Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard amp;Poor's (S amp;P) Finansal Kuruluşlar Kredi Analisti Magar Kuyumcuyan, son dönemde yaşanan kur volatilitesi sürecinde Türkiye'de faaliyet gösteren bankaların varlık kalitesinin önemli ölçüde etkilenmediğini belirterek "Son birkaç yıldır yavaşlamış olsa da bankacılık sektörü halen göreceli olarak güçlü bir büyüme ve kazanç görünümü sunuyor" dedi. 


AA muhabirinin sorularını cevaplayan Kuyumcuyan, döviz cinsinden olan ticari kredilerin mevcut seviyesinden dolayı kurdaki hareketlenmelerin endişe kaynağı oluşturabildiğini, öte yandan son dönemde yaşanan kur volatilitesine karşı bankaların varlık kalitesini büyük ölçüde koruyabildiğini söyledi.


Para biriminde uzun süreli bir değer kaybının bankacılık sektörü için gelecekte varlık kalitesi problemlerinin oluşmasına neden olabileceği uyarısında bulunan Kuyumcuyan, "Pozitif bir not olarak şunu belirteyim; Türkiye'de perakende bankacılığında döviz cinsinden borçlanma sınırlanmış durumda. Bunun uygulanmadığı bazı Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde özellikle İsviçre frangı üzerinden verilen mortgage kredileriyle ilişkili sorunlar yaşandı" diye konuştu. 


Kuyumcuyan, Türk bankacılık sektörüne ilişkin şu öngörülerde bulundu: 
"Türk bankalarının performansı güçlü bir şekilde hızlı büyüme ile ilişkili. Son birkaç yıldır bu yavaşlamış olsa da bankacılık sektörü halen göreceli olarak güçlü bir büyüme ve kazanç görünümü sunuyor. Yüksek seviyede kredi büyümesi gelecekte finansman ve varlık kalitesinde sorunların birikmesine neden olabileceğinden, sektörünün büyümesinin ılımlı hale gelmesini pozitif görüyoruz." 


BORÇ ÇEVİRME ORANI YÜKSEK 
Kuyumcuyan, son yıllarda Türk bankalarının uluslararası sermaye piyasalarındaki güçlü likiditenin avantajlarından kısmen cazip oranlarla finansman oluşturarak faydalandığını belirterek, "Fed tarafından yapılacak faiz artışının büyüklüğüne bağlı şekilde, ilerleyen dönemde finansmanın varlığı ile birlikte fiyatlaması daha zor olacak. Bu bizim için bir endişe. Özellikle dış borç seviyesinin büyük ölçüde artmış olması, borcun görece kısa vadeli olması sebebiyle bizim için endişe oluşturuyor" değerlendirmesini yaptı. 


Öte yandan Türk bankalarının, geçmiş performansları dikkate alındığında risklere karşı koyabileceğine işaret eden Kuyumcuyan, "Türk bankalarının gerilimli dönemlerde bile yüksek seviyede borç çevirme oranı geçmişine sahip olması gibi yatıştırıcı bazı unsurlar var. Türk bankaları marjlar üzerinden iyi kazanç ettiği için maliyetlerin artışını absorbe edebilir. Sonuçta bu durum büyüme ve marjları etkileyebilir" dedi. 


HSBC'nin Türkiye'deki faaliyetlerini satış kararını da değerlendiren Kuyumcuyan, "Bunun grubun Türkiye'deki iştirakinin performansının yanı sıra grubun stratejisi ile ilgili istisnai bir durum olduğunu düşünüyoruz. Sonuç olarak bankacılık sektöründe geniş çaplı bir konsolidasyon beklemiyoruz" dedi. 


Magar Kuyumcuyan, bankacılık sektörünün yaklaşık bir düzine oyuncudan oluşan oligopolistik bir yapısı bulunduğunu dile getirerek, "Bu bankaların piyasa pozisyonu ve satış ağı son 10 yıl içerisinde son derece istikrarlı hale geldi. Bankacılık sisteminde konsolidasyon olması için genellikle 2001'de yaşandığı gibi derin ve geniş çaplı sistemik bir krizin yaşanması, bankaların kapanması ya da birleşmesi gerekir" ifadelerini kullandı. 


Kuyumcuyan, National Bank of Greece ve Finansbank'a ilişkin soruya ise "Finansbank'ı derecelendirmediğimiz için özel olarak bu banka hakkında yorumda bulunamam ama Yunan bankaları yerel iştiraklerini koruma altına almak konusunda proaktif oldular" şeklinde cevap verdi.