Ukrayna’da Bağımsızlık Meydanı'ndaki kanlı olayların üzerinden geçen iki yılın ardından yeni yönetimin beklentileri karşılamadığı eleştirileri, siyasetin üzerinde kara bulutların gezmesine neden oluyor. Doğu’da Rusya’nın gölgesi, siyasette Batı’nın etkisi ve sokakta halkın beklentisi ise Ukrayna’nın zor günlere gebe olduğunu gösteriyor.

Ülke dışından getirilen uzman isimlerle oluşturulan "teknokrat" niteliğindeki kabine, son günlerde koalisyon ortaklarının hedefi haline geldi. Koalisyon ortaklarından Petro Poroşenko blokunun, bazı bakanlar hakkında “halkın isteklerini yerine getiremiyor” suçlamalarına karşılık hükümet, koalisyon ortaklarının ağır siyasi baskısı altında reformları uygulamakta zorlandığını savunuyor. Ukrayna’daki gelişmeleri yakından takip eden Batı ise siyasette meydana gelen kaostan dolayı, ülkenin yeniden Rusya etkisi altına girebileceği endişesiyle Ukraynalı siyasetçilere acilen birlik ve beraberlik çağrısında bulunuyor.

Rusya yanlısı Viktor Yanukoviç yönetimi döneminde yolsuzluk, rüşvet ve ekonomik kriz nedeniyle halk yönetimi devirip yeni yönetimi iş başına getirmişti. Ancak ülkede fakirliğin hala sürmesi, kurulan Yatsenyuk hükümeti üzerinde eleştirilerin de artmasına neden oldu.

Sadece ekonomik kriz değil, devlet içinde hala Rus sisteminden kalan oligarşinin ülke kaynakları üzerindeki tahakkümü ve bu sisteme yönetimden bazı kimselerin de katıldığı iddiaları, hem iktidar ortaklarında hem de muhalefette rahatsızlığa neden oldu. Son aylarda başlayan bu eleştirileri ilk defa yüksek sesle Odessa Valisi ve eski Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili dillendirdi. Saakaşvili’nin özellikle gümrük kapılarında ve devlet şirketlerinde rüşvet ve yolsuzluk yapılanmasına Başbakan Arseniy Yatsenyuk ve İçişleri Bakanı Arsen Avakov’u da dahil etmesi tartışmaları gittikçe alevlendirdi.

Avakov ve Saakaşvili’nin kamuoyunda karşılıklı suçlamaları, Cumhurbaşkanı Poroşenko’nun başkanlığında yapılan bir toplantıda iki ismin bardakların fırlatıldığı, küfürlü tartışmalarına kadar vardı.

Her platformda hükümeti zan altında bırakan iddialarıyla gündeme gelmeye başlayan Odessa Valisi Saakaşvili, geçen yıl Aralık ayında yolsuzluk iddialarını halk nezdinde anlatmaya karar verdi. Saakaşvili, yolsuzluklarla mücadele platformu oluşturarak, bölge bölge ülkedeki oligarşik yapıyı ve ekonomik krizi sebepleriyle anlatmaya başladı.

2016 yılına girilmesiyle kamuoyunda ve siyasi kulislerde sıklıkla Yatsenyuk hükümetinin başarısız olduğu, Başbakan Yatsenyuk’un görevini bırakacağı, yılın ilk çeyreğinde kabine üyelerinin değişeceği konuşulmaya başladı. Aynı anda koalisyon ortaklarından Petro Poroşenko bloku milletvekilleri de reformların yerine getirilmemesi eleştirilerini sıklıkla dile getirir oldu. Geçen yılın sonunda bu tartışmalar sürerken Başbakan Yatsenyuk, parlamento önünde reform çalışmalarının sürdüğünü, ekonomik krize karşı nasıl önlemler alındığını, yolsuzluklarla nasıl mücadele edildiğini anlatarak, sorunsuz bir şekilde hesap vermişti.

