Doç. Dr. Süleyman DOĞAN sordu, rektörler cevapladı

Kütahya önemli bir kavşak yolu üzerinde bulunan şirin bir ilimizdir. Batı Anadolu’nun merkezi konumundaki Kütahya’da çeyrek asırdan beri Dumlupınar Üniversitesi yükselmektedir. Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Remzi Gören, sempatik, çalışkan, mütevazı, girişimci ve iletişime açık bir portre çiziyor. Kendisiyle Selçuklu ile Osmanlı mimarisinin cem edildiği üniversitenin harika kampüsünde görüştük. Katkılarından dolayı üniversite basın sorumlusu Yalçın Çelebi’ye teşekkür ediyor söyleşi ile siz aziz okurları baş başa bırakıyorum.
Sayın hocam bir yıldan beri rektörsünüz. Rektör olmayı daha önceden hedeflediniz mi?
Rektör olma hedefim son bir yılda oluşmaya başladı. Rektörlük hiçbir zaman kişisel bir hedef olmadı. Hâlâ da bu duyguyu taşıyorum. Hedefim, beni bu yönde cesaretlendiren arkadaşlarımın, dostlarımın hedefleriyle örtüşen, onların heyecanıyla yükselen değişim arzusu. Rektörlük, benim değil, ekibimin hedefiydi.
Üniversiteniz Türkiye için ne ifade ediyor ve Türk bilim alanına yaptığı katkılardan kısaca değinir misiniz?
Mühendisim, ama bazen ve bazı durumlarda rakamlardan hoşlanmıyorum. Hoşlanmadığım halde, kimileri için övünç kaynağı olan bir sayıdan bahsetmek isterim. Öğrenci sayımız 50 bin civarında. Kütahya merkezde her 5 kişiden biri öğrencimiz. Ülkemizin farklı şehirlerinden gelmiş, hareketli, genç bir kitle. Üniversitemiz öncelikle bu genç neslin milli ve manevi duruşa sahip, kendi hür iradeyle kararlar verebilecek analitik kritik düşünceye sahip bireyler halinde yetiştirmeyi hedeflemektedir. Varlık sebeplerimizden, ülkemiz için ne ifade ediyor sorusunun cevaplarından biri, belki de en önemlisi bu. Son yıllarda bilim alanına katkılarımız artan akademik personel sayımızla orantılı olarak artmaktadır. Son birkaç yılda biten ve devam eden BAP projeleri sayısı 150, TÜBİTAK projeleri sayısı 18’dir.
Sizce üniversitelerin temel acil sorunları ve çözüm yolları neler olabilir?
Üniversitemiz açısından değerlendirecek olursak fiziki yetersizliğimize rağmen, her yıl öğrenci sayımız artıyor. Öğretim üyesi öğrenci oranı kadar, sınıf kapasitelerinin de dikkate alınması gerekiyor. YÖK’ün; ‘yeni YÖK’ ve ‘kalite’ vurgularını heyecan verici buluyorum. Rektörler gibi, sekreterlerin de, daire başkanlarının da, dekanların da belirli bir azami süreleri olmalı. Yönetimsel kalite bakımından fakülteler 3-4 bölüm veya 3-4 bin öğrenciyle eğitim öğretim yapmalı, büyük fakülteler bölünmeli, çok sayıda ve çeşitlilik arz eden programlara sahip meslek yüksekokulları tematik hale getirilmelidir. Programlar 2023 vizyonuna uygun biçimde güncellenmeli, yeni programlara dönüştürülmelidir. Öğretim üyelerine sağlanan teşviklerin amacına uygun hale gelmesi için, fakülte ve yüksekokullarda ikinci öğretimler kaldırılmalıdır. Öğretim üyelerine proje, yayın için zaman kalmalıdır. Mali esneklikler sağlanmalı, gelir getirici çalışmaların ve tersine harcamaların önü açılmalıdır.
Siz üniversitenizi nasıl tanımlıyorsunuz, üniversiteniz nerede duruyor ve hangi alanda iddialısınız?
Çeyrek asırlık genç ve dinamik bir üniversiteyiz. Öğretim üyelerimizin neredeyse dörtte üçü 40 yaşın altında. Özel tasarlanmış mükemmel bir teknoloji merkezimiz var. Mühendislik ve fen alanında, özellikle Malzeme, Elektrik Elektronik, Makine, Biyokimya, Kimya alanlarında oldukça iddialıyız. Üniversitemiz Anadolu üniversiteleri içinde çok güçlü bir yerde duruyor.

