Paris'te 13 Kasım 2015'te düzenlenen terör saldırıları sonrası Fransa genelinde ilan edilen ve halen geçerli olan olağanüstü halin Fransa'daki Sosyalist Parti hükümeti tarafından tekrar uzatılması talebi, olağanüstü halin önümüzdeki yıla kadar devam ettirilebileceği iddialarını kuvvetlendirdi.

Başkent Paris'te 130 kişinin öldüğü saldırıların akşamı ilan edilen olağanüstü hal, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'ın isteği doğrultusunda istisnai olarak üç ay daha uzatılmıştı.

Olağanüstü halin 26 Şubat'ta öngörülen bitiş tarihine haftalar kala Fransız hükümeti, terör tehdidinin devam ettiğini savunarak, bu yönetimin bir kez daha uzatılması ve anayasada kalıcı olarak yer alması talebinde bulundu.

Saldırıların hemen sonrasında Fransa Başbakanı Manuel Valls, DAEŞ tarafından "sürekli" bir terör tehdidiyle karşı karşıya olduklarını iddia etse de zaman içerisinde Fransız hükümeti, olağanüstü halin sona ermesi için yeni kriterler sunmaya başladı. Geçtiğimiz hafta bir televizyon kanalında soruları yanıtlayan Valls, olağanüstü halin DAEŞ "dünya çapında tamamen yenilinceye dek sürdürüleceğini" ifade etti.

Fransa'daki olağanüstü halin kalıcı hale gelmesinden endişe duyan hukukçular AA'ya yaptıkları değerlendirmede Hollande'ın olağanüstü hali önümüzdeki yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar uzatabileceği ve olağanüstü halin artık "tamamen siyasi gerekçelerle" devam ettirildiği yorumunda bulundu.

2017'ye kadar olağanüstü hal

Yakın tarihinde uzun süreli olağanüstü hal geçmişi olmayan Fransa'da en son insan hakları örgütleri ve hukukçuların desteklediği olağanüstü halin durdurulma talebinin dün akşam Danıştay tarafından reddedilmesi sonucu olağanüstü halin yasal yollarla iptalinin önü kapanmış oldu.

Durdurulma talebinin ana girişimcilerinden Paris Ouest Nanterre Üniversitesi Kamu Hukuku Profesörü Serge Slama, AA'ya yaptığı açıklamada, Fransız hükümetinin, olağanüstü hal bittikten sonra yeni bir saldırı olması halinde sorumluluk almaktan kaçındığı değerlendirmesinde bulundu.

Fransa'nın önümüzdeki aylarda EURO 2016'ya ev sahipliği yapacağını hatırlatan Slama, "COP 21 Çevre Zirvesi'nde oluğu gibi yüksek düzey güvenlik önlemleri bahane edilerek olağanüstü halin ilk çapta yaz aylarına kadar uzatılmasına kesin gözüyle bakılıyor" dedi.

Turnuva sonrası Fransa'nın 2017 Cumhurbaşkanlık Seçimleri sürecine gireceğini ve Hollande'ın şimdiden görevini devam ettirme hesaplarında olduğunu ifade eden Slama, "Hollande'ın hukuken terör tehdidinin halen devam ettiğini kanıtlaması mümkün olmasa da siyaseten olağanüstü hali görevinin sonuna kadar uzatması elini güçlendiriyor. Hollande, anayasayı korumak yerine yeniden seçilme hesabı yapıyor" şeklinde konuştu.

Olağanüstü halin sürdürülmesi "tamamen siyasi"

Fransa'da olağanüstü halin güvenlik endişeleriyle ilan edildiğini belirten Slama, hükümetin olağanüstü hali artık "siyasi" bir araç olarak kullandığı yorumunda bulundu.

Olağanüstü halin iptali talebinde bulunan insan hakları örgütü ve talebi imzalayan 400'den fazla hukukçunun terör tehdidini inkar etmediklerine dikkati çeken Slama, olağanüstü halin ilan amacının "kamuya yönelik anlık tehdidin önlenmesi" olduğunu belirtti.

Olağanüstü halin devam ettirilmesi için gerekli koşulların var olmadığını savunan Slama, "Artık hükümet, 13 Kasım saldırıları sonrası olduğu gibi anlık ve sürekli bir tehlike olduğunu kanıtlamakla uğraşmıyor" ifadesini kullandı.

