Doç. Dr. Süleyman DOĞAN sordu, rektörler cevapladı

Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Hatay, köklü tarihi ve kültürel mirası;  eşsiz doğal güzellikleri; yüzlerce çeşit yemeğe sahip zengin mutfağı ile farklı bölgelerden öğrencilerimiz için bir cazibe merkezidir. Rektör Kaya üniversite ailesi olarak misyonlarının, evrensel düzeyde bilimsel bilgi üretmek; ülkesinin ve insanlığın problemlerine çözümler sunmak; çağdaş bilgiyle donatılmış özgüveni yüksek bireyler yetiştirmek ve her alanda içinde yaşadığı topluma hizmet olduğunun altını çiziyor. Rektör Profesör Hasan Kaya üniversitede iyi bir ekip oluşturmuş, sempatik, çalışkan, millî ve yerli değerlere vurgu yapan bir profil çiziyor. Rektör Kaya ile yaptığımız söyleşide rektör yardımcıları Prof. Dr. Yusuf Önlen, Prof. Dr. Veysel Eren, Prof. Dr. Mehmet Kılınç, genel sekreter Doç. Dr. Mehmet Kahraman ve rektör danışmanı Doç. Dr. Cengiz Yıldız da hazır bulundu. Rektör Kaya ile yaptığımız söyleşi ile baş başa bırakıyorum. 
Rektör olmayı daha önceden hedeflediniz mi?
Elbette ki böylesine büyük ve anlamlı bir görevi üstlenmek çok kişiye nasip olmuyor. Ancak, 5-6 yıl öncesine kadar rektör olma düşüncesi hiç aklımdan geçmemişti. Birçok idari ve akademik görevlerde bulunmamın rahatlığı ile bu görevde zorlanmayacağımın kanaatinin bende oluşması aday olmamda en önemli etkendir. Geçen süreyi göz önüne aldığımda, 1992 yılında kurulmuş bir üniversitede varılmış yerin hak ettiği yerin oldukça gerisinde olduğu inancındayım.
Üniversiteniz Türkiye için ne ifade ediyor?
Üniversitemiz, bir serhat ili olan Hatay’da kuruludur. Hatay, hoşgörünün, birlikte yaşama kültürünün, insanlığın, kardeşliğin, barışın, huzurun, kadirşinaslığın, yardımseverliğin sözde değil özde yaşatıldığı yerdir. Ülkemizin Orta Doğu’ya açılan vitrinidir. Orta Doğu ile ticaretin kapısıdır. Suriye iç savaşının başlangıcından bu yana, Suriyeli misafirlerimizin güven limanıdır. İlimizde Arapça bilinme oranının yüksekliği Arap ülkeleri ile ilgili her türlü faaliyetleri etkilemektedir. Bu da bölge ülkeleri öğrencileri tarafından tercih edilen bir üniversite olmamızı sağlayacaktır. Bu yönde çaba sarf etmekteyiz.
Sizce üniversitelerin temel acil meselesi nedir ve bu meseleler nasıl çözülür? 
Yükseköğretimin en acil meselesi öğretim elemanı açığıdır. Bu açık sayısal olmanın yanı sıra, niteliksel bir boyuta da sahiptir. Türkiye’de 5,5 milyon üniversite öğrencisi, 141 bin de öğretim elemanı var. Öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı 55. Öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı bakımından OECD ortalaması 16’dır. Bu düzeye gelebilmemiz için belirtmiş olduğumuz 50 bin öğretim elemanının yetiştirilmesi öncelikle üzerinde durulması gereken bir husustur. Türkiye yılda 4 bin 500 doktora mezunu verirken, ABD’de 61 bin, Rusya’da 27 bin, Almanya’da 25 bin, Japonya’da 17 bin doktora mezunu veriliyor. Anadolu’daki birçok üniversitenin öğretim üyesi açığında diğer bir etmen, batıdaki üniversitelerin tercih ediliyor olmasıdır. Devletin üniversitelere vermiş olduğu teşvik oranlarının bölgesel olması yerine, üniversiteler bazında değerlendirilmesi ve değişkenlik göstermesi düşüncesindeyim. Bizim için özel bir durum da Suriye savaşının Hatay üzerinde yanlış bir algı oluşmasından kaynaklanmaktadır.
