Ankara'daki terör saldırısıyla ilgili Davutoğlu, "O bedenleri parçalayan bir caninin taziye ziyaretine gitmek nedir biliyor musunuz; bütün insanlığı katleden birini kutsamaktır" diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu'nda, 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın görüşmeleri başladı.

"Birileri ellerine kına yaktı"

Başbakan Davutoğlu, geride bıraktıkları bir yılın zorlu bir süreç olduğunu, geçen yıl seçime hazırlanan bir ülkenin başbakanı olarak burada bulunduğunu anımsattı. 

Bir yıl içinde iki seçim yaptıklarını anlatan Davutoğlu, gururla, vakarla yeniden huzurda olduğunu, iki seçim döneminde yaşanan bütün tıkanıklıklara, zorluklara rağmen bu ülkeyi bir an dahi sahipsiz, hükümetsiz bırakmadıklarını kaydetti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, 7 Haziran'da tek parti olarak iktidara gelemeyecekleri anlaşıldığında birilerinin ellerine kına yaktıklarını, "kaos geliyor" diye mutluluktan uçtuklarını ifade ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"7 Haziran akşamı AK Parti'nin demokrasi balkonundan sizler adına verdiğim sözü, bugün yerine getirmenin onurunu taşıyorum. O zaman demiştim ki 'Kim ne plan yaparsa yapsın, biz bu ülkeyi sahipsiz, bu devleti hükümetsiz, bu milleti geleceksiz bırakmayız.' Sorumluluktan kaçmadık, anayasa, 'seçime gitmek gerekir' dediğinde 'biz buradayız' dedik. Birileri terör için, terör maşalarını devreye soktuğunda 'Biz buradayız, Ankara'dayız' dedik. Ama beğenmesek de üzerinde yemin ettiğimiz anayasamız, seçim hükümeti kurmak bir zarurettir deyip, bütün partilere çağrı yaptığında, bu çağrıya bir tek AK Parti Grubu ses verdi, 'biz buradayız, burada olacağız, burada kalacağız' dedik. Anayasa, gelin partiye, hükümete temsilci verin değinde herkes neredeyse kaçacak delik aradı. Gelmediler, meydana çıkmadılar, mertçe Ankara'da bir sorumluluğu üstlenme görevi ve cesareti göstermediler. Ama biz her halükarda bu milletin kaderini hiç kimseye teslim etmeyeceğimizi gösterdik. Hamdolsun milletimiz bunu takdir etti. Milletimiz kaçanları da gördü, kendisi için elini taşın altına koyanları da gördü. Milletimiz hamaset yapanları da gece gündüz kendisi için koşanları da gördü. Şimdi huzurunuzdayım."

"13 yıllık başarı hikayesinin lideri Recep Tayyip Erdoğan'dır"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun "Bunlar Türkiye'yi yönetemez, yönetemiyor" dediğini belirten Davutoğlu, "Sayın Kılıçdaroğlu, Türkiye'yi kimin yöneteceğine millet karar verir. Bu millet, kararını 1 Kasım'da verdi. Size baktı, bize baktı, diğer partilere baktı, bize baktı. 13 yıla baktı, cumhuriyet tarihinin bütününe baktı, 'bu ülkeyi idare etse etse AK Parti idare eder' dedi, bize emaneti verdi. Size de böyle seyretmek düştü. Milleti anlamayan milleten emanet alamaz" diye konuştu. 

Herhangi bir arkadaşının kendisinin yanında bir başka genel başkana nezaketsiz üslupla soru sormasına izin vermeyeceğini, zaten arkadaşlarının da böyle bir şey yapmayacağını vurgulayan Başbakan Davutoğlu'nun, "Ama grup başkanvekiliniz döndü, 'AK Parti'nin lideri kim?' diye sordu. Ben burada iken, siz burada iken... Haddi değil, bu soru onun haddi değil. Böyle bir şey söylemek istemezdim, ama madem ki kapıyı siz açtınız buyurun, meydan burası... Evet AK Parti siyasetinin 13 yıllık başarı hikayesinin efsanevi kurucu lideri Recep Tayip Erdoğan..." sözleri üzerine bakanlar ve AK Parti milletvekilleri ayağa kalkarak alkışladı. 