Ancak kabinede ilk büyük sarsıntı 3 Şubat’ta yaşandı. Birden bire reformların gerçekleştirilmesinde önemli rol oynayan Ekonomik Kalkınma ve Ticaret Bakanı Ayvaras Abromaviçus, ekibiyle birlikte istifa kararı aldığını duyurdu. Bakan Abromaviçus, istifa gerekçesi olarak da koalisyon ortaklarından Petro Poroşenko Bloku Başkan Yardımcısı Igor Kononenko’nun bakanlığın işlerine karışmasını ve reformları engellemesini gösterdi. Bu karara karşılık Batılı 10 ülkenin büyükelçisi kaleme aldıkları ortak mektupta Bakan Abromaviçus’un başarılı bir çalışma gerçekleştirdiği, ülkede bir hükümet krizine meydan verilmemesi gerektiği mesajını verdi.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Poroşenko da ertesi gün Başbakan Arseniy Yatsenyuk ve Parlamento Başkanı Vladimir Groysman’ı da yanına alarak G-7 ülkelerinin büyükelçileriyle toplantı yaptı. Toplantıda büyükelçiler, Batı dünyasının Ukrayna hükümetine "birlik olun" mesajını iletti. Poroşenko ise devlet başkanlığı, parlamento ve hükümetin birlikte çalışacağını bildirdi.

Krizin boyutu sonradan anlaşıldı

Başbakan Yatsenyuk’un toplantıdan kısa süre sonra bakanlar kurulunu acil toplantıya çağırmasıyla krizin boyutu anlaşıldı. Ekonomik Kalkınma ve Ticaret Bakanı Ayvaras Abromaviçus’un yanı sıra Enformasyon Politikaları Bakanı Yuriy Stets, Sağlık Bakanı Aleksandr Kvitaşvili ve Tarım Politikaları ve Gıda Bakanı Aleksey Pavlenko, Altyapı Bakanı Andrey Pivovarskiy’in de istifa kararı aldığı ortaya çıktı.

Yatsenyuk’un, bakanlarına sahip çıkacağı ve hükümete karşı yapılacak siyasi baskılara karşı sessiz kalmayacağı mesajı verdiği olağanüstü toplantıda, istifa kararı alan bakanlar kararlarından vazgeçtiklerini açıkladı. Hasta olduğu gerekçesiyle dışarıya çıkmayan Abromaviçus ise Twitter hesabı üzerinden istifa kararından vazgeçmediğini, bunun için gereken son belgeyi de imzaladığını duyurdu.

16 Şubat kritik gün

Yatsenyuk hükümeti, icraatları ve gerçekleştirdiği reformlarla ilgili 16 Şubat’ta parlamento önünde hesap verecek. Uzmanlar bu tarihe kadar kabinede bir değişiklik olmayacağı ve bir krizin yaşanmayacağını savunuyor.

Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko’nun danışmanı Oleg Medvedev, Kanal 5’e yaptığı açıklamada, hükümetin yazılı olarak icraatlarını içeren bir mektubu parlamentoya sunduğunu söyleyerek, 16 Şubat’ta hükümetin sözlü hesap vereceğini hatırlattı. Bu tarihe kadar kabinede herhangi bir değişiklik beklemediğini belirten Medvedev, "Hükümetin bakanlarla ilgili değişiklik yapması gerektiği açıkça görülüyor. Ancak böyle bir değişikliği 16 Şubat’ta hükümetin parlamento önünde hesap vermesinden sonra yapacağını düşünüyorum" diye konuştu.

Rusya’nın ve Batı’nın dikkatle gözlemlediği Ukrayna’da muhalefetin ve iktidar ortaklarının eleştirileri altındaki hükümet şimdilik ülkeyi yeniden yapılandırma ve Avrupa’ya entegrasyon çalışmalarını sürdürüyor.