Çeşirkov, AA muhabirine, bir hafta önce yürürlüğe giren anlaşma sonrası adadaki gelişmelere ve sığınmacıların durumuna ilişkin bilgi verdi.

BMMYK'nın, anlaşmanın yürürlüğe girdiği 20 Mart'tan sonra adalardaki sığınmacıların tutulduğu kayıt-kabul merkezlerine (hotspot) ulaşım faaliyetlerinden çekildiğini anımsatan Çeşirkov, "Sığınmacılar artık kapalı bir ortamda tutuluyor. Bu bir tür cezalandırma gibi. Ancak bu insanlar sığınma haklarını kullanmak için geliyor. Bu temel bir insan hakkı, bir suç değil." ifadelerini kullandı.

Anlaşmadan etkilense de BMMYK'nın kamplara ulaşım haricindeki diğer tüm alanlarda sağlık, ilaç temini ve gıda yardımı gibi hizmetlere devam ettiğine işaret eden Çeşirkov, gelenlerin sığınma başvuruları için yasal haklarını kullanmaları yönünde hukuki destek de sağladıklarını anlattı.
Çeşirkov, BMMYK'nın AB-Türkiye arasındaki anlaşmaya taraf olmadığını anımsatarak, şöyle devam etti:

"Anlaşmanın uygulanması konusundaki detaylar hakkında da tam olarak bilgilendirilmiş değiliz. BMMYK geri gönderimlerin bir parçası olmayacak. Anlaşmaya göre, sığınma isteği olan herkese adil şekilde mahkeme önünde taleplerinin görüşülmesi hakkı taahhüt ediliyor. Ancak Yunanistan, adaların hiçbirinde bu kadar çok sayıda sığınma talebini değerlendirecek kapasiteye sahip değil. Bu anlaşmanın prematüre şekilde uygulandığını düşünüyoruz. Şu anda, Yunanistan'da hükümetin halen ele alması gereken bazı boşluklar var. Sığınma mekanizmaları güçlendirilmeli. Yoksa uzun gecikmeler yaşanabilir ama AB'nin de daha fazla kaynak ve imkanla, bu alanda özel kadrolarla Yunanistan'a bu durumu iyi idare edebilmesi için yardımda bulunmak üzere adım atmasını bekliyoruz."

Yunanistan üzerinden 1 milyondan fazla sığınmacının Avrupa'ya ulaştığı ve bunun yaklaşık 600 bininin Midilli'den geçtiği bilgisini paylaşan Çeşirkov, anlaşma sonrası sığınmacı akınının azaldığını ancak bunun hava şartlarından mı yoksa anlaşmadan mı kaynaklandığını söylemek için henüz erken olduğunu belirtti.

Geçen yılın ekim ayında adalara yaklaşık 10 bin sığınmacının vardığı günlerin yaşandığını anımsatan Çeşirkov, şunları söyledi:

"Eğer bu sayıyı yarın görürsek sistem tıkanır. Moria kampı 2 bin kişilik. Eğer yarın 10 bin kişi gelirse bu insanlar nasıl bir günde kayıt altına alınabilecek? Bir şey söylemek için hala erken. Hala belirsizlik var. Yunanistan yeni yasal değişiklikler yapmak üzere. Avrupa'dan özel kadrolar ne zaman gelecek, kaç kişi gelecek bunları bilmiyoruz. Tam olarak bilgilendirilmiş değiliz. Nasıl yasal düzenlemeler yapılacağı konusunda da tam bilgi sahibi değiliz. Anlaşmanın tam olarak nasıl uygulanacağını bilmiyoruz ama tüm sığınmacıların korunma haklarının sağlanması için elimizden geleni yapacağız."

Çeşirkov, Yunanistan'ın sığınma hizmetlerini hızlı şekilde güçlendirmesi gerektiğine dikkati çekerek, "Özellikle Yunanistan ana karasında sığınma talebinde bulunanların sayısında hızlı artış görüyoruz. Bu durum tabi birçok bakımdan sınırların kapatılmasıyla yakından ilgili bir durum." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin halihazırda 3 milyona yakın sığınmacıyı misafir ederek "fazlasıyla cömert" davrandığının altını çizen Çeşirkov, "Ancak bazı insanlar bu yardımlardan faydalanamıyor. Çaresizlik seviyesi giderek artıyor. Türkiye Suriyeli sığınmacılar için istihdam düzenlemesi yaptı ama bu zaman alacak. Birçok insan bundan faydalanamıyor. Avrupa'nın insanlara bir çözüm sağlama sorumluluğu var. Suriyelilerin ise kesinlikle sığınma taleplerinin kabul edilmesi için bastıracağız." dedi.

Çeşirkov, AB'nin ise önümüzdeki iki yıl için gönüllü olarak 20 bin sığınmacı alma sözü verdiğini belirterek, "Bu sayı önemli ölçüde arttırılmalı. Kapılar kapatılmamalı çünkü insanlar girmek için bir pencere bulur. Bu düzensiz hareket yerine güvenilir ve düzenli alternatifler görmeliyiz." diye konuştu.

"NET BİR PLAN GÖRÜNMÜYOR"

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) Yunanistan İletişim Yöneticisi Vicky Markolefa de "Yetkililerden bu anlaşmanın nasıl uygulanacağına ilişkin kesin bilgiler vermelerini bekliyoruz. Şimdiye kadar bu gerçekleşmedi. Ortada net bir plan görünmüyor." ifadesini kullandı.

Markolefa, birçok konuda kafa karışıklığı olduğunu ve sığınmacıların "arafta kaldığını" dile getirerek, "Bu işlemler ne kadar sürecek, ne tür işlemler olacak, insanlar orada aylarca bekleyecek mi, eğer öyleyse ihtiyaçları nasıl karşılanacak? Bu soruların cevaplarını bilmiyoruz." dedi.
Adalardaki kayıt-kabul merkezlerinden çekildiklerini anımsatan Markolefa, kampların kabul merkezinden sınır dışı edilme merkezlerine dönüştüğünü ve bu durumun sığınmacıların hayatlarını nasıl etkileyeceğini bilmediklerini sözlerine ekledi.