Doç. Dr. Süleyman DOĞAN sordu, rektörler cevapladı

Niğde Orta Anadolu’da kadim şehirlerimizden biridir. Sevimli ve şirin ilimiz Niğde son yıllarda üniversiteyle birlikte önemli atılım yapmıştır. Niğde Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Görür, çalışkan, aktif, çok gezip bilim ve teknolojiyi üniversitesine çekmeye çalışan bir yönetici profili çiziyor. Rektör Görür’le Niğde Üniversitesinin güzel kampüsünde yaptığımız söyleşi ile baş başa bırakırken katkılarından dolayı basın danışmanı öğretim görevlisi Lokman Zor’a da teşekkür ediyorum.
Rektör olmayı daha önceden hedeflediniz mi?
Aslında başlangıçta böyle bir hedefim yoktu. Tek amacım iyi bir akademisyen olarak bilim ve teknolojinin gelişmesine katkıda bulunmak, bu yolla ülkeme ve insanlığa hizmet etmekti. Rektörlüğü biraz şartlar zorunlu kıldı. Rektör olmadan önce, bölüm başkanlığı, yüksekokul müdürlüğü, genel sekreterlik, dekanlık, rektör yardımcılığı gibi birçok kademede idari görevlerde bulundum. Daha önce yaptığım bu görevler bana yönetim konusunda birçok tecrübe kazandırdı. Şartların zorlamasıyla rektörlük görevinde başarılı olacağıma inandım ve bu göreve talip oldum. Rektörlüğe aday olmamda, üniversitemiz öğretim elemanlarının teşvik ve teveccühünün önemli rol oynadığını da söyleyebilirim.
Üniversiteniz Türkiye için ne ifade ediyor?
Üniversitemiz; “Alternatif Enerji” özellikle de güneş enerjisi ve hidrojen enerjisi, Nanoteknoloji ve Tarımsal Biyoteknoloji alanlarında akademik ve altyapı olarak en güçlü üniversiteler arasında yer almaktadır. Bu alanlarda TÜBİTAK tarafından Ar-Ge Strateji Belgesi Hazırlama ve Uygulama konusunda destek alan üniversitemizde şu anda TÜBİTAK, AB, Kalkınma Ajansı ve Bakanlıklar tarafından desteklenen birçok proje yürütülüyor.
Laboratuvarlarda da iddialı olduğunuzu öğrendim?
Evet. Ülkemizin en önemli ve en donanımlı laboratuarları arasında yer alan üniversitemiz Merkezi Araştırma Laboratuvarı’nda, güneş paneli yapımında kullanılan yüksek verimli güneş hücresi üretiyoruz. Şu andaki verimliliğimiz yüzde 18’in üzerinde. Güneş hücresi üreten Türkiye’de tek laboratuvarız. En büyük hedefimiz, güneş paneli yapımında tamamen yerli ürünlerin kullanılmasını sağlamak. Uzun yıllardır en köklü sanayi kuruluşları ile savunma sanayine yönelik projeler ürettik, yenilenebilir enerji konusunda oldukça önemli çalışmalar yürütüyoruz. Türkiye’de ilk ve tek örnek gösterebileceğimiz İngilizce eğitim veren Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültemiz mevcut ziraat fakültelerinden hem anlayış hem de kapsam olarak çok farklı. Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi’nde ziraat fakültelerinin işleyiş ve eğitim anlayışından farklı olarak tarımsal ve hayvansal genetik, tohum üretimi, tarımsal ve hayvansal biyoteknoloji eğitimi veriliyor, bu alanlarda çeşitli projeler yürütülüyor.
Siz üniversitenizi nasıl tanımlıyorsunuz, üniversiteniz nerede duruyor?
Üniversitemiz öğrencilerimize sadece eğitim gördükleri alanlarda değil, sosyal, kültürel ve sportif alanlarda da kendilerini yetiştirme fırsatı sunuyor. Her yönüyle yaşanılabilir bir yerleşke üniversitesiyiz. Gerek Tarım Bilimleri ve Teknoloji fakültemiz gerekse Mühendislik fakültemizin çeşitli bölümleri önemli ve kapsamlı bilimsel çalışma ve projeler yürütmektedir. Anadolu’da en iyi üniversite olmak istiyoruz.
Üniversitenizin yakın ve uzak hedef olarak Türk bilimindeki vizyonunu ve yerini nerede görmek istiyorsunuz?
En önemli hedefimiz; evrensel değerlerden ödün vermeden yani bir anlamda üniversiteyi yerelleştirmeden, üniversite-kent-sanayi iş birliği ile yöresel, bölgesel ve ulusal kalkınmaya katkı sağlamak. Sosyal sorumluluğunun farkında olan, bilgiyi teknolojiye dolayısıyla da toplumsal ve ekonomik faydaya dönüştürebilen, yeni teknolojiler üretebilen, bilim ve teknolojide uluslararası rekabet gücüne sahip, saygın bir üniversite olmayı amaçlıyoruz. En büyük hedefimiz 1992 yılında kurulan üniversitemizi Türkiye’de ilk 30 üniversite arasına taşımak.
Yükseköğretim kurumlarında görmek istediğiniz öğrenci profili sizce nasıl olmalıdır?
Güney Kore’deki bir üniversiteye gerçekleştirdiğimiz ziyarette karşılaştığım bir manzara beni çok etkilemişti. Üniversite kütüphanesinde oturduğu masada uyuyan çok sayıda öğrenci gördüm. Bize üniversiteyi tanıtan yetkililere öğrencilerin neden kütüphanede uyuduklarını ve buna neden müsaade ettiklerini sordum. Aldığım cevap çok ilginçti; eğer uyumak için evlerine giderlerse yeniden geldiklerinde kütüphanede oturacak yer bulamayabilecekleri için evlerine gitmediklerini, kısa sürede olsa orada uyuduklarını söylediler. Bizim öğrencilerimiz de bu anlayışla hareket etmeli.

