HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, Suruç'taki patlamayla ilgili yazılı açıklama yaptı.

''Suruç katliamını lanetliyoruz'' başlığıyla yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

''Bugün Suruç'ta meydana gelen insanlık dışı, alçakça saldırıyı lanetliyor, saldırıda yaşamını yitiren bütün arkadaşlarımıza Allah'tan rahmet, halkımız ve yakınlarına başsağlığı ve sabır dileklerimizi iletiyoruz. Yaralanan arkadaşlarımıza da acil şifalar diliyoruz.

"DAYANIŞMADAN VAZGEÇİN" MESAJIDIR

Bugün Suruç'ta bir kez daha, insanlık onurunu yitirmiş barbarlık ve tecavüz ordusunun neler yapabileceğine tanıklık ettik. Özellikle de Rojava Devrimi'nin hemen yıl dönümü sonrasında ve Kobani ile dayanışmak için yola çıkmış Türkiyeli devrimcilerin hedef alınması, Kobani etrafındaki enternasyonal dayanışmanın kırılması çabasıdır. Bu, halklarımıza, Kobani etrafındaki devrimci dayanışma ruhuyla kenetlenen yiğit insanlara "Bu dayanışmadan vazgeçin" mesajıdır.

IŞİD'İN BAŞINI OKŞAYANLAR SUÇ ORTAĞIDIR

IŞİD ve benzeri tecavüz ordularının destek aldığı bütün ülkeler ve rejimleri bu barbarlığın ortağıdırlar. IŞİD'e karşı sus pus olanlar, sesini bile yükseltmeye cesaret edemeyenler, HDP'ye bile her gün tehdit savurup IŞİD'in başını okşayan Ankara'daki yöneticiler bu barbarlığın suç ortağıdırlar.

DAHA FAZLA DAYANIŞMA İÇİNDE OLMA ZAMANI

Bizler HDP olarak, bütün Türkiye toplumunun şunu net olarak bilmesini istiyoruz: Bizler, demokrasi, adalet ve barış ilkelerimizi hayata geçirme konusunda kararlıyız. Bu ilkeleri her koşul altında savunmaya devam edeceğiz. Bu ilkeleri hayata geçirmek için IŞİD ve benzeri zihniyetlere karşı daha fazla yan yana durmak, daha fazla dayanışma içinde olma zamanıdır. Bu tecavüz ordusunu kaypak Hükümet politikaları değil, halkların dayanışması durduracaktır. Biz herkesi, Edirne'den Hakkari'ye kadar bütün yurttaşlarımız ve kardeşlerimizi IŞİD ve türevlerine karşı, Türkiye'de IŞİD zihniyetini savunan ve temsil edenlere karşı, IŞİD'e sessiz kalarak ya da doğrudan destek sunarak büyütenlere karşı barış bloğunda bir araya gelmeye çağırıyoruz.

GÜVENLİK AÇIĞINDAN ŞU ANKİ HÜKÜMET SORUMLUDUR

Geçiçi hükümet, yurttaşlarımızın can ve mal güvenliği tedbirlerini almak için, her türlü sorumluluğunu yerine getirmekle mükelleftir. PYD'ye karşı, orduyu ve on binlerce askeri sınıra yığarak sözde güvenlik tedbiri alan hükümet, Suruç'ta elini kolunu sallayarak bomba patlatanların siyasi olarak hesabını vermek zorundadır. Her türlü istihbarat ve güvenlik açığından şu andaki hükümet sorumludur.

HALKIMIZ KENDİ GÜVENLİĞİNİ ALMAK ZORUNDA

Ancak, halkımız, siyasi kurumlarımız, sivil toplum örgütleri, belediyeler, meslek örgütleri gibi bütün toplumsal yapılar kendi güvenlik tedbirlerini de geliştirmelidir. Parti binalarımıza giriş çıkışlar, toplu eylem ve etkinliklerin yapıldığı yerler mutlaka özel olarak güvenliği sağlanan yerler haline getirilmelidir. IŞİD tecavüzcülerinin kurumlarımıza, halkımıza bu kadar rahatça ve pervasızca saldırmasının önüne geçecek tedbirler geliştirilmelidir. Yarın yapılacak MYK toplantımızda bu konu özel olarak ele alınacaktır.

SİYASİ PARTİLERLE ORTAKLAŞMAYA HAZIRIZ

Ayrıca önümüzdeki dönem siyasi sürece dair kapsamlı değerlendirme ve planlamalar yapılacaktır. Suruç katliamı karşısında Türkiye'de demokrasi, adalet ve barış ilkeleri etrafında dayanışma ruhuyla bir arada durmak isteyen ve bu tür saldırılara karşı birlikte neler yapabileceğimizi tartışmak isteyen bütün siyasi parti hareket ve gruplarla ortaklaşmaya hazır olduğumuzu ifade etmek istiyoruz. Bir kez daha, yaşamını yitiren bütün yoldaşlarımıza, kardeşlerimize Allah'tan rahmet, halklarımıza ve ailelerine başsağlığı diliyoruz.''