İhtisaslaşmada bugün üniversiteler için bir problem oluşturmuyor mu?
Elbette oluşturuyor. Çözülmesi gereken ikinci acil meselede üniversitelerin ihtisaslaşmadaki yetersizliğidir. İhtisaslaşma kaliteyi getirir. Her şeyden anlayan hiçbir şey bilmiyor demektir. Akademik süreç mümkün olduğu kadar ya araştırmacı, ya da eğitici olarak şekillenmelidir. Aynı durum üniversitelerin kendileri için de geçerlidir. Özellikle yeni kurulan ve kurulacak üniversitelerin belli alanlarda araştırma ve eğitim vermesi gerekir.
Siz üniversitenizi nasıl tanımlıyorsunuz, üniversiteniz nerede duruyor ve hangi alanda iddialısınız?
Hem tıp eğitimi, hem de sağlık hizmetleri yönünden bölgesine ve Orta Doğu ülkelerine hitap edebilecek bir merkez olmak zorundayız. Gayretlerimizin çoğu bu yöndedir. Diğer yandan Hatay’ın Amik Ovası gibi büyük bir tarım arazisine sahip olması ise Ziraat Fakültesi’ni çok güçlü kılıyor. Sosyal alanda da mevcut bulunan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ile Eğitim Fakültesi’ne Hukuk Fakültesi’ni de ekleyerek üniversitemizi güçlü bir konuma taşımayı hedefliyoruz.
Üniversitenizin yakın ve uzak hedef olarak Türk bilimindeki vizyonunu ve yerini nerede görmek istiyorsunuz?
Uluslararası tanınırlık açısından çok çaba sarf etmemiz gerektiğinin bilincindeyim. Uzun vade de bunu gerçekleştireceğimize inanıyorum. Hatay’ın konumu itibari ile öncelikle bölge ülkeleri ile yakın iş birliği yapmamız gerekiyor. Sağlık hizmetleri yönünden Tayfur Ata Sökmen Tıp Fakültesi ve Hastanemiz bölge ülkelerinin tercih ettiği bir merkez olmalıdır. Bunu önemli bir fırsat olarak görüyor ve bu yönde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bir üniversitenin büyüklüğü öğrenci veya sahip olduğu fakülte, yüksekokul sayısı ile ölçülemez. Eğitimde kalite ilkemizdir. Üniversite gençliği Türkiye’nin kaderine etki edecektir.
Üniversite Rektörü olmak nasıl bir duygu hissiyatınızı paylaşır mısınız?
Hekim olarak nasıl insanlara sağlık yönünden hizmet etmeyi ulvi bir hizmet görüyorum. Rektörlüğün omuzlarıma daha fazla sorumluluk yüklediğinin farkındayım. Akademik camiada en yüksek safhada Türkiye’ye hizmet ediyorsunuz. Üniversiteyle yatıp üniversiteyle kalkıyorum. Daha iyi mekân, daha iyi eğitim, daha fazla proje, daha fazla makale ve atıf elbette her rektörün olduğu kadar benim de arzumdur. Başarının sırrı insana yatırımdır. Başkalarını mutlu etmek benim için mutluluktur. Ülkeme ve memleketime daha fazla hizmet fırsatı yakaladığım için mutluyum.
Öğrenciler neden üniversitenizi tercih etsinler?
Üniversitemiz tarihin her dilimine tanıklık etmiş, dört mevsimin bir arada yaşandığı, coğrafi konumu ve eşsiz damak tadıyla kendine has yapısı olan Hatay’da yer almaktadır.  İlimizde güvenlik problemi yoktur. Bunu doğrulayacak en iyi kaynak öğrencilerimizdir. Güvenlik açısından Eskişehir, Antalya, Kayseri gibi birçok ilimizden farkı olmadığını teyit edebilirsiniz. Hem kampüs içinde, hem de en fazla 2-3 km’lik bir uzaklıkta Kredi Yurtlar Kurumu’na ait 4500 kişilik kız ve erkek öğrenci yurdu mevcut. Büyük ve donanımlı bir üniversite kütüphanesine sahibiz ve elektronik veri tabanı ile ulusal ve uluslararası süreli yayınlar, tüm akademisyen ve öğrencilerin hizmetindedir. Tüm birimlerimizde ücretsiz kablosuz internet erişimi mevcuttur. İyi bir üniversite kampüsüne sahibiz. Kırk sekiz öğrenci topluluğu mevcut.

