Doç. Dr. Süleyman DOĞAN sordu, rektörler cevapladı
İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr.Azmi Ofluoğlu, “Vatan Sağlık ve Eğitim Vakfı” (VASEV)'nın bünyesinde 2009 yılında Yeni Yüzyıl Üniversitesi, 'Yüzyılın Üniversitesi' olması için kurduklarının altını çiziyor. Dr. Ofluoğlu; “Yıllar önce yazar Z. N. Hurston'un anlamlı bir özdeyişinden çok etkilenmiştim; "İlerde kucaklamaya kollarımın yetmeyeceği ağaç için bir tohum ekmeyi, uzun bir yolculuk için bir adım atmayı, tebessümle sevgiyi başlatmayı'', en önemlisi siz değerli öğrencilerle birlikte ''güneşe doğru zıplamayı denemeyi” hedefledim.” Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Hüsnü Gündüz babacan tutum ve davranışıyla dikkat çeken çalışkan bir yönetici portresi çiziyor. Yeni Yüzyıl Üniversitesi'nin Topkapı Cevizlibağ kampüsünde görüştüğümüz Rektör H. Hüsnü Gündüz; “Üniversitemiz; bilgili, çağdaş, donanımlı, deneyimli, topluma yararlı, araştırmacı mezunlar yetiştirme amacıyla yola çıkmıştır. Toplumdan aldığını topluma geri verme amacındadır. “Gelişimin önünde durulamayacağı” anlayışıyla sürekli ilerlemeyi hedefliyoruz” diyor. Siz aziz okurları rektör Hüsnü Gündüz hocamızla yaptığımız söyleşi ile baş başa bırakıyorum. 
Değerli hocam rektör olarak üniversiteyi nereden nereye getirdiniz?
Efendim İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi 2009 yılında kurulmuş ancak 2010 yılında faaliyete geçen genç bir üniversitedir. Üniversitemizde 10 fakülte, 2 meslek yüksekokulu ve 3 adet enstitü bulunmaktadır. Göreve başladığımızda 1200 civarında olan öğrenci sayımız 7 bini geçti. Öğrenci sayısının artmasıyla öğretim üyesi ve idari personeldeki sayılar arttı. Yeni bölümler ve lisansüstü programlar açtık. Yeni bölümler ve açmayı hedeflediğimiz yüksek lisans ve doktora programlarıyla çıtayı daha yükseltmek amacındayız.
Üniversitenizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Akademisyenler olarak bizler, Türk bilim alanında önemli projelere imza atmak, buluşlarla, alınan patentlerle anılmak tablosunu oluşturmalıyız. Üniversitemizin kurucu vakfı olan Vatan Sağlık ve Eğitim Vakfı (VASEV) ülkemizin sağlık alanında yaptıkları ilklerle anılmaktadır. Yine sağlık alanında önemli projelere imza atmak, insan sağlığını korumada ve tedavi yöntemlerinde bir yandan ilerleyen teknolojileri uygulamak ve diğer yandan yeni uygulama teknikleri geliştirmek çabasındayız. Tıp Fakültemiz için iş birliği yaptığımız Gazi Osmanpaşa Hastanesi bu konuda önemli mesafeler kat etmiştir. 54 bin metrekarelik bir alanda, bir yandan öğrencilerimizin eğitim ve öğretimini yaptırırken diğer yandan hocalarımızla insan sağlığı açısından önemli olan bilimsel çalışmalar yapılmaktadır. Kök hücre tedavisi, organ nakli, genetik hastalıklar ve tedavileri, günlük 400 hasta kapasiteli diyaliz ünitesi gibi birçok konuda faaliyet gösteriyoruz.
