Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Libya Uzmanı Emrah Kekilli, "Libya Siyasi Anlaşması, Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin göreve başlaması halinde Temsilciler Meclisi'nin ve Milli Genel Kongre'nin devlet istişare meclisine dönüşmesini öngörüyor. Böyle bir durumda MGK’nın bir yetkisi kalmamış oluyor" dedi.

Libya’da yaşanan devrim sürecini ve son gelişmeleri AA’ya değerlendiren Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği (ORDAF) Libya Uzmanı Kekilli, Libya'daki mevcut siyasi krizi ve devam eden güvenoyu görüşmelerini anlayabilmek için Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin (UMH) ortaya çıkış sürecinin ve Libya Siyasi Anlaşması'nın iyi incelenmesi gerektiğini söyledi.

UMH'nın göreve başlaması halinde Temsilciler Meclisi'nin (TM) ve Milli Genel Kongre'nin (MGK) etkisiz kurumlara dönüşeceğine dikkati çeken Kekilli, “Libya Siyasi Anlaşması, Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin göreve başlaması halinde Temsilciler Meclisi'nin ve Milli Genel Kongre'nin devlet istişare meclisine dönüşmesini öngörüyor. Böyle bir durumda MGK’nın bir yetkisi kalmamış oluyor. Hükümeti denetleme yetkisine sahip olacak parlamentonun da bu hakkını kullanabilmesi için 120 milletvekilini toplaması ve bu yönde ortak karar alması gerekiyor. Temsilciler Meclisi'nin yapısına ve geçmişine baktığımızda 120 milletvekilinin bir araya gelip ortak bir karar almasının imkansız olduğunu görüyoruz" ifadelerini kullandı.

 Güvenoyu görüşmelerinde yaşanan kriz

Tobruk ve Trablus'taki milletvekillerinin bu durumun farkında olduğu için UMH'nın güvenoyu alma konusunda sıkıntı yaşadığını belirten Kekilli, UMH’yi istemeyen vekillerin her iki tarafta da çoğunlukta olduğunu ve bu vekillerin ikna çalışmalarının uzun zamandır yoğun bir şekilde devam ettiğini aktardı.

Denetimden yoksun olan, sahada kabul görmeyen ve her iki parlamento tarafından varlığı tartışılan UMH’nın güvenoyu alma olasılığını düşük gördüğünü söyleyen Kekilli, "Libya Siyasi Anlaşması'na göre UMH kurulduktan sonra şehirlerden çekilen silahlı grupların yerine ordu birliklerinin konuşlandırılması gerekiyor. Sorun şu ki, kimin silahlı milis kimin ordu askeri olduğu neye göre belirlenecek. Sahada onlarca silahlı grup bulunuyor ve bu gruplar arasında kurulan ittifakların devamlı değişiyor olması da durumu daha karmaşık bir hale getiriyor. Karşıt görüşteki grupların orduya alınması ise farklı sorunlar ortaya çıkaracak" dedi.

Batılı güçlerin, darbe yanlısı General Halife Hafter'i Libya’da meşru bir güç diğer grupları da silahlı milisler olarak göstermeye çabaladığını dile getiren Kekilli, darbe girişiminde bulunduğu zaman ülkenin yöneticileri tarafından asi ilan edilen Hafter'in, bir anda genel kurmay başkanıymış gibi bir konuma getirilmesinin önemli etkenler içerdiğini söyledi.

Askeri müdahale ve DAEŞ sorunu

Fas'ın Suheyrat şehrinde 17 Aralık'ta imzalanan Libya Siyasi Anlaşması'nın çok fazla çıkmazı içerisinde barındırdığını belirten Kekilli sözlerine şu şekilde devam etti:

"Böyle bir anlaşma üzerine kurulan UMH'nın Libya'daki siyasi, insani ve askeri sorunları çözeceğini düşünmüyorum. Kabinesini ikinci defa kuran UMH'nın bu görüşmelerde de veto alacağını düşünüyorum. Ancak başta BM olmak üzere Batılı devletlerin TM üzerindeki baskısı bir sonuç verirse güvenoyu alabilir. ABD ve Fransa son aylarda Libya’daki terör varlığına vurgu yapıyorlar. Askeri müdahale iseteyen ülkeler devamlı olarak DAEŞ tehlikesini gerekçe gösteriyorlar. Ancak müdahalenin olacağı söylenen bölgelerde DAEŞ militanları bulunmuyor. Böyle bir çelişki söz konusu. Sirte'de 2 bin ile 3 bin arasında mensubu olan ve diğer şehirlerde çok zayıf faaliyetleri görülen DAEŞ, Derne şehrinde halkın tepkisi nedeniyle dağlık bölgelere çekilmek zorunda kaldı. Libya’ya askeri müdahale yapmak isteyenlerin bir diğer gerekçesi de DAEŞ’in petrol bölgelerini ele geçireceği iddiası. Ancak DAEŞ’in sahadaki faaliyet alanlarına baktığımızda petrol bölgelerinin çok az bir kısmının tehlikede olduğu görülüyor."

