ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Ürdün'den ayrılmadan önce yaptığı ve devlet televizyonunda yayınlanan açıklamasında, Ürdün ile İsrail'in, Harem-i Şerif ve Aksa'nın avlusuna kamera yerleştirilerek 24 saat denetlenmesi konusunda anlaştığını söyledi. Kerry, anlaşmanın içeriğinin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tarafından ilerleyen saatlerde açıklanacağını kaydetti.

Kerry, Netanyahu'nun, Müslümanların Harem-i Şerif'te namaz kılmalarına, gayrimüslimlerin ise sadece ziyaret etmesine olanak tanıyacak bir politika izlemeyi ve İsrailli yetkililerin Kudüs Vakıflar Müdürlüğü yetkilileriyle bir araya gelmesini kabul ettiğini ifade etti.

Amman'daki ABD Büyükelçiliği'nden yapılan yazılı açıklamada ise İsrail'in, Ürdün'ün Kudüs'teki kutsal mekanlar üzerindeki yetkisini tanımayı ve ayrıca Filistinliler ile İsrail arasında yaşanan şiddet dalgasının durdurulması için Aksa ve muhitinde bir dizi önlem almayı kabul ettiği dile getirildi.

Filistin Kurtuluş Örgütü Genel Sekreteri Saib Ureykat, Kerry ile Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, "Biz Kerry'nin, Netanyahu'yu, Yahudi yerleşimcilerin Aksa'ya girmesine engel olarak mescidin mevcut statüsünü korumaya zorlayacağını umuyoruz" dedi.

Kerry bugün, Ürdün'ün başkenti Amman'da Ürdün Kralı Abdullah ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile görüşmüştü.

MESCİD-İ AKSA'NIN STATÜSÜ

İsrail, Mescid-i Aksa'nın da içinde bulunduğu Doğu Kudüs'ü 1967 yılında işgal etti. Bu tarihten itibaren 2000 yılına kadar, Ürdün'e bağlı Mescid-i Aksa Vakfı, Harem-i Şerif'in yönetiminde tek söz sahibi oldu. Müslüman olmayan turistlerin Aksa'nın avlusuna düzenledikleri ziyaretler de Aksa Vakfı'nın kontrolünde gerçekleşti.

İsrail'in eski Başbakanı Ariel Şaron, 2000 yılında yüzlerce korumasıyla Mescid-i Aksa'yı ziyaret etmesiyle İkinci İntifada patlak verdi. Aksa Vakfı, Şaron'un ziyaretine tepki olarak bu ziyaretleri yasakladı ve İsrail'in "ziyaretlerin yeniden başlaması" yönündeki taleplerini reddetti. Bunun üzerine Nisan 2003'te, İsrail hükümeti, Aksa Vakfı'nın itirazına rağmen Müslüman olmayan turistleri tek taraflı olarak Harem-i Şerif'in avlusuna almaya başladı. O tarihten bu yana Mescid-i Aksa'nın statüsü Müslümanların aleyhine bozulmuş oldu.

İsrail yönetimi 2003'ten itibaren Yahudi yerleşimcileri polis korumasında Aksa'nın avlusuna alıyor ve zaman zaman Müslümanlar'ın girişlerine yaş sınırlaması getiriyor. Birçok radikal İsrailli örgüt ve siyasetçi, üzerinde daha önce iki kez yıkılan bir Yahudi tapınağının bulunduğuna inandıkları Harem-i Şerif'in kendileri için de ibadete açılması çağrısında bulunuyor. İsrail yönetimi ise Aksa'nın avlusuna girmesine izin verdiği Yahudilerin burada ibadet etmesine müsade etmiyor.

İsrail'in her geçen gün daha fazla radikal Yahudi yerleşimciyi Aksa'ya alması ve Müslümanların girişine sınırlamalar getirmesi, Harem-i Şerif'in de, tıpkı daha önce El- Halil'deki İbrahim Camisi'nde olduğu gibi Müslümanlar ile Yahudiler arasında bölünmek istendiği yönündeki endişeleri artırıyor.