Öğrenciler neden üniversitenizi tercih etsinler?                                                   
Her şeyden önce son derece güvenli, çağdaş, kültür seviyesi yüksek, ekonomik açıdan ucuz ve kolay yaşanır bir şehirde okumak için üniversitemizi tercih edebilirler. Öğrenciler, şehrin sahip olduğu avantajlar dışında üniversitemizin sunduğu imkânlar dolayısıyla tercih edebilirler. Bu imkânların başında uluslararasılaşma konusunda son derece iyi bir konumda olmamız geliyor. Tahsis edilen Erasmus hibesini en iyi kullanan üniversitelerden biri olarak her yıl Erasmus aracılığıyla çok sayıda öğrencimizi Avrupa’daki çeşitli üniversitelere ve Mevlana, ikili akademik iş birliği anlaşmaları gibi diğer değişim programlarıyla da dünyanın farklı ülkelerindeki üniversitelere çok sayıda öğrencimizi gönderiyoruz.
Program değişimlerinin öğrencilere ne gibi fayda sağlıyor?
Öğrenciler, Diploma Eki Etiketi ve ECST Etiketi ile ödüllendirilmiş bir üniversitenin öğrencisi olabiliyorlar. Özellikle mühendislik ve teknik bilimler alanlarında uluslararası rekabet gücüne sahip bir Ar-Ge merkezi olan “Merkezi Laboratuvar” ve diğer laboratuvarlarımızda öğretim üyelerinin danışmanlığında yürütülen projelerde görev almak, Ar-Ge faaliyetlerine katılarak bilginin üretilmesi ve üretilen bilginin teknolojiye dönüştürülmesi süreçlerinde bizzat yer almak üzere bizim üniversitemizi tercih edebilirler. Birçok bölümde çift anadal ve yan dal imkânına sahip olmak, öğretim üyelerinin danışmanlığında TÜBİTAK projeleri yürütmek, Üniversite-Sanayi iş birliği kapsamında yer alan projelerde görev almak, güçlü teknolojik altyapı, modern laboratuarlar ve dersliklerde nitelikli eğitim almak için de tercih edebilirler. Her yıl düzenli bir şekilde yaptığımız Rektör-Öğrenci toplantıları ve anketlerde çıkan sonuçlar doğrultusunda yönetim anlayışını kendileri belirleyecekleri ve yönetimde söz sahibi olacakları öğrenci merkezli bir üniversitede okumak için tercih edebilirler. Sosyal, kültürel ve akademik sorumluluklar üstlenmek amacıyla her türlü sosyal kültürel ve sportif etkinliğe katılma ve düzenleme imkânına sahip bir üniversiteyiz. Ülkemizin barınma sorunu olmayan, barınmayla ilgili eksiklerini tamamlamış bir üniversiteyiz.  
Yerleşke konusunda sıkıntınız var mı?
Yok diyebiliriz. Üniversitemiz bu anlamda birçok üniversiteden daha iyi bir konumda. Üniversitemiz şu anda Merkez Yerleşke, Aşağı Kayabaşı Yerleşkesi, Derbent Yerleşkesi, Bor Yerleşkesi, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Yerleşkesi ve Ulukışla Yerleşkesi olmak üzere 6 farklı yerleşkede hizmet veriyor. Bu Yerleşkeler içerisinde en fazla öğrenciyi Merkez Yerleşke barındırıyor. Bütün fakültelerimiz şu an itibariyle bu yerleşkemizde bulunuyor. Yeşil alanları, yürüme parkurları ve sosyal-kültürel-sportif alanlarıyla üniversite çalışanlarımız ve öğrencilerimiz için nitelikli bir yaşam alanı oluşturduk. Yerleşkemizin yanında bulunan alanları üniversitemiz yerleşkesine dâhil etmeyi başardık. Böylece orta vadede yer sıkıntımız çözüldü. Merkez Yerleşkemizin diğer üniversite yerleşkelerinden ayrılan çok önemli bir yönü var; Türkiye’de gözlemlenebilen kuş türünün hemen hemen yarısının ziyaret ettiği ve gözlemlenebildiği Akkaya Baraj Gölü’ne komşu olmasıdır.
