Ülkede yaklaşık 3 yıl süren ve BM verilerine göre, yüzlerce kişinin ölümüne ve on binlerce kişinin komşu ülkelere sığınmasına yol açan çatışmalar, şubattaki devlet başkanı seçiminin ardından sona ermişti.

Ancak ülkede, 17 Haziran'da Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütüne (MSF) bağlı bir şoförün öldürülmesi, ülkenin kuzeybatısında etnik gruplar arasında 19-20 Haziran'da çıkan çatışmalarda 16 kişinin yaşamını yitirmesi ve başkent Bangui'de 19 Haziran'da 6 polisin kaçırılmasıyla alevlenen şiddet olaylarının OAC'yi yeniden bir güvenlik krizine sürüklemesinden endişe duyuluyor.

AA muhabirine konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan farklı alanlardan isimler, ülkedeki etnik ve dini temelli gerginliğin kirize yol açabileceği konusunda değişik görüşler belirtiyor.

Bazı gözlemciler, saldırıların, Devlet Başkanı Faustin Archange Tuadera'nın rejimini istikrarsızlaştırmak ve seçimlerle yıl başında ülkeye yerleşen barışın sürdürülebilirliğine zarar vermek amacıyla düzenlendiğini savunurken, bazıları ise yaşanan gerginliklere hızlı bir şekilde müdahale edilmesi durumunda sorunların büyümeden yok edilebileceğini ifade ediyor.

Ülkedeki siyasi krizin arka planı

Müslüman Seleka grubunun, Aralık 2012'de yönetime karşı ayaklanmasıyla ülkede siyasi kriz çıkmıştı. Darbeyle 2003 yılında iktidara gelen Hristiyan Francois Bozize, isyancıların başkent Bangui'yi işgal etmesi sonucu 24 Mart 2013'te ülkeden kaçmıştı.

Bozize'den sonra geçiş hükümetinin başına Müslüman Michel Djotodia seçilmişti. Djotodia'nın iktidara gelmesiyle Hristiyan anti-Balaka ile Seleka grupları arasında çıkan çatışmalarda binlerce kişi yaşamını yitirmişti. Djotodia'nın ardından Catherine Samba Panza, 20 Ocak 2014'te geçiş süreci devlet başkanlığına seçilmişti.

Ülkede 30 Aralık 2015'te yapılan devlet başkanı seçiminin ilk turunda herhangi bir adayın yüzde 50'nin üzerinde oy alamaması nedeniyle 14 Şubat'ta seçimlerin ikinci turu düzenlenmiş ve Tuadera yüzde 62,69 oyla seçimi kazanmıştı.