Başbakan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, G20 Ekonomi Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları Toplantısı'nın ardından düzenlediği basın toplantısında, bir bildirge üzerinde mutabakata vardıklarının altını çizdi.


Küresel ekonomik zemin hakkında konuşan Yılmaz, Maliye Bakanları toplantısının çok zor bir dönemde gerçekleştiğini ifade ederek, bir takım olumlu işaretlere rağmen hala çok zor bir dönemden geçildiğini söyledi.


"Mali piyasaların çok volatil olması çok dengesiz olması bizi zor duruma sokuyor" diyen Yılmaz, dünya ekonomisinin hala krizden çıkış sürecini yaşadığını ve büyümenin yavaşladığını bildirdi.


Yılmaz, bir çok ekonomide politika uygulamaları devam ederken yapısal reformların durağanlık gösterdiğini ve bekledikleri düzeyde gerçekleşmediğini belirterek, "Bu da karşılıklı risklerin ve zorlukların devam edeceği anlamına geliyor. Özellikle küresel ekonominin geleceği açısından dünyanın daha iyi işbirliğine ve özellikle kilit oyuncuların daha etkin bir çalışma yapması gerektiğine bizi inandırıyor. Bunun yanında önemli bir politikalar bütünü uygulamamız gerektiğini gösteriyor. Hem makro ekonomik hem de yapısal stratejiler, sürdürülebilir ve dengeli bir büyümeyi sağlayabilmek için çabalarımızın merkezinde yer almalıdır" değerlendirmesinde bulundu.


Yılmaz, bugünün gündeminin de İslami finans modellerinin küresel mali sisteme daha fazla entegre olmasını sağlamak olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:
"İslami finans, risk paylaşımı ve varlıklar temelli anlayışı ile özellikle uzun vadeli yatırımlara önemli bir kaynak oluşturulabilir. Özellikle büyük ölçekli altyapı yatırımlarında büyük bir yer alabilir. Dünya Bankası ve IMF grubu bu konuda bir politika tavsiyelerini içeren bir rapor hazırladılar ve bunu toplantıda sundular. Bu İslami finansı küresel sisteme daha fazla entegre edebilmenin yolları ile ilgili önerilerini sundular. Özellikle bu mali düzenleme konuları ilgili gerçekleşen çalışmalar daha kapsamlı bir mali düzenlemeler paketinin yolda olduğunu ifade etmektedir. Uzmanlarımız Antalya Zirvesi'nin sonuçlarından biri olacaktır, böyle bir beklentimiz var. Özellikle küresel sistemin daha fazla kriz absorbe edebilecek bir yapıya kavuşması, özellikle de bankaların bu alanda güçlendirilmesi önceliklerimiz arasındadır. Bankacılık ve finans alanında daha güçlü ve daha istikrarlı bir küresel mali piyasa oluşturmamız için bu gereklidir."


"Ekonomi ve siyaset birbiriyle yakından ilişkili"
Gazetecilerin sorularını da cevaplayan Yılmaz, "Siyasi problemlerin hem yurt içinde, hem de yurt dışında, dünyada özellikle yeni gelişen piyasalarda ne kadar büyük sorunlar oluşturacağını düşünüyorsunuz?" şeklindeki soru üzerine, ekonomi ve siyasetin birbiriyle çok yakından ilişkili olduğunu vurguladı.


"Siyasi istikrar olmaksızın ekonomik istikrara sahip olamazsınız, belirsizlikleri azaltmazsanız ve öngörülebilir iş ortamı hazırlamazsanız, bu konuda ekonomik istikrara sahip olamazsınız" diyen Yılmaz, bir ülkedeki  siyasi sorunların bir takım ekonomik zorlukları da beraberinde getireceğini söyledi.


Dünyanın çeşitli yerlerinde çok farklı sorunların olduğunu belirten Yılmaz, bunları dikkatle takip etmek gerektiğini söyledi.


"Bütün insanlık omuz omuza vermeli"
Yılmaz, toplantılar sırasında gündeme gelen göç ve sığınmacılar konusunun Antalya'da yapılacak G20 Zirvesinde liderlerin önüne konulacak taslak raporda yer alıp almayacağının sorulması üzerine ise, bu konuların özellikle B20 toplantılarında gündeme geldiğini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun bölgede yaşanan sorunları çok ayrıntılı bir şekilde aktardığını söyledi.


Bu konunun artık Avrupa'nın da büyük meselesi haline geldiğine işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti:
"Bir insan trajedisi yaşanıyor. Şunu hepimizin görmesi lazım, buradaki bazı milletler, ortaya çıkan durum sadece Türkiye'nin sorumluluğunda görülmemeli. Bu bir insani durum ve bütün insanlığın aslında buraya katkıda bulunması gerekiyor. Mülteci meselesi uluslararası hukukta bütün insanlığın sorunudur ve bütün insanlığın omuz vermesi gereken bir sorundur. Dolayısıyla bu insani duruma dünyanın çok daha yakın bir ilgi göstermesini bekliyoruz. Tabii liderler, Antalya'da bir araya geldikleri zaman, eminim bu tür meseleleri de kendi aralarında ikili görüşmelerde veya çok taraflı görüşmelerde gündeme getireceklerdir."