Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Dragan Covic'in, 15 Şubat'ta Avrupa Birliği (AB) üyeliğine resmen başvuracaklarını açıklamasıyla birlikte Bosna Hersek uzun ve zorlu bir döneme adım attı.

AB üyelik başvurusu haberi, 1992-1995 yılları arasında büyük katliamların, yıkımların, soykırımların yaşandığı ülkede "umut verici bir haber" olarak nitelendirilse de ülkenin içinde bulunduğu karmaşık siyasi yapı ve zayıf ekonomik durumu göz önüne alındığında, bu sürecin hiç de kolay olmayacağı açık.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), Bosna Hersek aleyhine hükmettiği "Sejdic-Finci Kararı", Bosna Hersek'in AB üyelik yolundaki en büyük engel olarak gösterilse de ülkede siyasi ve ekonomik reformların uygulanması şartıyla AB'nin "şimdilik" bu kararın uygulanması konusundaki ısrarcı olmayacağı tahmin ediliyor.

AB, Bosna Hersek'in üyelik başvurusu ile ilgili herhangi bir açıklama yapmasa da AB Komisyonu Komşuluk Politikası Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn, daha önce kredibilitesi yüksek bir başvuru için Bosna Hersek'in 2015 Yılı İlerleme Raporu'nda belirtilen üç şarttan en az ikisini yerine getirmesi gerektiğini ifade etmişti.

Hahn'ın da üzerinde durduğu iki şart, AB ile ilişkileri yürütecek etkili bir koordinasyon mekanizmasının kurulması ve İstikrar ve Ortaklık Anlaşması'nın komşu ülke Hırvatistan'ın AB üyesi olmasının ardından yeniden düzenlenmesiydi.

Yıllardır ülke gündemini meşgul eden ancak halen başarılı bir sonuş alınamayan koordinasyon mekanizması meselesinde son olarak 2013 yılında Hırvat Demokratik Partisi (HDZ) girişimde bulunmuş ve iki entiteden biri olan Bosna Hersek Federasyonu'ndaki kantonların da mekanizmaya dahil edilmesini istemiş ancak bir sonuç çıkmamıştı.

Bir diğer koşul olan İstikrar ve Ortaklık Anlaşması'nın yeniden düzenlenmesi, ithalatta gümrük vergilerinin tamamen kaldırılmasını öngördüğü için Bosna Hersek tarafınca olumlu karşılanmıyor.

Konuyla ilgili daha önce açıklama yapan Dış Ticaret ve Ekonomik İlişkiler Bakanı Mirko Sarovic, gümrük vergilerinin tamamen kaldırılmasının ülke bütçesini yılda 25 milyon avro zarara uğratacağını ve ülkedeki üreticilere zarar vereceğini savunuyor.

Sarovic, anlaşmanın yeniden adapte edilmesinin aylar sürebileceğini belirterek, Bosna Hersek ve Bosna Hersekli üreticilerin geleceği için stratejik hareket ettiklerini ifade etmişti.

"Tüm üyeler mutabık değil"

Bosna Hersek Meclisi AB Entegrasyon Komisyonu Üyesi Halid Genjac, AB üyelik başvurusunun tarihi konusunda tüm AB üyelerinin mutabık olmadığını aktararak, birliğin en önemli ülkelerinden Almanya'nın da "üyelik başvurusundan önce iyi bir şekilde hazırlanılması" tavsiyesinde bulunduğunu ifade etti.

Gerek AB üyelerinin tamamının mutabık olmayışı, gerekse Bosna Hersek'in İlerleme Raporu'ndaki anahtar koşulları yerine getirmemesi, üyelik başvurusuna olumlu yanıt verilmesi olasılığını da düşürüyor.

AB Komisyonu'nun, Bosna Hersek'in AB üyeliği sürecinde "bir defalığına" bazı koşulları gözardı ettiği söylenebilir. Bunun en açık örneği, ilk başlarda kesinlikle taviz verilmeyen Sejdic-Finci Kararı'dır. Karar gereği, Bosna Hersek Anayasası'nın, AİHM'nin kararı doğrultusunda değiştirilmesi ve Boşnak, Sırp ya da Hırvat olmayan vatandaşların da cumhurbaşkanlığı ve meclis üyeliklerine aday olmalarının önünün açılması gerekiyordu. AB, ülkede bazı ekonomik ve sosyal reformların hayata geçirilmesi şartıyla, söz konusu kararın uygulanmasını ertelemişe benziyor.

Muhalefet liderinin gözaltına alınması olayları karmaşık hale getirebilir

Öte yandan Bosna Hersek'teki en büyük ikinci Boşnak partisi konumunda Daha İyi Gelecek Birliği (SBB) Genel Başkanı Fahrudin Radoncic'in, yargı organlarının çalışmalarına engel olmak şüphesiyle gözaltına alınması ve hakkında 30 gün ek gözaltı süresi verilmesi, AB üyeliği yolundan gerekli reformların uygulanmasını karmaşık hale getirebilir.

AB Komisyonu'nun, Bosna Hersek'e üyelik yolunda yönelttiği en önemli sorulardan bir diğeri ise 22 yılın ardından 2013 yılında yapılan nüfus sayımı sonuçları. Aradan geçen iki yıla rağmen nüfus sayımı sonuçlarının halen açıklanamaması, AB üyelik sürecinde Bosna Hersek'in önündeki önemli engellerden olacak.

Uzmanlar, tüm bu gerçekler göz önüne alındığında üyelik başvurusunun yapılacağı 15 Şubat tarihini "erken", devlet yetkililerinin "aday ülke" statüsü almak için işaret ettiği 2017 yılını ise "imkansız" olarak değerlendiriyor.

Bölgedeki diğer ülkelerin de geçtiği bu yol göz önünde bulundurulduğunda, Bosna Hersek'in iki yıldan önce "aday ülke" statüsü alması zor görünüyor. Bölge ülkeleri arasından bu statüye en erken ulaşan 1 yıl 9 ay bekleyen Makedonya olurken, Karadağ ve Sırbistan 2'şer yıl, Arnavutluk ise 5 yıl sonra "aday ülke" statüsü alabilmişti.

Bosna Hersek "son vagonda"

Karadağ'ın 2012'de ve Sırbistan'ın ise 2014'te başladığı katılım müzakereleri treninin en son vagonunda Bosna Hersek bulunuyor. Makedonya, Yunanistan ile yaşadığı "isim krizi" nedeniyle yedi yıldır müzakerelere başlayamazken, 2014 yılından "aday ülke" statüsü verilen Arnavutluk da müzakerelere başlamak için sırada bekliyor.

Geçen ekim ayında İstikrar ve Ortaklık Anlaşması'nı imzalayan Kosova'nın ise Belgrad-Priştine diyalog sürecine bağlı olarak en kısa zamanda müzakere sürecine girmesi bekleniyor.