Öğrencilerin üniversite tercih ve yerleştirilmesinde sizce üniversitenin yeri ve rolü ne olmalıdır?
Aslında üniversiteler kılavuzdur. Üniversiteler, öğrencilerine kılavuzluk ederler. Bundan sonrası artık kişinin aldığı eğitimi kullanabilmesine ve kendisini geliştirmesine bağlıdır. Hiçbir üniversite hiçbir öğrenciye bir meslekle ilgili her şeyi öğretemez. Bu yüzden hiçbir üniversitenin iş garantisi vermesi söz konusu değil. Her şeyin akıl almaz bir hızla değişip geliştiği çağımızda öğrenci için üniversitelerin ismi değil, verdikleri eğitimin niteliği belirleyici olmalı. Üniversitenin öğrenciye sunacağı imkânlar önemli olmasına rağmen, öğrencinin kendini geliştirmek için harcayacağı çaba daha büyük önem taşıyor. Bu yüzden üniversitenin verdiği bilgiyle yetinmek sonu hüsranla bitecek bir üniversite hayatı ve kötü bir yaşam tecrübesi demektir. Elbette ki, üniversitede alınan eğitim büyük önem taşıyor. Ancak esas belirleyici süreç, öğrencinin kendini yetiştirmesi ve üniversitede aldığı eğitimi iş yaşamına taşıyabilmesidir. Üniversite öğrencinin bu söylediğim şeyi gerçekleştirmesinde etkin rol oynayabilmelidir.
Yeni Türkiye’nin yeni üniversiteleri ve yeni rektörleri nasıl olmalıdır?
Hepimiz biliyoruz ki, gelişmiş ülkeler arasına girmenin yolu nitelikli ve evrensel bilgi üretmekten ve bu bilgiyi ticarileştirip, toplumun hizmetine sunmaktan geçiyor. Bugün geldiğimiz noktada üretilen bilginin toplumsal faydaya dönüşmesi ve sürekliliği her şeyden önce sanayi kuruluşları ile yapılan iş birliğine bağlı. Gelişmiş ülkelerin kalkınma stratejileri de üniversiteler ile sanayi arasındaki iş birliği ve ortaklıklara dayandırılıyor. Artık üniversitelerimiz sadece bilgi üretmekle yetinmemeli, sanayi kuruluşlarıyla iş birliği içinde hareket ederek ürettiği bu bilginin kullanılmasını sağlamalıdır. Bence rektörlerimizin en büyük gayreti de bu doğrultuda olmalıdır.
Üniversite ile kent iş birliğini nasıl değerlendiriyorsunuz ve üniversiteniz hangi konumda?
Rektörlük görevine başladığımda en büyük hedeflerimden biri kent-üniversite iş birliğini iyi bir seviyeye taşımaktı. Bu doğrultuda belki de ülkemizdeki ilk örneklerden biri olarak kabul edebileceğimiz “Kent-Üniversite Çalıştayı” ve bilimsel toplantılar düzenledik. Yenilenebilir enerji konusunda Vestel firması ile yoğun çalışmalar yapıldı şu an devam ediyor. Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi, Doğuş Holding ile ortak çalışma ve projeler yürütüyor. Yine Kent ile iş birliğinin bir sonucu olarak barınma sorunu çözüldü, şu an öğrencilerimizin barınma ile ilgili bir sıkıntısı kalmadı. Bütün bu ilişkiler doğrultusunda üniversite olarak her anlamda kentin sosyal ve kültürel hayatına katkı sağlamaya gayret ettik. Bu noktada uzun zamandan beri üzerinde çalıştığımız önemli bir projeyi örnek gösterebiliriz: Niğde’nin Cullaz Sokak adındaki tarihî bir sokağında yer alan metruk hâldeki eski Niğde Evlerini satın alıp restore ettirerek konukevi olarak hizmete açtık.