General Hafter ve ekibi

Libya’daki devrim sürecini yakından takip eden isimlerden Kuzey Afrika Uzmanı Nebahat Tanrıverdi de Libya’da kısa vadede bir sonuç alınamayacağını söyledi.

TM üyeleri ile Fayiz es-Sirac yönetimi arasında anlaşmazlıkların devam etmesinin, UMH güvenoyu görüşmelerinin ertelenmesine neden olduğunu belirten Tanrıverdi, Hafter ve ekibinin UMH kurulsa bile kendi yapılarını devam ettirmek istediklerini aktardı. 

General Hafter ve ekibinin TM’de güçlü olduklarını hatırlatan Tanrıverdi, geçtiğimiz günlerde Hafter hakkında gündeme gelen yolsuzluk iddialarının üzerinin örtüldüğüne ve TM’nin bu konuda bir şey yapmadığına dikkati çekti. 

Partiler ile aşiretler arasında anlaşmazlık

Kurulan ilk UMH kabinesi daha çok aşiret temsilcilerinden oluşurken ikinci UMH kabinesinde siyasi partilerden isimlere ağırlık verildiğini vurgulayan Tanrıverdi, aşiretlerin bu duruma verecekleri tepkilerin güvenoyu görüşmelerine yansıyacağını söyledi. 

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yapılacak askeri operasyonların terör örgütü DAEŞ üzerinden meşrulaştırılmaya çalışıldığını belirten Tanrıverdi, “Başta Fransa, İtalya ve İngiltere olmak üzere Avrupa ülkelerinin Libya’ya yönelik askeri müdahale nedenleri arasında petrol sevkiyatının güvenli bir şekilde gerçekleşmesi yer alıyor. Belli bir oranda Libya petrolüne bağlı olan İtalya ve Fransa, Libya’daki petrol sevkiyatının azalmış olmasından endişe duyuyorlar. Ancak UMH dış güçlerin askeri müdahalesine izin verirse ülke içerisindeki meşruiyetini yitirir ve yerel aktörler arasında ayrışması artabilir” dedi.

Devrim sonrası Libya'da yaşanan süreç

Libya’da 2011’den sonra yaşanan süreçten hem yerel hem de küresel aktörlerin çıkarması gerektiği dersler var diyen Tanrıverdi şunları söyledi:

“Demokratikleşmenin askeri operasyonlarla sağlanamayacağını Libya’da bir kez daha gördük. Yerel aktörler arasındaki çatışmalar bize önceliğin Libya’nın ulusal çıkarları olmadığını gösterdi. Onlarca askeri grubun olduğu ve siyasi olarak ikiye bölünmüş olan ülke, şimdi de üçe bölünme tehlikesi ile karşı karşıya. Askeri ve siyasi olarak parçalanan bir ülkeyi yeniden toparlamanın çok zor olduğuna Libya’da şahit oluyoruz.” 

Libya’daki sorunun kısa veya orta vadede çözülebileceğini düşünmediğini söyleyen Tanrıverdi, “ Libya’da çözüm isteyen tüm aktörler sabırlı olmalılar. Birleşmiş Milletler uzun vadeli bir plan yapmadan ülkede hemen bir sonuç almak istiyor. İç çatışmalarda o kadar çok kan dökülmüş ki tarafların hiç bir şey olmamış gibi aniden bir araya gelmelerini beklemek yanlış olur. Batılı aktörler de bu durumu, madem bu insanlar beraber yaşayamıyorlar o halde ülkeyi ikiye veya üçe bölelim, şeklinde değerlendiriyorlar” ifadelerini kullandı.

Fas'ın Suheyrat kentinde yapılan görüşmeler sonucunda UMH Başkanı Fayiz es-Sirac, 14 Şubat Pazar günü 18 bakandan oluşan Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin yeni kabinesini açıkladı. TM üyeleri geçtiğimiz hafta Pazartesi günü UMH'nın yeni kabinesini görüşmek üzere bir araya geldi. UMH Başbakanı Sirac'ın talebi üzerine Salı günü ara verilen görüşmeler dün yeniden başladı. Bugün devam eden güvenoyu görüşmelerinden çıkacak sonuç, Libya'nın geleceği için büyük önem taşıyor.