Özel üniversiteleri tercih eden öğrencilerin performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Orta öğrenimden gelen öğrencilerimiz genellikle temel bilimler alanında yeterli olmadıkları düşüncesindeyim. Bilindiği gibi, vakıf üniversiteleri paralı oldukları için, devlet üniversitelerine oranla daha düşük puanlarla öğrenci almaktadır. Ülkemizde ÖSYM önemli bir problemin büyük ölçüde çözümünü gerçekleştirmiştir. Öğrenci seçme ve yerleştirme işi hele sayısı 2 milyonu bulan bir ortamda kolay olmasa gerek. Bu konuda emeği geçenleri tebrik ederim. Düşük puan demek, maalesef öğrenci kalitesinin de düşmesi demektir. 
Başarıda öğrenci niteliği çok önemli değil mi?
Olmaz mı efendim. Öğrenciye hizmet veren kuruluş olarak, başarılı olabilmemizin ana faktörünün kaliteli olması gerekliliğine inanıyorum. Bu konuda Mütevelli Heyetimiz de anlayış göstererek, kaliteyi arttırma bağlamında çok miktarda burs imkânı tanıdı. Eğitimde ilk hedefimiz kaliteli öğrencidir. Kalifiye öğretim üyelerini bulup seçme şansımız daha çok ve kolay olduğundan, kaliteli öğrenciyi kalifiye öğretim elemanıyla buluşturduğumuzda, gerekli imkânlar da sunulursa güzel sonuçlar alınacağı aşikârdır. Bilindiği gibi, bir eğitim-öğretim kurumunun başarısı yıllar sonra ölçülebilecek bir olgudur. Biz de 10-15 yıl sonra mezunlarımızın başarı dolu çalışmalarını görmekten mutluluk duyacağız.
Türkiye'deki üniversitelerin bilim, teknik ve üretimi katkı bakımından dünya üniversiteleri ile rekabet edebilecek düzeye gelmeleri için neler yapılmalıdır? Bu alandaki bilimsel çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Gelişmiş ülkeler, ar-ge çalışmalarında gösterdikleri başarı oranında büyümüş ve gelişmişlerdir. Bu konuda gerek devletin ve gerekse kurumların yeterli hassasiyeti göstermeleri gerekir. Gelişmiş bir ülkede görmüştüm. Yapılan her gıda ithalat ve ihracatından belirli bir oranda ar-ge payı alınıyor ve bu paralar tamamen gıda ile ilgili araştırmalara harcanıyor. Hatta araştırmacıların maaşları bile bu meblağlardan ödeniyor. Projenin teknolojiye katkısı, getireceği yenilik, araştırmacıların performansı ve daha başka etkenler devreye sokularak güzel bir sistem oluşturulabilir. Hem bilim adamı kazanır, hem de devletine ve milletine hizmet sunar düşüncesindeyim.
Üniversite Rektörü olmak nasıl bir duygu, hissiyatınızı paylaşır mısınız?
Üniversite Rektörü olmak, mesuliyeti sırtlamak demektir. Bir yandan binlerce öğrencinin iyi yetişmesi için uğraşacaksınız, öte yandan akademik ve idari personelinizin özlük haklarını koruyacaksınız. Bunlar mesuliyet gerektiren ve insanın uykularını kaçıran şeyler.
Özel vakıf üniversiteleri Türkiye'de yüksek öğretimde hâlâ düşük oranda öğrenci istihdam ediyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Vakıf üniversiteleri, ülkemizdeki yükseköğrenim konusunda bir boşluğu doldurmaya çalışmaktadır. Ülkemizde hâlen devlet üniversitelerinde 5 milyon 615 bin öğrenci eğitim ve öğretim görmektedir. Vakıf Üniversitelerinde ise bu sayı 435 bindir. Özet olarak, vakıf üniversiteleri, yükseköğretimin yüzde 8 kadar bir yükünü almıştır. Bence bu oran düşüktür. Ülkenin kalkınmasına bağlı olarak 1/3 oranında olması idealdir kanaatindeyim.
Özel vakıf üniversitelerin Türkiye'de yeri, konumu ve statüsü sizce doğru strateji üzerine mi kurulmuştur?