Yerleşke konusunda sıkıntınız var mı?
Geniş bir kampüse sahip olduğumuzu düşünüyorum. Öğrencilerimizin ihtiyaç duydukları sportif ve sosyal tesisler kampüs yerleşkesi içerisinde kaliteli bir şekilde hizmet vermektedir. Sadece öğrenciler değil akademik ve idari personelimiz için düşünülen fiziki tesislerimiz de kampüsümüzde yer almaktadır. Yeşil alanlar, yürüyüş parkurları ve engellilerimiz için düşünülen araç gereçler de kampüsümüzde yer almaktadır. Yani ben kampüsümüzün yeterli olduğu kanaatindeyim.
Yeni Türkiye’nin yeni üniversiteleri ve yeni rektörleri nasıl olmalıdır?
Siyasi kavgalardan arındırılmış, herhangi bir ayrıştırmaya fırsat vermeyen, ülkesine bağlı, öğrencilerine bilimsel temelli nitelikli bir eğitim veren rekabet eden üniversiteler olmalıdır. Yeni üniversite ekonomik yönden bağımsız olmalıdır. Bir taraftan ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora aşamasında olan öğrencilerin her yönü ile iyi yetişmesinden, diğer taraftan bir o kadar önemli olan bilimsel faaliyetlerin en iyi şekilde yürütülmesinden sorumlusunuz. Bu ülkenin derdini kendine dert edinen, başarıya odaklı rektörlere ihtiyacı vardır. İnanmak başarmanın yarısıdır. Rektörlük bir meslek değildir. Yönetici pozisyondasınız. Dünyada daha iyi bir yer edinmek için çok çalışmak gerekir. Her şeyden önce görev yaptığınız üniversitenin şehrini, şehrin ve bölgenin potansiyelini ve insanlarını çok iyi bilmek lâzım. Üniversitenin sorunlarını ve ihtiyaçlarını çok iyi bilmeli. Bütün akademisyenlere aynı mesafede durmalı ve bilimsel çalışmalar konusunda onlara motivasyon sağlamalı. Dünya üniversitelerinin seviyesine ulaşmamız için ülkemizin bütün kurumlarıyla, yasama, yürütme ve yargı müesseseleriyle temeli bilimsel kaygıya dayanan ilişkiler içerisinde olmalıdır.
Üniversiteyi nereden nereye getirdiniz?
Her şeyden önce üniversiteyi kutuplaşmanın olmadığı, hoşgörünün, huzurun ve barış ortamının egemen olduğu bir atmosfere kavuşturduğumuzu düşünüyorum. Öncelikle çözüm üretmek için kendimizi gerçekçi bir şekilde değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Üniversite olarak göz ardı edilemez başarılara ulaşmış, birçok gelişmeler kaydetmiş bulunmakla birlikte, bizimle aynı tarihte kurulmuş ve rekabet halinde olduğumuz Sakarya Üniversitesi’nin, Kocaeli Üniversitesi’nin ve Süleyman Demirel Üniversitesi’nin -belki de ellerindeki imkânları daha iyi kullandıkları için- bizden daha ileride olduklarını düşünüyorum. Ancak, hedefimiz bir bütün olarak Türkiye’nin ilk 10 üniversitesi içerisinde yer almak ve bu konuda en üstün hizmetleri sunmaktır.
Yükseköğretim kurumlarında görmek istediğiniz öğrenci profili sizce nasıl olmalıdır?
En iyi vatansever işini en iyi yapandır. Ülkesi için idealleri olan bu yönde kişisel bir rol üstlenmeyi benimsemiş gençliğin yetiştirilmesi gerekir. Sorgulayan, derste hocayı zorlayan, azla yetinmeyen, araştırıcı özelliği olan ve kendisine yüksek hedefler koyan öğrenciler her üniversitenin istediği öğrenci tipleridir. Uluslararası öğrenci değişimi ile öğrencilerin yurt dışında kısmen eğitim almalarının yolu açıktır. Bunun için öğrencilerin ikinci dil, özellikle İngilizce bilmenin şart olduğu bilincine varmalıdır. Bu konuda diğer eğitim kurumları gibi üniversiteler de üzerine düşen görevleri yerine getirmelidir.
Yeni YÖK kanunu size göre nasıl olmalıdır, genel ve temel olarak?
Üniversitelerde öğretim üyeleri başta olmak üzere, idari personeli hatta öğrencileri bile kutuplaştıran seçimler, öncelikle üniversite ortamından uzaklaştırılmalıdır. Diğer alanlarda olduğu gibi üniversitelerde de seçimler sonucu belirlemekten uzak, bilimsel ve objektif kriterlerin bir kenara itildiği, yükseköğretim kurumlarında olmaması gereken bir tonda gerçekleşiyor. Öğretim elemanlarının proje bazlı finansal kaynaklara ulaşabilmelerinin yolu açılmalı, ek ders yükünden kurtulmalıdırlar. Performansa dayalı, objektif kriterlerle öğretim üyelerinin teşviki ve ödüllendirilmesi sağlanmalı, üniversitelerde araştırmacı kadroları ve doktora sonrası araştırma programları açılmalıdır.

