sağlanması gerekiyor. Biz de bu şekilde katkıda bulunmak istiyoruz. Hem sizinle hem UNICEF ile birlikte çalışarak daha çok sayıda çocuğun okul eğitimi almalarını, gençlere mesleki eğitim vererek onların çalışma hayatına kazandırılmalarını sağlamak istiyoruz. Ayrıca, sizlerle yetişkinlere yönelik de programlar gerçekleştirerek, yetişkinlerin çalışma hayatında yer almalarına katkıda bulunmak istiyoruz” şeklinde konuştu.
“SURİYELİ SIĞINMACILARA AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDEN DAHA FAZLA DESTEK BEKLİYORUZ”
Vali Çakacak ise kadirşinas ve vefalı Türk milletinin bugüne kadar zor durumda bulunan, yardıma muhtaç mazlum insanlara dinine, diline, ırkına, rengine bakmaksızın yardım eli uzattığını, ekmeğini paylaştığını, evini açtığını söyledi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, bu anlayışla Suriye’de yaşanan iç savaş nedeniyle yaşam hakkı tehdit altında olan 2,5 milyona yakın Suriyeli misafire ev sahipliği yaptığına dikkat çeken Çakacak, şöyle devam etti:
“Devlet olarak üzerimize düşen bu tarihi sorumluluğun gereği olarak bugüne kadar Suriyeli kardeşlerimiz için 8 milyar doların üzerinde harcama gerçekleştirdik. Biz de Mersin olarak kamu, yerel yönetim, meslek kuruluşları ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla ilimizde misafir ettiğimiz 150 binin üzerindeki Suriyeli kardeşimize, temel ihtiyaçları olan gıda, barınma, sağlık ve eğitim gibi alanlarda yardım elimizi uzatmaya devam ediyoruz. Bunun yanında Suriyeli çocukların eğitim hakkını karşılamaya yönelik uygulamaları da hayata geçirmekteyiz. Bu kapsamda, ilimizde oluşturulan 15 geçici eğitim merkezi ile 300’e yakın derslikte 13 bine yakın Suriyeli çocuğun eğitim ve öğretim alması sağlanmaktadır. 750 civarında Suriyeli öğretmen de UNICEF’in destekleriyle görev yaparak hem kendi geçimlerini sağlamakta hem de öğretmenlik mesleğinin vecibelerini yerine getirmektedir. Bunların dışında 4 binin üzerinde Suriyeli çocuk da Türk okullarında eğitim görmektedir. Böylece ilimizde ikamet eden Suriyeli çocuklardan 17 bininin eğitim alması sağlanmaktadır.”
Türkiye olarak göç ve mülteci sorununun sadece bölgesel bir sorun olmadığını, bir insanlık sorunu olduğunu her fırsatta dile getirdiklerinin altını çizen Çakacak, şunları kaydetti: 
“Suriyeli mültecilere yönelik olarak özellikle Almanya öncülüğünde Avrupa Birliği tarafından olumlu bir yaklaşım olduğunu görmek bizleri memnun etmektedir. Suriyeli sığınmacılara Avrupa Birliği ülkelerinden daha fazla destek bekliyoruz.”
“SURİYE’DE BİR NESLİ KAYBEDİYORUZ”
UNICEF Türkiye Temsilcisi Philippe Duamelle de çok yakında Suriye’deki savaşın 5 yılının dolacağına işaret ederek, geçen bu 5 yılda Suriye’de yaşanan problemler ve savaştan kaynaklanan sıkıntıları, ’60 Saniyede 5 Yıl’ başlıklı bir video izleterek anlattı. Duamelle, “Bu görüntüleri ne zamana kadar görmeye devam edeceğiz? Bu ne zaman bitecek? Türkiye’de yaşayan göçmenler ya da Suriye’de yaşayanlar, sürekli bu sıkıntıları yaşıyorlar. Hiçbir çocuğun hayatında bu sıkıntıları görmemesi lazım. Türkiye’deki 2,5 milyon Suriyelinin yarısı çocuklardan oluşuyor. Biz Suriye’de biz nesli kaybediyoruz ve bunun devam etmesini istemiyoruz. Ne Suriye ne Türkiye ne bölge için bu sıkıntıları artık görmek istemiyoruz” dedi.
Suriyeli çocuklar için en önemli şeyin kaliteli eğitime erişmeleri olduğunu vurgulayan Duamelle, “Türkiye’de 310 bin çocuğun eğitim görüyor olması çok önemlidir. Öte yandan, 450 bin çocuğun da bizim desteğimize ihtiyacı var. Onları da okula kazandırmalıyız. Bugüne kadar yapılan yardımlar takdire şayandır. Hiçbir çocuk arkada, korunmadan, eğitimden mahrum kalmasın diye tüm bu yardımların devam etmesi çok önemli. UNICEF, desteğe devam edecek. Almanya Hükümeti’ne de müteşekkiriz” diye konuştu.
2011’den bu yana Türkiye’ye gelen Suriyeli çocukların eğitiminden Milli Eğitim Bakanlığı’nın sorumlu olduğunu belirten Müsteşar Yardımcısı Büyük de ana hedeflerinin, eğitime dahil etmedikleri tek bir Suriyeli çocuk kalmayana kadar faaliyetlerine devam etmek olduğunu dile getirdi. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, Türkiye’de 5-17 yaş arası eğitim-öğretim çağındaki Suriyeli çocuk sayısının 620 bin olduğu bilgisini veren Büyük, bugün itibariyle 310 bin çocuğun sistemin içerisinde olduğunu belirtti. Yıl sonuna kadar 450 bin çocuğu eğitim-öğretimin içerisine dahil edeceklerini kaydeden Büyük, yapılan çalışmaları göz ardı eden ulusal ve uluslararası kuruluşlara tepki göstererek, şunları söyledi: “Gerek ulusal gerekse uluslararası STK’ların bardağın dolu tarafını görmelerini öneriyoruz. Zira 310 bin çocuk eğitimin içerisindeyken maalesef birçok gerekçeyle sistemin içerisine dahil olmayan çocukları sürekli ön plana çıkararak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Hükümeti’nin yapmış olduklarını göz ardı etmelerinden de rahatsız olduğumuzu ifade etmek istiyorum.”