Suriye'deki krize siyasi çözüm bulmak amacıyla Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde rejim ve muhalefet heyetleri ile ayrı ayrı yürütülmesi planlanan görüşmeler, İsviçre'nin Cenevre kentinde bugün başlıyor ancak muhalefet, talepleri kabul edilinceye dek görüşmelere katılmayacağını söylüyor. Görüşmelere katılacak taraflar netleşmemesine rağmen, basının görüşmelere olan ilgisi yoğun. Görüşmeleri takip etmek için BM dışından yaklaşık 500 medya mensubu akredite oldu. Suriyeli muhaliflerin oluşturduğu Müzakere Yüksek Komisyonu (HCN), görüşmelere katılmak için BM'ye sundukları kuşatmaların kaldırılması, tutukluların serbest bırakılması ve insani yardımların ulaştırılması talepleri kabul edilinceye kadar görüşmelere katılmayacağını açıkladı. Suriyeli muhaliflerin kurduğu HCN Koordinatörü ve eski Suriye Başbakanı Riyad Hicab, dün akşam CNN International'da yaptığı açıklamada, "Başarısızlığa mahkum konuşmalar yapmaya gitmek istemiyoruz. Gidip müzakerelere katılmak istiyoruz fakat uluslararası toplumun yükümlülüklerine uygun şekilde davranması gerekiyor" demişti.

Rejim heyetini ise Cenevre'de Suriye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Beşar el-Caferi temsil edecek.

PYD müzakerelere resmen katılmıyor

Davetiye gönderilmeyen terör örgütü PKK'nın Suriye uzantısı PYD ise müzakerelere resmen katılamıyor. PYD'nin müzakerelerde BM tarafından herhangi şekilde resmi muhatap kabul edilmesi mümkün değil. PYD lideri Salih Müslim ve heyeti, bu amaçla Cenevre'de bazı ikili görüşmeler yapmaya çalışıyor. Rusya, PYD'yi muhalif örgüt olarak kabul ettirmeye çalışırken, Türkiye ise PYD görüşmelere katılacaksa rejimin yanında yer alması gerektiğini söylüyor.

Katılımın alt düzeyde olacağı görüşmelerin ilk turunun iki ya da 3 hafta sürmesi, ilerleyen dönemlerde ise diploması trafiğinin artması bekleniyor. 

Yaklaşık 6 ay sürmesi planlanan görüşmelerde önceliğin ülke genelinde ateşkes sağlamak, DAEŞ tehdidini durdurmak ve insani yardımların ulaştırılması olacağı açıklanmıştı. 

BM'nin rejim ve muhalefet heyeti ile ayrı gerçekleştireceği görüşmelerde üçüncü taraflar doğrudan söz sahibi olmayacak ancak Türkiye'nin de üyesi olduğu Uluslararası Suriye Destek Grubu 17 ülke ile Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) ve Arap Birliği temsilcileri ise görüşmelerde kolaylaştırıcı sıfatıyla hazır bulunacak.

Söz konusu ülkeler Türkiye, ABD, Suudi Arabistan, Katar, Rusya, İngiltere, Fransa, Almanya, Çin, Mısır, İran, Irak, İtalya, Ürdün, Lübnan, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden oluşuyor.

Süreçte etkin temel uluslararası aktörler ise Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, ABD, Rusya ve İran.

Türkiye'yi Dışişleri Bakanlığı yetkilileri temsil ediyor

Görüşmelerde Türkiye'yi Dışişleri Bakanlığı Ortadoğu Dairesi Genel Müdürü Can Dizdar temsil edecek.

Görüşmelerin gündemini geçen yıl 14 Kasım'da Viyana'da belirlenen 18 Aralık'ta BM Güvenlik Konseyi'nin Suriye'ye ilişkin 2254 nolu karar tasarısında kabul edilen yol haritasının hayata geçirilmesi oluşturuyor.

Buna göre, Suriyelilerin öncülüğünde ilk 6 ay içinde yani Haziran 2016'ya kadar tarafların müzakereleri sonuçlandırıp geçiş hükümeti kurması, bu esnada sahada ateşkes sağlanması öngörülüyor. Buna müteakip 12 ay içinde de yeni anayasa hazırlanması ve adil bir seçim düzenlenmesi amaçlanıyor.

250 binden fazla Suriyeli hayatını kaybetti

Suriye'de Mart 2011'deki halk hareketlerine rejimin şiddet kullanarak yanıt vermesi üzerine başlayan iç savaşta şimdiye kadar yaklaşık 250 binden fazla Suriyeli hayatını kaybederken, 4,5 milyondan fazla kişi de komşu ülkelerde sığınmacı konumuna düştü.

Suriye'de beşinci yılına giren iç savaşın bitirilmesine yönelik ilk adım 30 Haziran 2012'deki Cenevre-1 görüşmeleriyle atılmış ancak görüşmeler sonucu ortaya çıkan Cenevre Bildirisi hayata geçirilememişti. Cenevre-1 Konferansı'ndan sonra yayınlanan Cenevre Bildirisi, Suriye’de iç savaşa son verme hedefiyle siyasi bir geçiş sürecinin başlatılmasını ve tarafların karşılıklı rızasıyla kurulacak ve tam yetkiye sahip olacak bir geçiş yönetimi kurulmasını, kuşatma altındaki bölgelere insani yardım sokulmasını, tutukluların serbest bırakılmasını öngörüyordu.

İlk girişimin ardından 22 Ocak 2014 tarihinde düzenlenen Cenevre- 2 Konferansı'ndan da istenilen sonuç elde edilememişti.