Farklı yapıdaki üniversitelerin bulunduğu bir yerde tabii ki bir sınıflandırma yapılabilir. Sınıflandırmanın şeklinden önemlisi, bu üniversitelerin işlevlerini iyi belirlemek ve değerlendirmek olmalıdır. Buna göre çıkarılacak kanun ve yönetmelikler, ülkenin şartları da göz önünde bulundurularak daha etkili bir yükseköğretim olabilir. Devlet, Vakıf ve Özel Üniversite kavramları kabul edilebilir kavramlardır. Ancak ülkemizde şu anda özel üniversite yoktur. Maalesef vakıf üniversitelerinin bazılarının adı vakıf, fakat işleyişi özel üniversite kavramına uygun şekilde yönetilmektedir. Bu ayrım kanun ile yapılırsa, üniversiteyi kuracak özel veya tüzel kişiler kendi hür iradeleriyle seçimlerini yaparlar. Kontrolü yapan müessese de vakıf üniversitesine kendi yapısına göre, özel üniversiteye de kendi yapısına göre davranır.
Öğrenciler neden sizin üniversitenizi tercih etsinler?
Tercih nedenlerimiz; öncelikle şunu belirteyim. Fakülte çeşitliliğimiz çok az vakıf üniversitesinde bulunmaktadır. Bu büyük bir zenginliktir. Üniversitemizin ulaşım kolaylığı vardır. İstanbul'un en uzak köşesinden, en çok iki vasıta il buraya ulaşılabilir. Yönetimimizin öğretim üyesi ve öğrenci üzerinde oluşturduğu pozitif etki. 
Rektörlüğünüz sırasında unutamadığınız bir hatıranızı paylaşır mısınız?
Rektörlüğümün ilk günü, saat 15'de insan kaynakları ile ilgili olarak bir bayana randevu verdim. Saat 14.40 da bir bayan geldi. Kendisini randevu verdiğim bayan olduğunu tahminle kabul ettim. Hanımefendi daha odaya girerken, makineli tüfek gibi konuşmaya başladı. Çeşitli şeylerden bahsediyor. Hanımefendiden sözü almak için girişimde bulundum. Mümkün değil. Böyle birkaç teşebbüsüm akim kaldı. 20 dakika hanımefendinin konuşmalarına mahkûm kaldım. En sonunda biraz da kızarak dedim ki; hanımefendi, iki arkadaş bir yola gidiyorlarmış. Biri sizin gibi çok konuşan, diğeri de benim gibi iyi dinleyen biriymiş. Demişler ki; yol uzun. Birbirimize bir şeyler anlatalım sırayla. Önce çok konuşan başlamış. Yarım saat konuşmuş. Suskun bakmış ki kendine konuşma fırsatı vermeyecek. Müdahale etmiş. Arkadaş sen çok konuştun. Yeter, şimdi sıra bende. Konuşkan hemen atılarak, tamam sen sıranı savdın. Sıra bende. Diye konuşmaya devam etmiş. Biz de onlara benzedik. Lütfen izin ver de ben konuşayım. Önce kimsiniz, kendinizi tanıtınız. Bu üniversitede öğretim üyesiyim demez mi? Şimdi yandık dedim. Neyse bu arada asıl randevu sahibi geldi. Hanımefendiyi içeri aldık. Buna rağmen, benim hocam, ayakta 10 dakika daha konuşmaya devam etti. Unutulmayacak bir hatıra.
Öğrencilerin üniversite tercih ve yerleştirilmesinde sizce üniversitenin yeri ve rolü ne olmalıdır? Öğrenci üniversiteyi mi seçmeli yoksa üniversite öğrenciyi mi seçmeli?
Üniversite tercihinde, üniversiteler öğrencileri yönlendirici olmalıdır. Gelen öğrenciyi, aldığı puan ve kendi meslek ideali doğrultusunda rehberlik etmelidir. Öğrencinin istediği dalda, ülkemizin bütün üniversitelerinden hangisini kazanabileceğini bildirmeli ve istenirse öğrenciye tercih sıralamasında yardımcı olmalıdır. Bu arada kendi tanıtımını da yapar. Üniversitemizin çalışma şekli böyledir. Şimdiki mevzuata göre, bizim öğrenciyi seçme şansımız pek yok. Ancak, vakıf üniversitelerinde verilen burslara göre daha kaliteli öğrenci seçme şansı var.
