Avrupa Birliği'nin (AB) Belaruslu 170 özel ve tüzel kişiye uyguladığı yaptırımları kaldırma kararı, Brüksel ile Minsk arasındaki ekonomik ilişkileri geliştireceği her kesimce kabul edilirken, bu durumun iki taraf arasındaki siyasi ilişkilere nasıl yansıyacağı konusunda farklı görüşler dile getiriliyor.

Bazı uzmanlar, Ukrayna tecrübesinden sonra en önemli ekonomik nedenlerle bile Belarus'un, Rusya gerçeği nedeniyle, AB ile yakınlaşma konusunda ihtiyatlı davranacağını ileri sürüyor. Moskova yönetimi de bu ihtiyata dikkat çekercesine yaptırımların kaldırılmasıyla eş zamanlı olarak Minsk'te "Rusya-Belarus Üst Düzey İşbirliği Zirvesi" düzenledi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, toplantıya ekibindeki önemli isimlerle katıldı.

Belarus Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanı Denis Melyantsov, AB'nin yaptırımları kaldırmasında Belarus'un Ukrayna krizinde müzakerelere ev sahipliği yaparak "barışçıl pozisyon sergilemesinin" önemli rol oynadığı görüşünde.

Melyantsov, Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko'nun siyasi tutuklulara af çıkarması, seçimlerde şiddet olaylarının yaşanmaması gibi faktörlerin de AB'nin yumuşamasının nedenlerinden biri olduğunu söyledi.

2008-2010 yıllarında Minsk-Brüksel ilişkilerinde çözülme süreci yaşandığını ve bunun AB için hayal kırıklığı ile sonuçlandığını iddia eden Melyantsov, bu nedenle AB'nin Belarus'tan çok yüksek taleplerde bulunmadığını ve "küçük adım politikası" izlediğini savundu.

Melyantsov, "Kimse Belarus'tan hiçbir siyasi dönüşüm talep etmiyor. AB'li siyasetçiler ve diplomatlar da siyasi sorunların parantez içerisine alındığını, şimdilik taraflar için daha rahat olan konuları söylüyor. Şu an mevzubahis AB'nin Belarus'un modernizasyonu konusunda yardımda bulunması, devam eden altyapı projeleri ve ticari ilişkiler" değerlendirmesinde bulundu.

"Yaptırımların kaldırılması Batı'ya doğru kayma anlamına gelmez"

Melyantsov, yaptırımların kaldırılmasının Belarus'un imajını Avrupalı yatırımcıların gözünde iyileştireceğine işaret ederek, böylelikle Almanya, İngiltere ve diğer Avrupa ülkelerindeki büyük firmalarından ülkeye yatırım çekilebileceğini kaydetti

Minsk ve Brüksel arasındaki yakınlaşmanın Belarus'un bazı Rus milliyetçi çevrelerin sıkça öne sürdüğü gibi "Batı'ya doğru kayma" anlamına gelmediğini öne süren Melyantsov, "Bu sadece ikili ilişkilerin aşamalı şekilde normalleşmesi olarak algılanmalı. Rusya çok iyi biliyor ki Belarus onun askeri, siyasi ve ekonomik alanlardaki güvenilir müttefiki olarak kalmaya devam edecek. Kimse ne Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'nden ne de Avrasya Ekonomik Birliği'nden çıkıyor" diye konuştu. 

"Minsk, AB ile yakınlaşmak için 100 kere düşünüyor"

Siyaset Bilimci Yuri Tsarik, yaptırımların kaldırılmasıyla, Minsk yönetimini yeni reformlara itmek ve Belarus-AB ilişkilerinin normalleşmesine katkı sağlanmanın amaçlandığını dile getirdi.

Tsarik, yaptırımların kaldırılmasının ülkeye ciddi avantaj sağlayacağını ve Belarus'un "yaptırım ülkesinden, cazip yatırım ülkesi"ne dönüşeceğini savunarak, "Şüphesiz, ortaklık anlaşması için de fırsat doğuyor. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ve diğer kurumların ekonomik desteklerinin büyütülmesi öngörülüyor" dedi.

Belarus ve AB arasında daha sıkı yakınlaşmanın şimdilik mümkün olmadığını öne süren Tsarik, bunun için Belarus'un ekonomi siyasetini ciddi şekilde değiştirmesi ve Rusya'ya olan ekonomik bağımlılığını dengelemesi gerektiğini ifade etti. Tsairk, Minsk yönetiminin en ciddi ekonomik nedenlerle bile AB ile yakınlaşmak için 100 kere düşündüğünü söyleyen Tsarik, "Bu adım Rusya'dan sert tepki alabilir ve Doğu Avrupa'da yeni gerginlikleri provoke edebilir" değerlendirmesinde bulundu.

AB, aralarında Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko'nun da bulunduğu Belaruslu özel ve tüzel kişilere uyguladığı yaptırımları kaldırdı. Brüksel yönetiminin 1990'lı ve 2000'li yıllarda bazı muhaliflerin ve iş adamlarının kaybolmasıyla bağlantılı olduğunu düşündüğü 4 kişiye yönelik yaptırımlar ise kaldırılmadı. Belarus'a yönelik bazı askeri araç ve silahlarla ilgili yaptırımlar ise geçerliliğini koruyor.