Uluslararası Ceza Mahkemeleri Rezidüel Mekanizması (IRMCT) Hakimi, emekli büyükelçi Aydın Sefa Akay, Rusya'nın Suriye'de okul ve hastaneleri bombalamasının hem savaş suçu hem de insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu söyledi. 

Suriye'de Rusya'nın sivil hedefleri bombalamasına ilişkin AA muhabirine açıklama yapan Akay, bu savaş suçunun kağıt üzerinde bir yaptırımı olduğunu ancak pratikte uygulanamadığını ve takibi konusunda bir tıkanma yaşandığını kaydetti. 

Akay, Rusya'nın, BM Güvenlik Konseyinin 5 daimi üyesinden biri olduğunu ve veto hakkı bulunduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: 

"O yüzden pratikte bunu işletmek mümkün değil. BM Güvenlik Konseyi 'Suriye'de suç işleniyor' dese de Rusya'nın bunu veto etme hakkı olduğu için bir yaptırım uygulanamayacak. Yani Rusya'nın yaptığı yanına kalacak. Rusya olur da güçten düşerse BM Güvenlik Konseyinin yapısı değişirse o zaman Putin'i veya komutanları uluslararası ceza mahkemesinde yargılarlar. Ama şu an cezasız kalıyor. BM'de yıllardır bir reform yapılması isteniyor ama bu 5 daimi ülke bu reformu kabul etmiyor. 5 daimi ülkenin aleyhine karar çıkması imkansız oluyor." 

Akay, Rusya'nın bu insanlık ve savaş suçunu ilk kez Suriye'de işlemediğini, Kırım ve Ukrayna'da da aynı suçlara imza attığını ifade ederek, 5 daimi üyeden biri olduğu için hakkında takibat yapılamadığını, güçlünün haklı olarak görüldüğünü söyledi. 

Rusya'nın bombardımanla insanları göçe zorlayarak Türkiye'yi de zora soktuğunu, bu nedenle Türkiye'nin müdahale hakkı bulunduğunu belirten Akay, "Türkiye, Suriye'ye girip, Rusya'nın sivilleri bombalayan tankını, topunu imha edebilir. Bu bir anlamda meşru müdafaa gibi de algılanabilir. Ancak bu çok hassas bir konu, o çizgiyi geçerseniz bir anda kendinizi savaşın içinde de bulursunuz ki bunun sonuçlarını tahmin etmek güç olur" dedi. 

"Türkiye derhal diplomatik ve hukuki çalışmaları başlatmalıdır" 

Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın da evrensel savaş hukukuyla Lahey ve Cenevre sözleşmelerinde belirtilen temel kurallara göre silahlı çatışmalarda sivil hedeflerin vurulmasının ve bunlara aşırı güç kullanımının suç olduğunu vurguladı. 

Caşın, "Uluslararası toplumun, okulların, hastanelerin bombalanmasına gerekli tepkiyi vermediğini görüyoruz. Başta Kızılhaç ve BM olmak üzere dünyadaki tüm STK'ların bu saldırların durdurulması için derhal harekete geçmesi gerekiyor. Askeri gereklilik olmadığı halde yerleşim alanlarının bombalanması yasaktır. Bu hedeflere yapılan saldırılardan başta Rusya devleti ve emri veren komutanlar sorumludur" ifadelerini kullandı. 

Caşın, Türkiye'nin derhal uluslararası kurumlar nezdinde bu konuyu gündeme getirmesi gerektiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Başbakan Ahmet Davutoğlu bunun sinyalini Ukrayna'da verdi. Söz konusu uluslararası kurumlardan biri BM, diğeri NATO'dur. Bu suçun önlenmesi için Türkiye derhal diplomatik ve hukuki çalışmaları başlatmalıdır. Dışişleri Bakanlığının bu konuda çalıştığını tahmin ediyorum. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de Rus hava kuvvetlerinin aşırı güç kullandığını ve bunun derhal durdurulması gerektiğini söyledi. Bu bütün uluslararası topluma ve muhataplarına verilen bir mesajdır. Rusya'nın bu saldırıları kasti bir şekilde yaptığını düşünüyorum. Aşırı güç kullanarak sivil halkı göçe zorluyor. Bir taraftan Rus hava kuvvetleri, diğer taraftan Esed tankları sivil bölgeleri bombalıyor. PYD ve Hizbullah da buna yardım ediyor. Yani 4 taraflı bir ittifakın burada işlediğini düşünüyorum. Bunu zaten bütün dünya da biliyor." 

Toplumları kitlesel bir göçe zorlamanın suç olduğuna işaret eden Caşın, "Eğer bu savaş durumu Azez bölgesinde olduğu gibi milli güvenliğimizi tehdit ederse 51. maddeye göre Türkiye meşru müdafaa hakkını kullanabilir. Eğer kamplara bombalar düşmeye başlarsa bu durumda uluslararası toplumun Güvenlik Konseyini harekete geçirip, Rusya'ya karşı tedbir alması gerekir" şeklinde konuştu. 

"İnsan öldürmenin hiçbir haklı sebebi olamaz"

Caşın, Rusya'nın, Suriye'den insanları göçe zorlayarak Türkiye'yi ekonomik anlamda zora sokmaya çalıştığını dile getirerek, "Rusya acilen bu düşmanca tavrından vazgeçmeli ve PYD gibi terör örgütlerine de silah vermemeli. Bu şekilde Türkiye'nin güvenliğine de zarar veriyor. Rusya'nın tutumunun savaş sebebi olması için Rus ordusunun Türkiye'ye karşı bir savaş durumuna geçmesi gerekiyor. Şu anki eylemlerin Türkiye sınırı dışında olduğunu düşünürsek durum bu merkezde değil. Rusya silahlı kuvvetleri bölgede meşru mudur? Hayır. Çünkü Güvenlik Konseyi kararı olmadan buraya girmiştir. Esed yönetimi iktidarını, meşruiyetini kaybetmiş bir yönetimdir. Dolayısıyla onun çağrısıyla bölgeye gelen Rus ordusu, Suriye ordusu değildir. Bu çok önemli. Putin, DAEŞ terörüne karşı oldukları için bölgede varlıklarının meşru olduğunu beyan etmekte ama hiçbir zaman Rus uçaklarının DAEŞ'e bombardıman yaptığını görmedik. Türkiye kendi milli güvenliğini tehdit eden bir durum olursa TBMM'nin onayıyla gerekli askeri tedbirleri alacaktır. Ancak mevcut durumun henüz bir savaş nedeni olduğunu düşünmüyorum" değerlendirmesinde bulundu.