Hayırlı Cumalar. Cuma günü için en güzel ve anlamlı Cuma Mesajlarını sizler için derledik. Sevdiklerinize gönderebileceğiniz Cuma Mesajları burada... Cuma gününü önemi ve kıymeti. Cuma müminlerin bayramıdır. Cuma mesajları hepsi burada. Allahü teâlâ, bazı günleri diğerlerinden daha fazîletli yara tmıştır. Diğer ümmetlerde de bu günler farklı olmuştur. Müslümanların cum'a günü kıymetlidir. Sevgili Peygamberimiz buyurdu ki: "Cumartesi günleri yahûdîlere, pazar günleri nasârâya verildiği gibi, cum'a günü, müslümanlara verildi. Bugün, müslümanlara hayır, bereket, iyilik vardır." Cuma, müminlerin bayramıdır. Cuma günü yapılan ibâdetlere iki kat sevab verilir. Bugün işlenen günahlar da iki kat yazılır. Bilhassa Cuma gününü, günahlardan kaçarak ibâdetle geçirmeye çalışmalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: "Cuma günü selametle geçerse, diğer günler de selametle geçer.", "Cuma günü gusledenin günahları affolur.", "Allahü teâlâ, bugünden itibaren kıyamete kadar size Cumayı farz kıldı. Adil veya zâlim bir imam, başkan zamanında küçümseyerek veya inkar ederek Cumayı terkedenin iki yakası bir araya gelmesin! Böyle bir kimse tevbe etmezse, onun namazı, zekâtı, haccı, orucu ve hiç bir ibâdeti kabul olmaz."

Cuma Mesajları

Ey insanlar! gaflet uykusundan uyanın!bekliyor bizi bu dehşeti günler… tevbe edin kardeşler… ALLAH BELKİ AFFEDER..hayırlı cumalar

DOSTSUZ DÜNYA OLMAZ İMİŞ,DOST DUASIZ KALMAZ İMİŞ.DOSTUN DUASINI ALANIN SIRTI YERE GELMEZ İMİŞ.DUANIZDA BULUNABİLMEK ÜMİDİYLE HAYIRLI CUMALAR…

ELLERİNİZ AÇIK ,KALBİNİZ SEVGİ DOLU OLSUN GÖZLERİNİZDE İKİ DAMLA YAŞ OLSUN SAĞNAK SAĞNAK Yağan RAHMET DERGAHINDAN BİR DAMLA DA SİZE NASİP OLSUN KARDEŞLİĞİN EN GÜZELİ DUADIR KARDEŞLER DUALARINIZ KARDEŞLERİNİZ İÇİN OLSUN CUMANIZ GİBİ BÜTÜN GÜNLERİNİZ RAHMET OLSUN

"Ey Rabbimiz! Bizi Sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de Sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibâdet usûllerimizi göster, tevbemizi kabul et. Zîrâ, tevbeleri çokça kabul eden ve çok merhametli olan ancak Sen'sin." (Bakara, 128) Alemlerin efendisine selatu selam(a.s.m) ile … Hayırlı Cumalarr Dua ile…

Kalpler imanla, gönüller huzurla dolsun. saadetler hepimizin olsun. ne kurulan bağlar bozulsun, nede dostlar unutulsun. cumanız mübarek olsun.

Rabbim sen kalbi kırıkların sığınağı, yolda kalmışların yoldaşı, sen yalnızlığıma arkadaş olan ve tüm gönüllerin dert ortağısın. beni benden uzağa at, senden uzağa atma. cumanız mübarek olsun.

Kimi zamanlar vardır en muhabbetli en uhuvvetli ve en güzel, en içten müminin bayramıdır böyle zamanlar. en güzel günün cuma bayramın olsun. duayla

 

Önce yollar uzanır hakka yürümek için, tomurcuklar güller açar onu görmek için, dua eden biri var senin için. sende dua et ALLAH için. cumanız mübarek olsun

Güneşin pembeliğiyle doğan, saflığıyla süzülen, herkese nasip olmayan mutluluk denen o en güzel duygu sizle olsun. Hayırlı cumalar dilerim.

Yükü sevgi, özü saygı, gücü barış, süsü hoşgörü olan mübarek dinimizin seçtiği haftanın özel günü olan cumanızı kutlarım

Yakınlık ne zamanla ne mekenla sınırlıdır.Eller Allah'a açıldığında akla ilk gelen sevilenlerdir.Aklımda yürüğimde ve duamdasınız.Cumanız mübarek olsun..

Orucun ferdî, ailevî ve içtimai bazı faydaları...

Orucun, dünyadaki faydalarından biri de, insanlara açlığın ve susuzluğun ne demek olduğunu öğretmektir. Tok, hiçbir zaman açın hâlinden anlamaz ve ona merhamet etmez.

Allahü teâlâ, diğer ibâdetlerde olduğu gibi, oruç tutulması emrini de sebepsiz yere vermemiştir. Oruç, insanlara hem maddî, hem de manevî pekçok faydalar sağlar.

Bilindiği üzere, ibâdetlerin faydaları sadece fertlerle ve âilelerle sınırlı değildir. Bazı ibâdetler, cemiyetin nizâm ve intizâmını önemli ölçüde etkiler. Mesela cemâatle kılınan namazların ictimâî münâsebetler/sosyal ilişkiler açısından ne kadar önemli olduğunu inkâr mümkün değildir.

Oruçta da bu özellik çok bâriz/belirgin bir şekilde müşâhede edilir. Orucun fert bakımından pek çok faydaları yanında, toplumun huzûruna sağladığı çok önemli faydaları da vardır. Oruç, insanın şefkat ve merhamet duygularını geliştirerek, bunun topluma sevgi ve yardım şeklinde yansımasını sağlar.

