Kronik rahatsızlığı bulunan ve Ramazan'da oruç tutmak isteyen hastaların oruç tutmaya başlamadan önce mutlaka aile hekimlerine danışmaları gerektiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Cemil Işık Sönmez, özellikle diyabet hastalarının sık sık kan şekeri düşüşü ve hızlı kan şekeri yükselişleri sebebiyle oruç tutmalarında sağlık açısından riskler bulunduğunu söyledi. 

Diyabet hastaları için oruç tutup tutamayacakları konusundaki kararın, kişinin durumuna, kullandığı ilaçlara ve taşıdığı risk faktörlerine göre verildiğini dile getiren Yrd. Doç. Dr. Sönmez, “Özellikle insülin kullanan diyabetik hastaların, uzun süren açlık dönemlerinde yaşanacak hipoglisemi (kan şekeri düşüşü) nedeniyle oruç tutmaları önerilmemektedir. İnsülin kullanmayan diyabet hastalarının oruç tutup tutamayacağı konusundaki danışmanlık ise hastanın yaşı, eşlik eden başka kronik hastalığının olup olmaması ve diyabet tedavisinin şekli gibi faktörler düşünülerek verilmelidir. Diyabetik olup böbrek yetmezliği olanların ve diyabetik gebelerin oruç tutmaları da önerilmemektedir” şeklinde konuştu. 

DOKTORUNUZA DANIŞIN 

Doktoruna danışmaksızın oruç tutan diyabet hastalarının karşılaşabileceği olumsuz durumlardan bahseden Sönmez, günlerin uzun olması sebebiyle açlık periyodunun 17-18 saate kadar çıktığı durumlarda, hastalarda ciddi kan şekeri düşüklüğü ve özellikle iftar sonrası ani kan şekeri yükselmeleri görülebildiğini ifade etti. Özellikle yakın zamanda aşırı kan şekeri yüksekliği nedeniyle hastaneye yatışı yapılan veya diyabetik koma nedeniyle hastanede tedavi görmüş hastalarda, tekrar kan şekerlerinin yükselmesi ve diyabetik koma gelişebilmesi ihtimali olduğunu söyleyen Yar.Doç.Dr.Sönmez, ayrıca diyabetik hastalarda vücutta susuzluk bulguları gelişebildiğini ve damar içinde pıhtılaşma ihtimalinin artabileceği uyarısında bulundu. 

Aile hekimi, dahiliye veya endokrinoloji uzmanından danışmanlık almış ve oruç tutmasında sakınca görülmeyen hastaların yaşam tarzlarına dikkat etmesi gerektiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Cemil Işık Sönmez, bu kişilerin doktor ve diyetisyen yardımıyla günlük kalori miktarı ayarlanmış ve Ramazan ayına göre güncellenmiş bir beslenme programı uygulanması tavsiyesinde bulundu. İlaç alımının, iftar ve sahurda uygulanacak şekilde hekimle beraber oluşturulmasının faydalı olacağını söyleyen Sönmez, iftar ve sahurda birdenbire ve çok fazla yemek yerine, iftar ve sahur arasında az ama sık yemenin önemine değindi. Gün içinde toplam öğün sayısının 3-4 olacak şekilde, iftardan 1-1,5 saat sonra bir ara öğün ve yine 1-1,5 saat sonra bir ara öğün daha olmak üzere düzenli ve sağlıklı beslenmenin önemi üzerinde durdu. 

RAMAZAN'DA SIVI ALIMI ÖNEMLİ 

Ramazanda sıvı alımının önemini vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Sönmez, “Özellikle yaz aylarına tekabül eden Ramazan ayında sıvı alımımız, son derece önemlidir. İftarla birlikte ayakta olduğumuz süre boyunca her yarım saatte bir, bir su bardağı su içilmesi önerilmektedir. İftar ve sahur arasında en az 2-2,5 litre su tüketilmelidir” dedi. 

“Ekmek ve pide gibi hamur işi yiyecekler, pirinç pilavı, makarna, patates ile şekerli yiyecekler gibi kan şekerini yükseltme potansiyeli yüksek besinleri kısıtlayın” uyarısında bulunan Sönmez, “Süt, peynir, yoğurt, yumurta, zeytin, sebze, kepekli ekmek veya ızgara tavuk gibi protein yönünden zengin besinler ile domates, salatalık ve meyve çeşitlerinin bulunduğu ‘kahvaltı tarzı’ beslenmeyi tercih edin, mutlaka çorba, sebze ve zeytinyağlı yemekleri tüketin” dedi. 

SAHURA KALKIN 

Mutlaka sahura kalkılması gerektiğine dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Cemil Işık Sönmez, sahur yemeklerinde yüksek enerji içeren ve kolay hazmedilecek besinlerin seçilmesinin sağlık açısından uygun olacağını belirtti. Ayrıca kahvaltı şeklinde bir öğünün, bol sıvı almanın, meyve tüketmenin ve fazla tuzlu besinlerden uzak durmanın sahur için faydalı bir beslenme tarzı olduğunu sözlerine ekledi. 

Tedavilerine dikkat etmemeleri durumunda oruç tutan hipertansiyon hastalarının önemli sorunlarla karşılaşabileceğinin altını çizen Yrd. Doç. Dr. Sönmez, “Hipertansiyon hastalarının, oruç tutmaya başlamadan önce doktorlarına mutlaka başvurmaları gerekir. Hastalarımız, ilaçlarını iftarda mı, sahurda mı alması konusunda doktorlarına danışmalıdır. İftarda yediğimiz yiyecekler, genellikle doymuş yağ ve tuz bakımından zengindir. Bu tür besinlerin tüketimi, tansiyon hastalarının sağlığını ciddi boyutlarda etkiler. Hipertansiyon hastaları için hazırlanan beslenme planı, doymuş yağlardan ve kolesterolden fakir, meyve, sebze, süt ve süt ürünlerinden, tam tahıl ürünlerinden, balık, kümes hayvanları, fındık ve badem gibi besinlerden zengin olacak şekilde düzenlenmelidir” ifadelerini kullandı. 

Vücut ağırlığının normalin üzerinde olma durumunun, tansiyon hastaları için bir risk oluşturduğunu söyleyen Sönmez, bu sebeple tansiyon hastalarının kilo almamak için Ramazan süresince tükettiklerine dikkat etmeleri ve egzersiz yapmaları tavsiyesinde de bulundu. 

ORUÇ KORONER KALP HASTALIĞI RİSKİNİ AZALTIYOR 

Orucun, kolesterol üzerine olumlu etkileri olduğu yönünde çalışmaların bulunduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Sönmez, “Biz de özellikle önerdiğimiz yaşam şekli değişikliklerini uygulayan hastalarda, Ramazanda kolesterol düzeylerinin iyi yönde etkilendiğini görmekteyiz. Ayrıca yapılan çalışmalarda koroner kalp hastalığı için bir risk faktörü olan homosistein maddesinin oruç tutanlarda gerilediği tespit edilmiştir. Bu bağlamda oruç tutmanın, koroner kalp hastalığı riskini azalttığı veya gerilettiğini söylemek mümkündür” şeklinde konuştu. 

Ramazan ayının alkol ve sigara bağımlılığı olan hastalarımız için de tedavi açısından önemli bir fırsat oluşturduğunu vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Cemil Işık Sönmez, “Fırsatları değerlendirebilmek dileğiyle şimdiden tüm hastalarımızın Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyorum” diye konuştu.