Tüketiciler Birliği Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Dinç, et piyasasını 250'ye yakın büyük firmanın kontrol ettiğini belirterek, "Bunlar, kendi aralarında anlaşarak piyasayı oynatabiliyor. Özellikle marketlere, kasaplara verilen etler de bunların elinden geçtiği için fiyatlara istedikleri gibi müdahale ediyorlar. Şu anda yaşadığımız durum da bu" dedi.


Dinç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kasaplarda et fiyatlarının yüksek olduğunu fakat bu durumun spekülatif olduğunu söyledi.


İki yıl önce olduğu gibi bu yıl da Kurban Bayramı öncesi bazı çevrelerin piyasa üzerinde oyun oynadığını savunan Dinç, şunları kaydetti:

"Et piyasasını 250'ye yakın büyük firma kontrol ediyor. Bunlar, kendi aralarında anlaşarak piyasayı oynatabiliyor. Özellikle marketlere, kasaplara verilen etler bunların elinden geçtiği için fiyatlara istedikleri gibi müdahale ediyorlar. Şu anda yaşadığımız durum da bu. Bu dönemde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı müdahale edip, piyasaya et verinceye kadar geçen sürede bunlar zaten yapacaklarını yapmış oluyor. Etteki artış, üreticiye yansıyan bir artış değil. Aradaki stokçu dediklerimiz, hayvanları karkas olarak alıp, stoğuna koyup, piyasada sıkıntı oluşturup, arkasından fiyatları yükseltiyorlar. Böyle yaparak da karkas et ithalatı olsun istiyorlar. Bakanlık tarafından müdahalenin karar verilmesiyle piyasaya yansıması arasında geçen süre oldukça ciddi bir süre. Bunun için önceden hazırlıkların yapılması ve besi hayvanı ihtiyaçsa besi hayvanı olarak ithal edilmesini öngörüyoruz. Çünkü karkas et bizim toplum yapımıza hem dini hem sağlık açısından uymayan ve şüphe uyandıran bir ettir."


Tüketicilere, spekülatörlere karşı "et tüketimini azaltın" önerisi
Dinç, karkas et ithalatında Avrupa ve Amerika'dan et getirildiğini ve bunların İslami usule göre kesilen hayvanların etleri olduğunun iddia edildiğini belirtti. Türk vatandaşlarının da buna inanmasının beklendiğini aktaran Dinç, "Bu konuda halkımızı uyarıyoruz. İthalata fırsat verilmemeli. Et fiyatlarına vatandaş olarak müdahale etmenin en doğru şekli tüketimi kısmaktır. Her gün et yemezseniz ölmezsiniz. Et aynı oranda tüketilmeye devam ederse, onların ekmeğine yağ sürmüş oluruz. Yani sonuçta bu arz talep dengesiyse eğer, siz talebi kontrollü olarak düşürürseniz et fiyatları da düşecektir. Et ithallerine de gerek kalmayacaktır" diye konuştu.
Beslenme politikasının tamamen et üzerine kurulduğuna dikkati çeken Dinç, bugün lokantalarda, yemek fabrikalarında et dışında fazla seçenek sunulmadığını bildirdi.


Dinç, gerektiğinde beslenme politikası değiştirilirse, bu tür spekülatif durumların da önüne geçilebilineceğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Bu dönemde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Türkiye'de hayvan sayısını sürekli kontrol etmesi, sorunun kaynağını tespit etmesi açısından önemlidir. Eğer bir eksiklik söz konusuysa ona göre canlı hayvan ithalatı yapılabilir. Ancak karkas et ithalatı baştan itibaren karşı çıktığımız, doğru bulmadığımız bir şey. Bunlar Avrupa ülkelerinin stoklarında bulunan, ne zaman kesildiği belli olmayan şişme stoklar. Türkiye'de bir takım maşalar eliyle piyasa olyşturuyor, oradan etler anında gümrüğe yığılıyor."

"Et tröstleri spekülasyon yapıp kasaları doldurmaya çalışıyor"

Kurban Bayramı'nda halkın çoğunluğunun kurban kesip dolapta muhafaza ettiği eti birkaç ay tükettiğini anımsatan Dinç, bu nedenle et fiyatlarının Kurban Bayramı'ndan sonra düşeceğini dile getirdi.


Dinç, bu nedenle bayramdan sonra et talebinin azalacağını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Kurban Bayramı öncesindeki zaman dilimini değerlendirip, bayramdan sonraki kayıplarını engellemek isteyen et tröstleri, bayram öncesi spekülasyon yapıp kasaları doldurmaya çalışıyor. Türkiye serbest rekabetin uygulandığı bir piyasa. Kanun olarak gidip de bir firmanın et fiyatına müdahale edip, 'bu fiyata satamazsınız' diyemiyorsunuz. O zaman vatandaş olarak elimizde tek argüman kalıyor o da tüketimden gelen gücü kullanmak. 'Sen bu ete 60 lira diyorsan ben de yemiyorum' denmeli."