Oruç tutan kimse, açlığın ne demek olduğunu bizzat tatmış olduğundan, yokluk içinde kıvranan fakîrlerin, kimsesizlerin çektikleri sıkıntıları, içinde duyarak kendisinde şefkat ve acıma duyguları gelişir. Bunun sonucu olarak da fakîrlere yardım elini uzatarak, onların sıkıntılarını giderir, toplumun huzur ve mutluluğuna katkıda bulunur.

Bütün bir sene, çeşidli yemekleri eritmek için, yorulan insan midesi ve bağırsakları, hatta karaciğeri ve kalbi senede bir ay dinlenerek sağlıklarını korumuş olur. Bu, orucun maddî faydalarından biridir.

Orucun manevî faydalarından bazılarını da burada kısaca zikredebiliriz:

İbâdetlerin, bizim bildiğimiz ve bilmediğimiz birçok hikmetleri vardır. Tespit edilen hikmetlerini bilmekte fayda vardır. Çünkü hayranlık duyup o ibâdeti seve seve yapmaya, yakîne sebep olur. İslâmiyeti bilmeyenlere, hikmetini, faydasını anlatmak ise, dîni sevdirmeye vesîle olur.

 

Oruç tutan bir insan, bizzat hissederek fakîr insanlara yardım etme ihtiyâcını duyar. Birbirlerine yardım eden insan toplulukları arasında ise çekişmeler olmaz...

Orucun, dünyadaki faydalarından biri de, insanlara açlığın ve susuzluğun ne demek olduğunu öğretmektir. Tok, hiçbir zaman açın hâlinden anlamaz ve ona merhamet etmez. Oruç, bundan başka, nefse hâkim olmayı da sağlar.

Bundan başka, Allahü teâlânın emrini yerine getirmek için gündüzleri bir ay oruç tutan bir Müslümân, Allahü teâlânın emirlerini yapmak itiyâdını, alışkanlığını da kazanır.

Mukaddes dînimiz İslâmiyette, bütün Müslümânlar, tek bir vücut gibi kabul edilmiş, Müslümânların birbirlerinin dertleri ile ilgilenmeleri istenmiştir...

Ramazan Ayvallı

İki ekmek nasıl yirmi oldu?

Râbia-yı Adviyye hazretlerine misâfirler gelmişti. Fakat evde iki ekmek vardı. Yetmeyeceğini düşünürken kapı çalındı!.. 

Hanım evliyadan Râbia-yı Adviyye hazretleri fakirdi ancak çok cömertti. Gelen hediyeleri dağıtır, günlerinin çoğunu oruçla geçirirdi. O, her işinde Allahü teâlânın rızâsını arardı...

Bir gün evine misâfirler gelmişti. Onlara ikramda bulunmak istedi. Fakat sadece iki ekmeği vardı. Yetmeyeceğini düşünürken kapı çalındı. Gelen iki kişi de, karınları aç olduğu için yiyecek bir şeyler isteyeceklerdi. Daha onlar bir şey söylemeden, kapı aralığından evdeki iki ekmeği de onlara verdi. Gelenler sevinerek gittiler...

Evdeki misâfirler bu işe bir mânâ verememişlerdi. Mevcut iki ekmek de gitmişti. Kendilerine yiyecek bir şey kalmamıştı. Fakat hazret-i Râbia'ya bir şey söylemeden beklemeye başladılar... Aradan bir saat kadar geçmişti ki, kapı tekrar çalındı. Açtıklarında iki kişinin kucaklarında bir yığın ekmekle beklediklerini gördüler. Gelenler:

- Efendimiz bu ekmekleri, Râbia-yı Adviyye'ye hediye olarak gönderdi, dediler.

Hazret-i Râbia ekmekleri saydı. Onsekiz taneydi. Ekmeği getirenlere;

- İki ekmek eksik, dedi.

Gelen iki kişi çok mahcup oldular. Sakladıkları iki ekmeği de çıkartıp verdiler. Fakat hazret-i Râbia, bu iki ekmeği onlara hediye ederek;

- Bu iki ekmek sizin rızkınız idi. Gerçi siz izinsiz aldığınız için rızkınızı haram yoldan temin etmiş olacaktınız. Fakat şimdi helâlinden yiyeceksiniz, buyurdu.

Olanlara bir mânâ veremeyen evdeki misâfirler nihayet dayanamayıp sordular:

- Sen ekmek siparişi vermiş miydin?

- Hayır.

- Peki iki tane ekmeğin eksik olduğunu nereden bildin?

Hazret-i Râbia şöyle cevap verdi:

- Biliyorum, siz bana yemek yemek için gelmiştiniz. Karnınız açtı. Fakat evdeki ekmek size yetmeyecekti. Onları çoğaltmak istedim. Bu sırada kapıya gelenlere mevcut iki ekmeği vererek, Allahü teâlâdan misâfirlere yetecek kadar ekmek vermesini istedim.

- Peki yirmi tane ekmek geleceğini nereden bildiniz?

- Çünkü, Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde, hayır hasenat yapılınca bire on vereceğini vadediyor. Ben O'nun vadine güvendim. İki ekmek yerine yirmi ekmek vereceğini biliyordum. Onun için eksik olduğunu söyledim.

Bu hâli gören misâfirler, hazret-i Râbia'nın Allahü teâlânın sevgili kulu olduğunu yakînen bir daha görmüş oldular. Ona olan sevgileri daha da arttı...

Ahmet Demirbaş