Yükseköğretim kurumlarında görmek istediğiniz öğrenci profili sizce nasıl olmalıdır?
Üniversiteler artık Z Kuşağı denen öğrenci profiliyle karşı karşıya. Bu öğrencilere hitap etmek, tatmin etmek bir hayli zor. Meraklı bir gençlik, özgüveni yüksek bir gençlik, araştırmacı, sorgulayan, analitik düşünen, bağımsızlık yanlısı bir gençlik. Öğrencileri seçme şansımız yok gibi. Derste cep telefonuyla ilgilenen öğrenci, büyük ihtimalle dersle ilgili kelime ve kavramları araştırıyordur. Farklı bir nesille karşı karşıyayız. Biz hiçbir zaman öğrenciyi suçlayan, onları tembel teneke gibi gören zihniyete sahip olmadık, olmayacağız.
Türkiye’deki üniversitelerin bilim, teknik ve üretimi katkı bakımından dünya üniversiteleri ile rekabet edebilecek düzeye gelmeleri için neler yapılmalıdır?
Bilimsel çalışmalar birilerini yakalamak, geçmek için yapılmamalı. Başarı odaklıyız. Üniversitemiz, elindeki imkânları en iyi şekilde kullanan, yeteneklerinin farkında olan bir üniversitedir. Kimsenin hayal dahi etmediği, aklının ucuna dahi gelmeyen parlak bir fikri hayata geçirdiğiniz de bir numara olursunuz, dünya sizi konuşur. Tıpkı Aziz Sancar gibi. Kısaca rekabet tutkusuyla değil, başarı odaklı çalışıyoruz.
Öğrenciler neden üniversitenizi tercih etsinler?
Kütahya tam bir öğrenci kentidir. Sakin, rahat ve ucuz. Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Konya aşağı yukarı aynı mesafede, Bursa yakın, Eskişehir komşu, yanı başımızda. Tüm büyük şehirlerin yanı başında, yakınında bir başka şehir yok. Öğrencilerimize büyük değer veriyoruz. Kampüslerimizin bir kısmında çorba çeşmelerimiz var; öğrencilerimiz buradan çorba içiyorlar. Sınav dönemlerinde simit, çay, kafe ikramlarımız var. Öğretim üyelerine çat kapı ulaşabiliyor, dertlerini anlatabiliyorlar.  Fabrikalarda dönem içi staj imkânları sunuyoruz; yüzlerce öğrenci firmalar tarafından seçilip fabrikalarında stajyer olarak çalıştırılıyorlar.
Üniversitenizin tercih edilecek yabancı öğrenci profili nedir?
2011 yılından bu yana yabancı uyruklu öğrencilerimiz var. Yabancı uyruklu statüde 43 ülkeden 857 öğrencimiz var. Üçte biri Azeri öğrencimiz. Türkmenistan, Afganistan, Kırgızistan, Bulgaristan, Filistin önemli öğrenci kaynağımız durumdadır. Burkina Faso, Çad, Çin, Kongo, Moldova, Sierra Leone, Malavi, Moğolistan birer ikişer öğrenciyle üniversitemizde öğrenim görmektedirler. Bu öğrencilerin yoğun oldukları fakülteler sırasıyla İktisadi ve İdari Bilimler, Mühendislik, Fen Edebiyat ve Eğitim Fakülteleridir.
Kütahya’nın tarihî evleri konusunda üniversite olarak bu evleri yeniden ihya çalışmaları oldu mu?
Oldukça yüksek bütçeli işler bunlar. Şu anda böyle bir şey yapabilecek durumumuz yok. Daha önce üniversite olarak konaklardan ikisini restore edip hizmete sunduk. Kütahya’nın zenginliklerinden biri de tarihî evler. Bana göre Kütahya’dan 2 Amasya, 3 Safranbolu, en az 5 Beypazarı çıkarabiliriz.
Dünya çapında ressam olan Ahmet Yakupoğlu’nun evini müze haline getirme konusunda neler yaptınız, yaşayan bilim ve sanat adamlarına bir vefa duygusunu nasıl ödemek gerekir?
Ahmet Amcamız bizim için çok değerli. Eserlerinin neredeyse yarısını üniversitemize miras bıraktı. Yaşadığı evi, yaptırdığı camiyi bize miras bıraktı. Mirasına karşılık müze yapılması gerekiyordu. Şimdiye kadar bu başarılamadı, umarım bizim yönetimimize nasip olur. Girişimlerimiz olumlu, ek bütçemize müze projesini aldık. Sizin aracılığınızla, bakanlığımıza teşekkür ediyorum. Bunlar maddi tarafları. Ahmet Amca yatıyor, bakıma muhtaç. İzmir’de yaşıyorken, özel bir ambulans, doktor, hemşire gönderip Kütahya’ya getirdik. Tıp Fakültemizde, özel bir odada, misafir ediyoruz. Sadece fiziksel ve bedensel tedavi ve bakım yapmıyoruz, onu ma-nevi yönden de tedavi ediyoruz. 
Üniversitenizin ilkleri nelerdir?
Farklı bir üniversite olmayı hedefledik. Akdeniz ve Kastamonu Üniversitesiyle ortak Gören Göz Gülen Yüz şeklinde tanımladığım bir projeye imza attık. Kısa adı Engelsiz Yönlendirme ve Bilgilendirme Sistemleri (Navigasyon) olan projenin çıktısı olarak, gözü görmeyen bir engelli üniversitemiz kampüsünde yardımsız gezebilmekte, kampüs girişinden rektörlük katına, merdivenleri basamak basamak çıkıp odama kadar gelebilmektedirler. Bunu akıllı telefonlarına yüklediğimiz bir yazılımla yapıyoruz. Bu projeyi birçok üniversiteye taşıdık. Sırada pek çok üniversite var. Sözde değil, gerçekten en engelsiz üniversitelerden biriyiz. Bir başka ilk Evliya Çelebi Bisiklet Yolu projesidir. Evliya Çelebi Bisiklet Yolu Projesi renklendirilmiş özel yolu, durakları ve menzili bakımından kampüsler için bir ilk ve örnek olacaktır.
Başka neler var efendim?
Övünç kaynaklarımız ve ilklerimiz bunlarla da sınırlı değil. MS hasta okulumuz başlı başına bir başarı hikâyesi. Tamamen gönüllü eğitmenlerden oluşan bir ekip çini, resim, ebru, müzik gibi aktivitelerle MS hastalarına derman olmaya çalışmaktadır. MS hastalarımız bu yıl Şeb-i Arus’ta ilahi söylediler. Birkaç gün önce, Organ Nakil Merkezimize ruhsat aldık. Sadece şehrimize değil, komşu illerimize de böbrek nakli hizmeti vereceğiz. 50 yaş üstü yetişkinlerin eğitilmesini hedefleyen bir projemiz var.  50 yaş ve üstü yetişkinlere en 10 farklı konuda eğitim verilecektir.
Arkeoloji çalışmaları sonucunda çıkan eserler nelerdir ne gibi eserler ortaya çıkartılmıştır?
2006 yılından bu yana Arkeoloji bölümümüz proje başkanlığını Prof. Dr. Nejat Bilgen’in yaptığı Seyitömer Höyük Kazı Çalışması öncülüğünde müthiş bir kazıya imza attı. Kazı alanından Roma, Helenistik, Akhaemenid, Orta ve Erken Tunç dönemlerini kapsayan 5 bin yıllık döneme ışık tutan eserlere ulaşıldı. Dünyada eşine ender rastlanan büyük kazılardan ve ilklerden denilebilecek özelliklere sahip. Seyitömer Höyüğü’nde sürdürülen kurtarma kazılarında nelere ulaşılmadı ki; duvarlara hayvan ve insan figürü ile çeşitli geometrik şekiller çizilmiş resimler, seramik yapımında kullanılan fırın ve kil havuzunun olduğu seramik atölye, çocukların oynadığı çıngırağa benzer oyuncak, küp içinde buğday. Kazılardan çıkan ürünleri sergilediğimiz müzemize davet ediyorum.

