Metastatik Meme Kanserinde Global Durum Raporu'na göre, Fransa, İngiltere, Almanya, Polonya ve Türkiye'yi içeren 5 Avrupa ülkesi genelinde insanların % 22 ila 42'si, metastatik meme kanseri hastalarının, hastalığı yalnızca hekimleriyle konuşmaları gerektiğini düşünüyor - Türk Tıbbi 

Onkoloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Gümüş: - "Türkiye'de meme kanserli kadınlar hastalıklarını bir süre gizleyebiliyorlar ve bunun en büyük nedeni hastalık korkusu. Sosyal konum kaynaklı bir gizleme değil bu. Ama kanseri kendisine yakıştıramama ve korku duyma nedeniyle bazı hastalar hastalıklarını gizleyebiliyor"

 Pfizer tarafından European School of Oncology (ESO) iş birliğinde hazırlanan "Metastatik Meme Kanserinde (mMK) Global Durum: 2005-2015 On  Yıllık Rapor"a göre, Fransa, İngiltere, Almanya, Polonya ve Türkiye'yi içeren 5 Avrupa ülkesi genelinde insanların % 22 ila 42'si, metastatik meme kanseri hastalarının, hastalığı yalnızca hekimleriyle konuşmaları gerektiğini düşünüyor.

Rapor, 34 ülkede meme kanseri durumunun genel kamuoyu, hasta dernekleri, meme kanseri merkezleri, onkologlar ve hemşireler tarafından nasıl algılandığını inceleyen başlıca üç ankete dayanarak yapıldı.

Tam anlamıyla tedavi edilemeyen meme kanserinin yol açtığı sosyal sorunların ölçülerinin vurgulandığı rapora göre, 5 Avrupa ülkesi genelinde insanların % 22 ila 42'si Fransa % 22, İngiltere % 24, Almanya % 27, Polonya % 33, Türkiye %  42 metastatik meme kanseri hastalarının, hastalığı yalnızca hekimleriyle konuşmaları gerektiğini düşünüyor. Bu sosyal damgalanma çoğu zaman hastalık hakkındaki yanlış anlamalardan kaynaklanıyor.

Ankete katılanların % 24 ila 59'u metastatik meme kanseri hastalarının koruyucu önlemleri dikkate almadıklarına ve hastalıklarından bir şekilde sorumlu olduklarına inanıyor. Ankete katılan Avrupa ülkelerinin çoğunda katılımcıların en az yarısı (Fransa yüzde 45, İngiltere % 60, Almanya %  59, Polonya yüzde 68, Türkiye yüzde 69) erken teşhis ve tedavinin hastalığın ilerlemesini önleyebildiğine ve % 48 ila 76'sı (Fransa % 48, İngiltere %  52, Almanya % 55, Polonya % 61, Türkiye % 76 meme kanserinin tamamen tedavi edilebileceğine inanıyor.

Kamuoyunun meme kanseriyle ilgili bilgisi çoğu zaman erken evre meme kanserli hastaların hayatta kalma öykülerine dayanırken, bu hikayeler meme kanserinin çoğu insanın bildiği bir hastalık olmasını sağlıyor. Rapor "ileri evre meme kanseri" veya "metastatik meme kanseri" teriminin daha az bilindiğini gösteriyor.

Metastatik meme kanseri hastaları hayatlarının geri kalanında tedavi almaya devam ediyor ve çoğu zaman hastalar ve hekimler tarafından bakım sürecindeki en büyük motivasyon kaynağı yaşam kalitesi olarak gösteriliyor. Onkologlar, hemşireler ve meme kanseri liderleri arasında (Almanya, İtalya, Portekiz ve İsveç dahil 9 ülkede) yapılan bir ankette katılımcıların % 79'u, metastatik meme kanseri hastalarında yaşam kalitesini ve psikolojik desteği, medikal tedavi ihtiyaçlarından daha önemli görüyor.

Global Durum Raporu, metastatik meme kanseriyle yaşayan kadınların bakım ve destek ihtiyaçlarını karşılamak için daha fazla dayanışmaya ihtiyaç duyulduğunun altını çiziyor. Halk sağlığı uzmanları, dünya genelinde meme kanseriyle ilişkili ölümlerin sayısının 2030'a kadar % 43 artacağını öngörüyor.

 "Zaman geçtikçe ileri yaşlarda görülen kanser vakaları artacak"

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mahmut Gümüş, raporun sonuçlarını değerlendirirken, "Türkiye’de meme kanserli kadınlar hastalıklarını bir süre gizleyebiliyorlar ve bunun en büyük nedeni hastalık korkusu. Sosyal konum kaynaklı bir gizleme değil bu. Ama kanseri kendisine yakıştıramama ve korku duyma nedeniyle bazı hastalar hastalıklarını gizleyebiliyor" ifadelerini kullandı.

Meme kanserinin mamografi, kendi kendine muayene gibi tarama metotlarıyla erken evrede üstesinden gelinebileceğine değinen Gümüş, taramaları yapabilmek için gerekli imkanların, teçhizatın toplumun hizmetine sunulması gerektiğini belirtti.

Gümüş, ileri evre ya da metastatik meme kanserinin, "hastalığın bulunduğu organdan çıkıp başka bir organa gitmiş olması" şeklinde tanımlandığını, halkın henüz bu konudaki bilinç düzeyinin çok yüksek olmadığını, genelde algılarında "meme kanseri" olarak tek tip bir hastalık bulunduğunu kaydetti.

İleri evre meme kanserinde yaşam süresi henüz erken evre kadar uzun olmasa da özellikle son yıllarda geliştirilen tedavilerle eskisine göre daha uzun süreli bir yaşam süresi sağlandığını belirten Gümüş, şu bilgileri verdi:

"Bu da yaşam kalitesi açısından hastalara birtakım önerilerde bulunup yaşamlarını daha da kaliteli hale getirmeyi mümkün ve gerekli kılıyor. Öncelikle tedavi süreçleri ve sonuçları konusunda onları bilgilendirmek gerekir ki umutları kaybolmasın. Onun dışında yine aile ve sosyal çevre desteği hem hastalığın iyi seyretmesini hem onların daha mutlu olmasını sağlayacaktır. Bunun dışında özellikle günlük faaliyetler, beslenme, psikolojik destek ve cinsellik gibi konularda doktorlarımızın hastalarıyla konuşup, bu noktalardaki birtakım korkuları veya yanlış bilgileri gidermesi gerekiyor. Bu konuları hastalar ile mümkün olduğunca konuşmaya çalışıp, kendilerini aydınlatıp bu gibi konularda doğru bilgiye ulaşmalarını sağlamamız önemli."

Gümüş, dünya genelinde meme kanseriyle ilişkili ölümlerin sayısının 2030'a kadar yüzde 43 artacağı öngörüsünü, "Özellikle Türkiye için, hem meme kanseri ile ilgili olarak hem de genel kanser türleriyle ilgili olarak böyle bir tahmin gerçekçi. Türkiye genç bir nüfusa sahip ve genç nüfusa sahip olmasına rağmen bir yaşlanma süreci yaşıyor. Ortalama yaş arttıkça kanser sıklığı da artacak. Türkiye, yaşlanan bir nüfusa sahip. Kanser genç yaşlarda da görülebilmesine rağmen, daha çok ileri yaşlarda görülüyor. Türkiye’de şu anda genç nüfusun fazla olması nedeniyle, kanser sıklığı daha az. Ancak zaman geçtikçe ileri yaşlarda görülen kanser vakaları artacak, bunun da temel nedeni yaşlanma." şeklinde değerlendirdi.