Akgün, AA muhabirine, Suriye'deki gelişmeler ve uygulanacak ateşkesle ilgili açıklamalarda bulundu. 

DAEŞ veya YPG’ye katılmak için ya da Esed’in yanında savaşmak için Suriye'ye giden savaşçıların tümünün dini kaynaklı olmadığına dikkati çeken Akgün, "Seküler, laik, Marksist her türlü düşünce var. Biz bunları çok konuşmuyoruz ama Suriye bu anlamda terör örgütlerinin eğitim ve idman üssü oldu. Aynı zamanda bütün patlayıcı maddelerin de yatağı haline geldi” diye konuştu.

Terör örgütlerinin, kendi ellerinde bulunamayacak kadar yüksek miktarda patlayıcı kullandıklarını aktaran Akgün, şöyle devam etti:

"Bu özellikteki malzemeler ancak devletlerin ve istihbarat örgütlerinin elinde olabilir. Nereden geliyor bu? Suriye, dünyaya terör ihraç eden bir kara deliğe dönüşüyor. Suriye krizi son 5 yılda bütün kötülüklerin ve terör örgütlerinin kuluçka makinesi haline geldi. Eskiden Bekaa Vadisi'nde eğitim verilen bütün terör örgütlerini şimdi Suriye'de eğitiyorlar.”

“Rusya’nın hır çıkarma arayışı vardı”

Prof. Dr. Akgün, Suriye konusunda Rusya ile yaşanan sıkıntılar ve İran ile farklı bakış açılarının, Türkiye’yi bu ülkelerle karşı karşıya getirdiğini belirtti. Akgün şöyle konuştu:

“Rusya, dış dünyadan 90’lı yıllarda bile bulamadığı desteği bulacak bir konjonktür yakaladı. Bunun en önemli nedeni Suriye. Çünkü Suriye üzerinden Türkiye’nin İran ile yaşadığı sıkıntılar var, Rusya ile yaşadığı sıkıntılar var, hatta şimdi son zamanlarda ABD ile yaşadığı sıkıntılar var. PYD nasıl orada barınabiliyor? Rusya da ABD de arkadan destekliyor. Dolayısıyla, uluslararası alanda PKK sadece kendi militanını ve kendi aklını kullanmıyor. Aynı zamanda farklı ülkelerin kuruluşlarının da bu anlamda aklını ve stratejisini kullanıyor.”

Akgün, Rusya’nın, Türkiye’nin en hassas olduğu noktalara bastığını, Türkmen köylerindeki çadırları bombalayarak Türk hava sahasını onlarca kez ihlal edip hır çıkarma arayışları olduğunu belirtti.

 “Rusya-ABD ateşkes mutabakatını, Türkiye’nin sıkıştırmasına bağlıyorum”

Rusya ve ABD'nin ateşkesle ilgili mutabakata varmasını Türkiye’nin sıkıştırmasına bağladığını belirten Akgün, "Türkiye bu kadar kararlı olmasaydı, 'gerekirse müdahale ederiz' demeseydi ateşkes bu kadar hızlı sağlanamazdı" dedi.

Ateşkesin etkisiyle bir an önce gerek Akdeniz gerekse Türkiye üzerinden Avrupa’ya göç akınının durması gerektiğine işaret eden Akgün, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bunun önlenmesi için de kökünün kuruması lazım. Artık bunu düşünmeye başladılar ve bu çok önemli bir şey. Bir yıl boyunca çatışmalar düşük yoğunlukta devam edecek çünkü ateşkes, herkese karşı bir ateşkes durumunu sağlamıyor. Seçici bir ateşkes var. El Kaide ve El Nusra hareketinin ortasında Ruslar, Özgür Suriye Ordusu var. Bunlar geçişken yapılar ve zaman zaman değişebiliyorlar. Onun için 'burada El Nusra' var diyerek Türkmendağı’nı bombalayabilirler, başka yeri de bombalayabilirler. Nitekim Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş da açıklamasında ‘Ateşkesten memnunuz ama umarız bu ateşkes Rusya'nın sivilleri istediği şekilde bombalamaya devam etmesini sağlamaz' dedi. Bu haklı bir endişe ve uyarıdır.”