Rusya'nın Suriye'de rejim güçlerine destek verdiği operasyonların şiddetini artırarak, Türkiye, Avrupa Birliği (AB) ve ABD'yi karşısına almasının ardında, Ortadoğu'da bu üç gücün etkisinin azaldığı yeni bir düzen kurmayı hedeflemesinin yattığı ifade ediliyor.

Putin'in Suriye'deki saldırgan politikasını AA'ya değerlendiren uzmanlar, Rusya'nın Ortadoğu'da kendi varlığını kabul ettirmeyi hedeflediğini düşünüyor. Uzmanlar, Rusya'nın batının etkin olmadığı yeni bir düzen kurmak adına Suriye'deki savaşta her şeyi mübah gördüğünü belirtirken, AB'nin Putin'in girişimi karşısında zayıf kaldığını ifade ediyor.

"Putin kendi ülkesini bir arada tutmak uğruna emperyal hedefler peşinde"

Rusya'nın batı ile olan ilişkilerinin Ukrayna kriziyle büyük darbeye uğradığını hatırlatan Avrupa Politikaları Çalışmaları Araştırma Merkezi (CEPS) AB Politikaları Başkanı Steven Blockmans yaptığı değerlendirmede, Rusya'nın Ortadoğu'daki girişimi ile batıyla olan gerilimi çok daha ileri seviyeye taşıdığını belirtti.

Suriye'deki Rus müdahalesinin Kırım'ın ilhakı sonucu batının uyguladığı yaptırımlara karşılık verilmesinden daha ileri bir hamle olduğunu belirten Blockmans, "Putin için, Suriye'deki meselede, batının Ukrayna politikalarının intikamının ötesinde çok daha büyük çıkarlar söz konusu. Rusya'nın Suriye'ye müdahalesinin ardında Putin'in emperyal ve çarist hevesleri yatıyor" şeklinde konuştu.

Putin'in Suriye'de müdahalesinin şiddetini artırarak kendi ülkesini bir arada tutmaya çalıştığını öne süren Blockmans, "Putin kendi bölgesel entegrasyon modelini uygulayarak Sovyetler Birliği'nin yeniden canlandırılmasını hedefliyor" dedi.

"Rusya batıya karşı artık kaybedecek bir şeyi olmadığını düşünüyor"

Alman Marshall Fonu (GMF) Dış Politika Başdanışmanı Ian Lesser ise yaptığı değerlendirmede, Rusya'nın Suriye'deki saldırılarında askeri ya da sivil hedef ayrımı gözetmeksizin agresif bir politika izlemekten çekinmediğine değinerek, "Rusya batıya karşı artık kaybedecek bir şeyi olmadığını düşündüğünden Suriye'deki hava saldırılarında daha sorumsuz bir tavırla hareket ediyor" dedi.

Putin'in yalnızca Suriye'de değil Ortadoğu'nun geri kalanında da etkisini artırmaya çalıştığını ifade eden Lesser, "Rusya, Avrupa'nın doğusu ve güneyinde AB ve Transatlantik ortaklarının rahatsız olacağı bir düzen kurmaya çalışıyor. Rusya sadece Suriye'de değil Kuzey Afrika ve Mısır gibi yerlerde de daha fazla söz hakkı sahibi olması gerektiğini düşünüyor" değerlendirmesini yaptı. 

"Rus milliyetçiliğinin geri dönüşü"

Rusya'nın uzun yıllar süren "atalet" sonrası geri dönüş yapmayı arzuladığının altını çizen Lesser, "Bu süreç, Rus milliyetçiliğinin geri dönüşü olarak adlandırılabilir, Rusya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'nın genelinde yeni düzeni belirleyecek bir rol almaya çalışıyor" dedi. 

Rusya'nın kurmaya çalıştığı düzende Avrupa'nın çıkarına uymayacak birçok nokta olabileceğine dikkati çeken Lesser, "Rusya'nın bölgede hakim olması daha az Avrupa, daha az ABD ve daha az Türkiye anlamına gelecektir" diye konuştu.

"Avrupa Rusya'nın girişimlerine karşılık veremiyor"

AB'nin Rusya'nın saldırılarına tepkisini değerlendiren Carnegie Araştırma Kuruluşu Kıdemli Araştırmacısı Judy Dempsey, "Avrupa'nın Rusya'nın agresifleşen politikaları karşısında cevap verecek gücü yok. Putin yerinden hiç kımıldamayıp, Ortadoğu'dan gelen mülteci akımına cevap veremeyen AB'yi nasıl daha da zayıflattığını izleyebilir" yorumunda bulundu.

Avrupa'nın özellikle Rusya'nın Halep bombardımanı sonrası oluşan yeni göç akımıyla daha da kırılganlaştığına değinen Dempsey, "AB şu anda inanılmaz düzeyde zayıf. Mültecileri ağırlayacak nezaketi bile yok. Halbuki Türkiye'nin ne kadar sığınmacı kabul ettiğini düşünürsek bir milyon mülteci AB için hiçbir şey" şeklinde konuştu.