Kimdir? 

Prof. Dr. Adnan Görür 1961’de Hatay’ın Erzin ilçesinde doğdu. İlk ve Orta öğrenimini Erzin’de yaptı. 1983’de Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını 1987’de Uludağ Üniversitesi’nde, doktora eğitimini ise 1992 yılında Erciyes Üniversitesi’nde tamamladı. 1983-1987 yılları arasında Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde araştırma; 1987-1992 yıllarında öğretim görevlisi, 1992-1995 yıllarında ise yardımcı doçent olarak görev yaptı. 1992-1993 Eğitim Öğretim yılında doktora sonrası araştırma yapmak üzere İngiltere’ye gitti. 1995 yılında Niğde Üniversitesi’nde göreve başladı. Aynı yıl Doçent, 2005 yılında Profesör oldu. Çalışma alanıyla ilgili 90’dan fazla yayını vardır.  2009 yılından itibaren de Niğde Üniversitesi’nde Rektör olarak görev yapmaktadır.

Niğde Üniversitesi Künyesi

Bilimin aydınlığında yeni ufuklara doğru

Kuruluş: 1992
Fakülte sayısı: 9, Yüksekokul sayısı: 3, Meslek Yüksekokulu sayısı: 6.
Enstitü sayısı: 3, Devlet Konservatuarı: 1.
Uygulama ve Araştırma Merkezi sayısı: 11.
Akademik Personel sayısı: 844, İdari Personel sayısı: 535.
Öğrenci Sayısı: 24 bin 801
Öğrenci Kulübü sayısı: 51
Misyon: Bilim, sanat, spor alanlarında araştıran, sorgulayan, katılımcı, dinamik, kültürel değerlerine sahip çıkan, evrensel düşünebilen bireyler yetiştirmeyi; bilim ve teknolojinin gelişmesini sağlayarak; ülkenin ve bölgenin kalkınmasına katkıda bulunmayı kendisine görev edinmiştir. 
Vizyon: Bilim ve teknoloji alanlarında rekabet gücüne sahip bir üniversite olmak.