OSMAN SAĞIRLI

Lübnan’ın, MÖ 3000’lerde Fenikeliler tarafından kurulduğu tahmin ediliyor. Bölge daha sonra sırasıyla Amurru, Mısır, tekrar Fenike, Asur, Babil, Pers, İskender, Selefkiler, Roma ve Bizans yönetiminde kalmıştır. Lübnan, Hazreti Ömer dönemindeki Yermük Savaşı ile 636 senesinde Müslümanların hâkimiyeti altına girdi. Emevî sonrası bölgeye Abbasîler, Tolunoğulları, İhşitler, Fatımiler ve Selçuklular hâkim oldu.  11. yüzyılda siyasi karışıklıklar sebebiyle zaman zaman küçük hanedanlıklar da kuruldu. Ancak 12. ve 13. yüzyıllarda genel olarak Bizans hâkimiyetinde kaldı. Selâhaddin Eyyubi Beyrut ve Sayda’yı fethetti, ancak vefatı sonra hâkimiyet yeniden Haçlılara geçti. 13. yüzyılın sonlarında ise Memlükler Lübnan’ı yeniden fethetti. Yavuz Sultan Selim’in 1516’da Mısır Seferi’yle Memluk Devleti’nin sona erdirmesiyle bölge Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetine girdi ve 400 sene Osmanlı hâkimiyeti altında kaldı.

FRANSIZ İŞGALİ: Lübnan 1918’de Fransızlar tarafından işgal edildi. 1 Ocak 1944’te bağımsızlığının resmen tanınmasına rağmen Fransa’nın ülke üzerindeki nüfuzu tam anlamıyla sona ermedi. Levant'taki Hıristiyan toplulukların (özellikle de Katolik Marunilerinin) koruyuculuğunu kendi kararıyla üstlenmiş olan Fransa, dinî ve eğitim faaliyetlerine devam ederek ülkeyi büyük ölçüde şekillendirdi.

İSRAİL DE İŞGAL ETTİ:  1948’de İsrail’in kurulması ve 1967 yılındaki Arap-İsrail Savaşı’nda yerinden edilmiş Filistinlilerin Lübnan’a göç etmesi, ülkede etnik ve dinî gerginliği artırdı. Müslümanların Filistinlilerle birlikte çoğunluk hâline gelmesi siyasal sistemdeki temsil krizine yol açtı. Hristiyanlar silahlanmaya başladı. Çatışmalar zamanla ülke çapında bir iç savaşa dönüştü. 1975 yılında başlayan iç savaş 1990’ların başına kadar sürdü ve 150 bin kişi öldü. İsrail, 3 Haziran 1982’de Londra Büyükelçisi’nin saldırı sonucu yaralanmasını bahane ederek 6 Haziran 1982’de Lübnan’ı işgal etti. Hristiyan Falanjistler bu işgalde İsrailli güçlere destek verdi. Lübnan’da askerî güç bulunduran Suriye ise işgal karşısında sessiz kalmayı tercih etti. İsrail birlikleri Haziran 1982’de sınırı geçip Lübnan'a girerek üç ay boyunca sadece FKÖ'yle savaşmakla kalmayıp Beyrut’u kuşattı.

SURİYE ÇEKİLDİ: İç savaşın ardından Suriye 2005 senesine kadar Lübnan’daki işgalini sürdürdü. Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad’ın ölümünün ardından Suriye’nin Lübnan’daki askerî varlığı Lübnan halkı tarafından eleştirilmeye başladı. Başbakan Refik Hariri'nin 14 Şubat 2005'te Beyrut’ta uğradığı suikast, Suriye'nin Lübnan’dan çıkışına sebep oldu. Batı yanlısı koalisyon “14 Mart İttifakı”, suikasttan Suriye’yi sorumlu tuttu.

DİNÎ GRUPLAR HÂKİM
Resmî dili Arapça olan Lübnan dinî ve etnik bakımdan karmaşık bir yapıya sahip. Farklı dinî ve etnik gruplara mensup halk âdeta ayrı cemaatler hâlinde yaşıyor. Bu cemaatlerin başlıcaları Sünnî Müslümanlar (kıyı kesiminde), Şiiler (Bekaa Vadisi’nde ve güneyde), Katolik Maruniler (büyük bölümü Lübnan dağlarında), Dürziler (Lübnan dağlarının orta kesiminde), Ortodoks Rumlar (kıyı şehirlerinde) ve Katolik Ermeniler (güneyin kırsal kesimlerinde). Bugün Lübnan’da parlamenter demokrasi hakim. Ülkede mezhep çatışmalarını önlemek için her kesimin adil şekilde temsil edilmesi amacıyla mecliste görev yapan üst düzey görevliler 18 dinî grup arasında paylaşılıyor. Buna göre cumhurbaşkanı Hristiyanlardan, başbakan Sünni Müslümanlardan, meclis başkanı ise Şiî Müslümanlardan seçiliyor. Ülke nüfusunun %30-35’i Şii, bir o kadarı da Sünni. Parlamento’da üç milletvekili ile temsil edilecek kadar Dürzî ve iki milletvekili ile temsil edilecek kadar da Nusayri nüfus bulunuyor. Hristiyanlar içinde Maruni ve Falanjist gruplar yer alırken çok az da Yahudi bulunuyor.

DÖRTTE BİRİ MÜLTECİ
Suriye’de Arap Baharı sonrasında başlayan iç savaş, Lübnan’daki mevcut mülteci meselesini daha da derinleştirdi. Lübnan’da bir milyon civarında Suriyeli bulunuyor. Ülkedeki Filistinli ve Suriyeli mültecilerin toplam nüfusu birbuçuk milyon. Bu da altı milyonluk Lübnan nüfusunun %25’ine tekabül etmekte. Bu bakımdan Lübnan dünyada en yüksek oranda mülteci nüfus barındıran ülkelerden biri.  Lübnan'da 2015'te çöp krizi nedeniyle patlak veren protestolardan sonra 2016 yılında başbakanlık koltuğuna oturan Suikast sonucu öldürülen başbakan Hariri’nin oğlu Saad el-Hariri de birçok protestoya muhatap olunca 2019 yılında koltuğu bırakmak mecburiyetinde kaldı. Son yıllarda ekonomik kriz sebebiyle sık sık sokak gösterilerine sahne olan Lübnan her geçen gün istikrarsızlaşıyor ve silahlı direniş gruplarının kontrolü altına giriyor. Son patlama ile birlikte önümüzdeki süreç Lübnan için bir hayli karanlık.

45 YAŞINDA BİR LÜBNANLI NELER GÖRDÜ?
İç savaş (1975-1990)
Suriye işgali (1990 -2005)
Ekonomik çöküş (1992-1994)
Suikastlar (2004 -2013)
Temmuz savaşı (2006)
Mayıs çatışması (2008)
Terörist saldırılar (2013-2016)
Finansal kriz (2020)
Covid-19 (2020)
Beyrut patlaması (2020)