Kimdir? 

Prof. Dr. Remzi Gören 1968 yılında Ordu’nun Ünye ilçesinde doğdu. Aile büyükleri 93 Harbi diye bilinen süreçte ülkeye gelmişlerdir. Lisansını İTÜ, lisansüstü çalışmalarını ise YTÜ’de tamamladı. Metalurji Mühendisidir. 1994 – 2001 yılları Sakarya Üniversite’sinde çalıştı. 2001 yılı yazında Dumlupınar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Seramik Mühendisliği Bölümü’nde Yardımcı Doçent olarak başladı. 2008 yılında doçent, 2013 yılında profesör kadrosuna atandı. 15 yıldır Dumlupınar Üniversitesi’nde çalışmaktadır. Prof. Dr. Remzi Gören bir yıldan beri Dumlupınar Üniversitesi rektörlüğünü yapmaktadır.

Z Kuşak Üniversite

Kuruluş: 1992 Fakülte Sayısı: 10, Yüksekokul Sayısı: 5 Meslek Yüksekokul Sayısı: 14, Enstitü Sayısı: 4 Uygulama Araştırma Merkezleri Sayısı: 20 Akademik Personel Sayısı: Bin 313, İdari Personel Sayısı: 850 Öğrenci Sayısı: 50 bin Öğrenci Toplulukları Sayısı: 100 Slogan: Z Kuşak Üniversite
Vizyon: Mesleki bilgi ve tecrübelerini insanlığın huzur ve mutluluğu için kullanacak, vatanı ve milleti için fedakârca çalışacak, yüksek mesleki donanıma sahip nesiller yetiştiren, bilim, sanat, kültür, spor ve sağlık alanlarında kendini sürekli geliştiren yenilikçi eğitim öğretim kurumu olmaktır.
Misyon: Ülkemizin parlak geleceğinin, ülkede ve dünyada olup bitenleri takip eden ve aralarındaki ilişkileri analiz edebilen, iletişim becerileri yüksek, sağduyulu, açık fikirli, iş birliğine yatkın, teknolojiyi çok iyi kullanan, yüksek entelektüel standart ve erdemlere sahip bir neslin oluşması hedefliyoruz.