Üniversiteyi âdeta sıfırdan başlayarak belli bir merhaleye getirmek nasıl bir şey?
Efendim devlet üniversitesinden emekli olduktan sonra çeşitli özel üniversitelerde öğretim üyeliği ve yöneticilik yaptım. Hiç şüphesiz insanın çalıştığı müessesede göstereceği her türlü başarı onu sevindirir. Ancak, bu bir ekip işi ise müdahil olan herkesi mutlu eder. Biz de üniversitemizde, akademik ve idari kadrodaki çalışma arkadaşlarımızla daha iyiye ulaşabilmek için gayretler içerisindeyiz. Bütün arkadaşlarımızın, rektör olduktan bu yana olan değişimleri takdirle karşılamaları bizi çok mutlu ediyor.
Akademisyenlerin performansa dayalı ücret almasını doğru buluyor musunuz, özel üniversite ile devlet üniversitesi arasındaki ücret dengesizliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Öğretim üyelerinin bir taban ücreti olması gereği var. Ayrıca adil uygulanması ve ölçümün çok iyi yapılması halinde, performans oranında artışlar yapılması uygundur kanaatindeyim. Devlet üniversiteleri ile vakıf üniversiteleri arasındaki ücret farklılığı normaldir. Bu durum, özellikle emekli olduktan sonra çalışmak isteyen öğretim üyeleri için teşvik edici bir hâldir. Ayrıca, bilindiği gibi, ülkemizde çok miktarda öğretim üyesi açığı var. Bu açığın kapanmasında da faydalı olduğu düşüncesindeyim.
Üniversitenizin diğer özel vakıf üniversitelerden ayıran bariz özelliği nedir?
Henüz çok yeni bir üniversite olmamız açısından yapılacak bir sıralamada nerede olduğumuzu söylemek bence uygun değil. Bu değerlendirmeyi 10. yılını tamamlayan İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi için yaparız inşallah. Diğer vakıf üniversitelerinden ayıran bariz özelliğimiz “sağlık ve yaşam bilimleri alanında disiplinler arası bir anlayışa” sahip olmamızdır.

Kimdir? 
Prof. Dr. Hüseyin Hüsnü Gündüz, 1947 yılında Bingöl-Kiğı'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimimi Bingöl'de, yükseköğrenimini ise Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde tamamladı. Akademik hayata 1973 yılında başladı. 1994 yılında Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümünden emekli oldu. Çeşitli kuruluşlarda danışmanlık ile bazı vakıf üniversitelerinde öğretim üyeliği yaptı. 1 Mart 2013't­­en beri İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesinde Rektörlük görevini yürütmektedir. Evli ve 3 çocuk babasıdır.

İstanbul Yenİ Yüzyıl Ünİversİtesİ Künyesİ

Eseriniz olsun

­­Kuruluş: 2009
Mütevelli Heyet Başkanı: Dr.Azmi Ofluoğlu 
Fakülte sayısı:10, Meslek Yüksek Okulu: 2,
Enstitü: 3. 
Uygulama ve Araştırma Merkezi: 3
Akademik ve İdari Personel: 600.
Öğrenci sayısı: 7 bin
Öğrenci kulübü sayısı: 40
Sloganı: Geleceğiniz eserimiz olsun
Misyon: Toplumun ihtiyacı olan bilim insanlarını ülkeye kazandırmak, bilgili, çağdaş, donanımlı, deneyimli, topluma yararlı, araştırmacı gençler yetiştirmeyi hedefleyen bir yükseköğretim kurumu olma amacını taşıyoruz.
Vizyon: Ülkemizi çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkaracak bir yükseköğretim kurumu oluşturmak.