Fransız hükümetinin Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi gibi kuruluşların olağanüstü hal eleştirilerini kulak ardı ettiğini söyleyen Slama, olağanüstü halin devamının "tamamen siyasi gerekçelere dayandırıldığı" iddiasında bulundu.

"Olağanüstü halin uzatılması terörle mücadele etkili değil"

Olağanüstü hal kararına başından beri prensip olarak karşı çıkan Sulh Hakimleri Sendikası'nın Genel Sekreteri Anais Vrain ise olağanüstü halin yalnızca hukuki açıdan değil işlevsellik yönünden de sorunlu olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Olağanüstü halin yargıyı tamamen arka plana ittiğini dile getiren Vrain, "Geçtiğimiz Kasım'dan beri uygulanan olağanüstü hal, yargının müdahelesi olmaksızın terör eylemleriyle alakası olmayan meselelerde kullanıldı" dedi. Vrain, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eğer olağanüstü halin terörist veya potansiyel terör saldırısı düzenleyecek kişileri yakalama fikrini savunuyorsak olağanüstü halin şimdiye kadarki kullanımı pek etkili olmadı. Olağanüstü halin, COP21 Zirvesi kapsamında protestolarda bulunan çevre eylemcilerinin ev hapsine mahkum edilmesinde kullanılması tek başına amacından ne kadar saptırıldığını gösteriyor."

Olağanüstü hal süresince polisin ev hapsi, baskın düzenleme gibi konularda yargıdan bağımsız olduğunu ve kimlik kontrollerini sıklaştırdığını hatırlatan Vrain, bu önlemlerin teröre yönelen kişilere uygulanmak yerine göçmenleri hedef aldığını ifade etti.

Müslüman ve Afrika kökenli Fransızların olağanüstü güvenlik önlemlerinin ilk hedefi olduğu yorumunda bulunan Vrain, "Olağanüstü halin uygulanış biçimi ayrımcılığa sebep olması dışında toplumun belli kesimlerinde reddedilmişlik ve haksızlığa uğranmışlık hissi uyandırıyor" dedi.

Hükümete olağanüstü hali ilk ilan ettiğinde verilen desteğin zayıfladığını savunan Vrain, "Olağanüstü halin ne zaman biteceğini artık kestiremiyoruz. Saldırılar sonrası olağanüstü hal için genel bir uzlaşı sağlanmış olsa da artık birçok kesimden eleştiriler geliyor, fakat hükümet bunları ciddiye almıyor" şeklinde konuştu.

Olağanüstü hale yerel ve uluslararası tepkiler büyüyor

Olağanüstü halin uygulanışı esnasında yaşanan insan hakları ihlalleri, Fransa genelinde ve uluslararası toplumda gün geçtikçe daha sert eleştirilere yol açıyor.

BM geçtiğimiz hafta, dört raportörünün hazırladığı bir kamu beyanında Fransa'daki olağanüstü halin polise "belirsiz" ve "çok geniş" haklar verdiğine dikkati çekerek, ifade özgürlüğüne yönelik "oransız" kısıtlamaları eleştirmişti.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) ise bu hafta düzenlenen oturumunda Fransa'yı özgürlüklerin korunması ve güvenlik arasında "adil denge kurması" uyarısında bulundu.

Öte yandan, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland, Hollande'a mektup göndererek olağanüstü halden duyduğu endişeyi dile getirdi.

Olağanüstü hal tartışmaları hükümette de çatlağa neden oldu. Adalet Bakanı Christiane Taubira, hükümetin olağanüstü hal kapsamında Fransız vatandaşlığından çıkarılma koşullarının genişletilmesi planını kabul etmediğini dile getirerek dün görevinden istifa etti.

Ayrıca Fransa genelinde 30 Ocak Cumartesi günü olağanüstü hal ve vatandaşlıktan çıkarılma projesine yönelik protestolar düzenlenmesi bekleniyor. Hükümete karşı "Yılmayacağız" adlı bildiriye imza atan 120 sivil toplum kuruluşu, olağanüstü halin kalıcı hale gelmesine eleştiri çağrısında bulunuyor.