Davutoğlu'nun, "13 yıllık genel başkanlık görevinden sonra, kurucu liderlikten sonra, parti liderliğini kendisinden ilk olağanüstü kongremizden, bizde öyle sık sık kongreye ihtiyaç kalmaz, benim kendisine hitaben 'bu bir veda değil, vefa kongresi' dediğim kongrede onurla, delegelerimizin tamamının oyunu alarak partinin yeni lideri olarak seçildim" ifadesi de AK Parti milletvekilleri ve bakanlar tarafından ayakta alkışlandı.

"Özne olmaya devam edeceğiz"

Davutoğlu, insanlık tarihinin, bundan sonra bu topraklarda ve bu toprakların etrafında şekilleneceğini işaret ederek, "Ya bir özne olarak kendimizi tarihin merkezine koyup, bu tarihi şekillendirecek gücü, kudreti göstereceğiz ya da köle zilleti yaşayacağız. Ne olursa olsun etrafımızda hangi jeopolitik deprem yaşanırsa yaşansın, sadece AK Parti Grubu adına değil, bütün Meclis adına diyorum ki bu coğrafyaların kaderinde biz özne olmaya devam edeceğiz. Biz bu coğrafyanın kaderinden ayrıştırılamayacağız" diye konuştu.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, bu nedenle bütçeyi sadece teknik bir süreç olarak değil, bu değerleri, insanı, demokrasiyi, tarihi, coğrafyayı gözeten, büyüten bir araç olarak gördüklerini açıkladı.

Sözlerini "İşte, şimdi, çok konuşan ve sanki bu olaylarda hiç payı yokmuş gibi olan HDP'lilere sesleniyorum" diye sürdüren Davutoğlu, "15 Temmuz'da 'Bakın, ne yapmak istediğinizi görüyoruz. Ateşle oynamayın. Bu milletin sabrını taşırmayın' diye konuşmuştuk. Ben orada o görüşmeyi yaparken Kandil'den isyan çağrıları, 'silahlanın' çağrıları geldi. 20 Temmuz-23 Temmuz arası Ceylanpınar'da 2 polisimiz haince, kalleşçe, alçakça enselerinden şehit edildiğinde herhalde susmamızı bekliyorlardı. Biz 23 Temmuz günü alınması gereken kararı aldık. Madem ki bu ülkeye meydan okunmuştur, meydan okuyan kim olursa olsun, bulundukları inlerde cezalandırmak bizim boynumuzun borcudur" değerlendirmesinde bulundu.

"Sokaklar temizleninceye kadar mücadeleye devam"

Demokrasinin esasının meşruiyet, meşruiyetin makamının da yüce Meclis olduğunu dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Hem Mecliste olacaksınız hem de Cizre'de, Sur'da, o aldatılmış masum çocukların cesetleri üzerinde bir başka ülkenin piyonları şeklinde rol üstlenen terör baronlarının sözcülüğünü yapacaksınız. Bu olmaz. Herkes yerini, yurdunu, konumunu tespit etmek durumunda. O günden bu güne şöyle dediler, bizi tanımadıkları, kendileri gibi olduğunu zannettikleri için 'Bu, yeni bir seçimi kazanmak için yapılan bir manevradır, bir taktiktir' diye düşündüler ve '1 Kasım'dan sonra bu durur, onun için yapıldı' dediler. İşte gördünüz, 1 Kasım'dan sonra da 2 Kasım günü halkından yüzde 50 destek almış, Kürt vatandaşlarımızın desteğini de almış bir Başbakan olarak aynı talimatı verdim: '23 Temmuz'daki talimatımız geçerlidir bütün güvenlik birimlerimize. Bu ülkenin dağları, ırmakları, vadileri, şehirleri, kasabaları, sokakları temizleninceye kadar bu mücadeleye devam edeceksiniz' dedim.

Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir demokratik ülke, kendi sınırları içinde bırakın bir ilçeyi, sokağı, bir evin içinde dahi gayrimeşru bir silaha izin vermez. 2013 yılında Çözüm Süreci ki Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakan olarak onurla başlatmıştı, 'Baldıran zehiri içmeye hazırım' demişti. 'Bütün asimilasyon ve eski retçi politikaları reddederek yola çıktık' demişti, biz de aynı şeyleri söylüyoruz. Kim bu ülkenin tek bir insanına yan gözle bakarsa 'Sen Türksün, Kürtsün, Alevisin, Sünnisin' derse o yan gözü oyarız. Hiç kimseyi birbirinden ayırt etmeyiz."

"Kıyamete kadar emanet aldık"

2013 nevruzunda "Biz silahları bırakacağız, bütün ülkeden silahlı unsurlar çekilecek" dedikten sonra 2015'te silahlanma çağrısı yapılmasının gerekçesini soran Davutoğlu, "Kim size talimat verdi? Hangi güçlerin piyonlarının parçası oldunuz? Biz bu coğrafyayı dedelerimizden geçici bir şekilde emanet almadık, kıyamete kadar emanet aldık" diye konuştu.

Eğer demokratik ortamda bir şey söylenecekse, Meclis kürsüsünde her şeyin ifade edildiğini dile getiren Davutoğlu, "15 sene önce bir odada sessizce kendi kendinize söylemeye bile çekindiğiniz şeyleri bu kürsüde açık açık söyleyebiliyorsunuz. Kim getirdi bu ülkeye bu demokrasiyi? Biz getirdik" ifadesini kullandı.

Bu kürsünün dokunulmazlığını sonuna kadar koruyacaklarını, herkesin fikrini söyleyeceğini, hiçbir sınır olmayacağını belirten Başbakan Davutoğlu, "Ama 29 canımızı alan bir haine... Ben gittim, o ailelerin ellerinden tuttum. Türkiye'nin her köşesindendiler, kimi Sünni, kimi Alevi, kimi Kürt, kimi Türk. Bazı ailelerin toplu olarak dahi göremeyecekleri kadar o bedenleri parçalayan bir caninin taziye ziyaretine gitmek, bütün insanlığı katleden birisini kutsamaktır. Biz buna sesiz kalır mıyız? Peki buna anamuhalefet partisi sessiz kalacak mı?" diye sordu. Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sayın Kılıçdaroğlu bizi eleştiriyor. Patlama olduğu andan itibaren yaptığımız her açıklamayı başta sona okuyun. Parça parça okuyup bağlamından koparmayın, bu yakışmaz. Patlamanın ertesi günü Genelkurmay Başkanlığında verdiğim bütün istihbari bilgiler doğrudur. Türkiye'ye Salih Neccar ismiyle girmiş olan ve parmak izi belli olan şahıs aynı şahıstır daha sonra bu cinayeti işlediğini ailesi üzerinden itiraf edenle.

Şunu soruyorum Sayın Kılıçdaroğlu'na: Bu hikayeyi burada anlatırken niye PKK'yı PYD'den ayırt ettiniz? 'Başka bir terör örgütü' dediniz? Niye dönüp Türkiye'ye bu caniyi sokan ve gidip orada YPG militanlarıyla yetişmiş bu cani karşısında 'YPG de PKK da aynıdır' deme cesaretini göstermiyorsunuz? Terör örgütü dahi sahiplenmedi bu cinayeti, TAK diye bir başka alt örgüte verdi, HDP'nin meşru siyasetçi olması gereken milletvekili gitti sahiplendi. İşte bunlar hepimize ders oldu. Teröre karşı tek vücut olmadıkça bu ülkenin hukukunu koruyamayız. DAEŞ terörünü PKK teröründen, YPG terörünü diğerinden ayırt ederek bu ülkede insanımızın hukukunu koruyamayız."