Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hırvatistan İslam Birliği Başkanlığınca düzenlenen, Hırvatistan'da İslamiyet'in resmi bir din olarak kabulünün 100. yıl dönümü töreninde yaptığı konuşmada, Hırvatistan topraklarının İslamiyet'le tanışmasının eskilere dayandığını, yüzyıllar boyunca Müslümanların bu topraklarda barış, huzur ve güven içinde yaşadıklarını söyledi.

Hırvatistan'ın 1991 yılında bağımsızlığını kazanmasının ardından herkes gibi Müslümanların yaşadığı sıkıntıların da sona erdiğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bugün Hırvatistan'da özgür bir şekilde dini vazifelerini yerine getirdiklerini, hiçbir ayrımcılığa maruz kalmadan huzur içinde yaşadıklarını görüyoruz. Şüphesiz bu hoşgörü ve özgürlük ortamı sadece Müslümanlara has bir durum değildir, bütün dinler ve kültürler için geçerlidir. 2002 yılında Hırvatistan hükümeti ile Meşihat arasında başlatılan işbirliğin bu noktada son derece önemli olduğuna inanıyorum."

Törende İslam coğrafyasının farklı bölgelerinden misafirlerin bulunduğuna işaret eden Erdoğan, "Her biriniz kendi ülkelerinizde ve toplumlarınızda önemli görevler, ağır mesuliyetler üstleniyorsunuz, bulunduğunuz ülkelerde ayrıştıran değil, kaynaştıran olmanız, birlik ve beraberliği teşvik etmeniz çok önemlidir." dedi.

"Bir arada yaşamaya dair güzel örnekleri konuşmalıyız"

Tasavvufta, çoklukta birlik anlayışı olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bilhassa bu dönemde sizlerin liderliğine, katkısına ve özverili çabalarına çok büyük ihtiyaç var. Şayet siz 'hoşgörü' derseniz, siz 'diyalog' derseniz, samimiyetle bir arada yaşama kültürünü savunursanız, emin olun bizi birbirimize düşürmek isteyen kesimler kendi karanlıklarında boğulacaklardır. Dinler arasındaki münasebetleri tarihin acı hadiseleri üzerinden okumak yanıltıcıdır, yanlıştır. Bugün artık acı olayları değil, bir arada yaşamaya dair güzel örnekleri konuşmalıyız. Bugün Hırvatistan bize bu konuda gerçekten takdir edilmesi, örnek alınması gereken müstesna bir tablo sunuyor. Biz de ülkemizin toplumsal mozaiğini oluşturan farklı dinleri ve kültürleri Türkiye'nin kıymetli bir hazinesi olarak görüyoruz. Bunlar fakirlik değildir, bunlar tam aksine zenginliktir."

Türkiye'nin son 13 yılının ülkedeki tüm toplum kesimlerinin olduğu gibi Hristiyan ve Musevilerin hak ve özgürlüklerinin genişlediği bir dönem olduğuna dikkati çeken Erdoğan, bundan sonra da aynı anlayış ve aynı vizyonla yola devam edeceklerini bildirdi.