Kimdir? 

Prof. Dr. Hasan Kaya 1964’te Hatay’da doğdu. 1988 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1988-1989 yıllarında Konya’nın Akşehir ilçesinde mecburi hizmet yaptı. 1995 yılında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde İç Hastalıkları Uzmanı olduktan sonra 1998 yılında aynı bölümde yardımcı doçentliğe atandı. 2001 yılında Hematoloji Yan Dal Uzmanı oldu. 2002 yılında doçent, 2007 yılında profesör oldu. 2006-2010 yılları arasında Mustafa Kemal Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimliği yaptı. Akademik görevlerimin yanında çok sayıda idari görevlerde de bulundu. Yurt dışı dergilerde yayınlanmış 40, yurt içi dergilerde yayınlanmış 60 bilimsel makale ve yurt dışı kongrelerde sunulmuş 14, yurt içi kongrelerde sunulmuş 75 tebliği vardır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

Mustafa Kemal Üniversitesi Künyesi 

 

Öncü eğitim

Kuruluş: 1992
Fakülte sayısı: 11, Yüksekokul sayısı: 3
Meslek Yüksekokulu: 9, Enstitü: 3
Uygulama ve Araştırma Merkezi: 19
Akademik personel: 1050, İdari personel: 874
Öğrenci sayısı: 24 bin 181, Öğrenci kulübü: 48
Kampüs toplam alanı: 5 milyon metrekare
Misyon: Evrensel değerleri benimsemiş, toplumuyla bütünleşen, bölgesindeki ülkelerle eğitim-öğretim, bilim, kültür, sanat, sağlık, turizm, sanayi, denizcilik, tarım ve ticaret alanlarında işbirliğini geliştiren; öğrencisi, personeli ve mezunu olmaktan gurur duyulan bir üniversite olmak.
Vizyon: Bulunduğu ilin sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik potansiyellerini değerlendiren bir eğitim ve hizmet anlayışıyla uluslararası bağlamda bölgenin cazibe merkezi olan bir üniversite olmaktır.