“FIBROÇELL KÖK HÜCRE TEDAVİSİ DERİDE MEYDANA GELEN KÖTÜ ETKİLERİ GERİ ÇEVİREN POPÜLER VE AMELİYATSIZ YÜZ GENÇLEŞTİRME YÖNTEMİDİR" 

Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Asuman Sevin, fibrocell kök hücre tedavisi hakkında bilgi verdi. 
Koru Ankara Hastanesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Asuman Sevin, fibrocellin hastanın kendi hücrelerinden elde edilen otolog fibroblast hücre uygulaması olduğunu belirtti. Uygulamanın deride meydana gelen kötü etkileri geri çeviren popüler ve ameliyatsız yüz gençleştirme yöntemlerinden biri olduğunu söyleyen Doç. Dr. Sevin, fibrocell uygulamasının hamilelikte meydana gelen karın bölgesindeki çatlaklar, akne skarları ve yara izlerinin tedavisinde de kullanıldığını ifade etti. Fibrocellin avantajlarını sıralayan Doç. Dr. Sevin, “Toksik değildir, kalıcı ve uzun etkilidir, karsinojenik değildir, alerjik değildir. Enjekte edildiği yerden başka yerlere kaymaz, herkeste aynı etkilidir ve güvenlidir” diye konuştu. 
Otolog fibroblast enjeksiyonunun iyileşmenin dereceli olarak 12 aya kadar arttığı dinamik ve canlı bir protein tamir sistemi sunduğunu vurgulayan Doç. Dr. Sevin, deri altında kollajen ve elastinin arttığını belirtti. Sevin, “Bu iyileşme uzun sürelidir ve ortalama iki yıl olmak üzere araştırmalara göre 4,5 yıla uzayabilir” dedi. 
Dolgu enjeksiyonu ile fibroblast tedavisinin iki farklı uygulama olduğunun altını çizen Doç. Dr. Sevin, dolgu malzemelerinin özellikle deri kırışıklıklarında kısa vadede geçici bir dolgunluk sağlarken, otolog fibroblast enjeksiyonunun bir tedavi yöntemi olarak kırışıklıkların yok edilmesinde etkili fakat dolgu malzemelerine nazaran daha uzun sürede etki gösteren bir yöntem olduğunu söyledi. Doç. Dr. Sevin, “Otolog fibroblast hücre tedavisi uygulaması dolgu malzemeleri ile ya da botoks etkileri ile karıştırılmamalıdır. Operasyon gerektirmeksizin bu teknik yüzdeki çevresel defektlerde kalıcı iyileşme gösteren, güvenilir şekilde kullanılan ve neredeyse yüzde sıfır alerjik reaksiyonu olan bir yöntemdir” diye konuştu. 
Bu yöntemin özel bir kültür yöntemi ile özel laboratuvarlarda otolog canlı fibroblast hücre topluluğu oluşturmak için hastanın kulak arkasından punch ile alınan küçük bir biyopsi gerektirdiğini ifade eden Doç. Dr. Sevin, sayısal olarak çoğaltılan bu canlı otolog fibroblastların hastanın direkt olarak derisine enjekte edilerek burada sürekli bir protein tamir sistemi oluşturduklarını söyledi. Uygulamanın hücreler çoğaltıldıkça 3 seans olarak 3-4 hafta aralıklarla yapıldığını belirten Doç. Dr. Sevin, “Son bulgular yüz gençleştirmede 12 aydan 48 aya kadar ölçülebilir bir iyileşme olduğunu göstermektedir. Bu çalışmalardaki histolojik analizler fibroblast enjeksiyonunun kolajen artışını sağladığını ve bununla birlikte dermal kolajenin kalınlığını ve yoğunluğunu da artırdığını kanıtlamaktadır” şeklinde konuştu. 
Doç. Dr. Sevin, yıpranan dokuda canlılığını kaybeden hücrelerle birlikte kollajen ve elastin üretimini azalttığını ve artık bu durumun doku mühendisliği teknikleriyle önlenebildiğini ifade etti. Doç. Dr. Sevin, sözlerini şöyle sürdürdü: 
“Bu bölgeye nakledilen fibroblast hücreleri dokunun eski canlılığını kazanmasını sağlar. Uygulama, yaşayan, dinamik bir protein tamir sistemi ile tedavinin ardından 12-24 ay boyunca kademeli olarak düzeltme sağlar. Bu düzelme uzun sürelidir. Araştırmacılara göre dağılmadan 4,5 yıl boyunca sürer. Ayrıca çoğaltmada kullanılan hücreler, sizin adınıza on yıl boyunca laboratuvar ortamında saklanacağından başka tedavi edici amaçlarla kullanılması söz konusudur ki bunlardan yazımızın başında söz ettik; hem de yıllar sonra yeniden yüz gençleştirme işlemine ihtiyaç duyulduğunda başvurulacak bir kaynak oluşturur.”