Petrol fiyatlarının Haziran 2014'ten bugüne yüzde 60 azalması ve kısa vadede 70 doların altında kalacağına ilişkin beklentiler, gelirlerinin neredeyse tamamını petrolden elde eden ülkelerin uzun vadeli istikrarıyla ilgili endişeleri gündeme taşıdı.


Özellikle son 10 yılda yüksek seyreden petrol fiyatlarının sağladığı avantajla yaklaşık 2,5 trilyon dolarlık rezerve sahip olan ve Ortadoğu'nun derin krizlerle sarsıldığı bu dönemde, petrol servetinin sağladığı mali güçle siyasi, toplumsal ve ekonomik dengelerini korumayı başaran Körfez ülkeleri, işaretleri ortaya çıkmaya başlayan tehlikeden en fazla etkilenecek bölgeler arasında yer alıyor.


Uzun süre mevcut seviyelerinde kalması halinde Körfez ülkeleri açısından bir çeşit "kıyamet senaryosu" anlamına gelecek petrol fiyatlarındaki düşüşün devlet bütçelerinde yol açtığı zarar, son olarak Suudi Arabistan'ın, bütçesindeki devasa açığı kapatmak için dünyanın en büyük fonlarındaki 70 milyar dolarlık yatırımlarını geri çekme kararıyla dikkati çekti.   


Petrol ve bütçe dengeleri
Bütçesinin yüzde 87'si petrol ihracından elde edilen gelirlere bağlı olan Suudi Arabistan, 229 milyar dolar olan 2015 bütçesini karşılayabilmek için petrol fiyatlarının varil başına 89,2 dolar olmasına gerek duyuyor. Uzmanlar, Suudi Arabistan'ın yaklaşık 6 ay önce Yemen'e yönelik başlattığı askeri harekatın etkileri de dikkate alındığında bütçe hedeflerinin tutturulabilmesi için petrol fiyatlarının üç haneli rakamlara ulaşması gerektiğini belirtiyor.


Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bütçesinin yüzde 76'sı ve Kuveyt'in bütçesinin ise yüzde 79'u petrol ihracından elde edilen gelirlere bağlıyken, bu ülkeler bütçelerini dengeleyebilmek için petrol fiyatlarının sırasıyla yüzde 74 ve yüzde 72,5 olmasına ihtiyaç duyuyor.


Tasarruf önlemleri ve iç karışıklık korkusu
ABD'nin kaya petrolü devrimiyle 2008'de günlük ortalama 5 milyon varil olan üretimini, Nisan 2015'te 9,6 milyon varile çıkararak küresel petrol piyasasında arz fazlası oluşturması, Suudi petrolünün yaklaşık yüzde 40'ını ithal eden Çin ekonomisindeki yavaşlama ve alternatif enerji kaynaklarının giderek çeşitlenmesi, petrol fiyatları üzerindeki başlıca baskı unsurları olarak öne çıkıyor.


Suudi Arabistan'ın, ağustos ayında benzin sübvansiyonlarını kısarak pompa fiyatlarına yüzde 24 zam yapan Birleşik Arap Emirlikleri'nin yönelimini izleyebileceği ve çeşitli tasarruf tedbirlerine başvurmak zorunda kalabileceği belirtiliyor. 


Ancak uzmanlar, Körfez ülkelerinin iç dengeleri dikkate alındığında, bu yönde atılacak adımların riskler taşıdığına işaret ediyor. Ocak ayında benzer bir karar alan, ancak tepkiler üzerine geri adım atmak zorunda kalan Kuveyt gibi bölgeyi etkisine alan değişim sürecinden vatandaşlarına tanıdığı mali imtiyazlarla korunmaya çalışan Riyad yönetiminin, bu tasarruf tedbirlerini hayata geçirmekte oldukça zorlanacağı tahmin ediliyor.   


"Yönetimler devlet fonlarına yönelecek"
Londra merkezli danışmanlık şirketi Energy Aspects petrol analisti Virendra Chauhan, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, düşük petrol fiyatlarının Körfez ülkeleri devlet bütçelerini olumsuz etkileyebileceğini öngördü.


Chauhan, "Bu ülkeler bütçelerinde büyük açık verebilir ve devlet fonlarına yönelebilir, ülke bütçelerinde önemli kesintiler yapabilir veya harcama planlarına sıkı sıkıya bağlı kalabilir" dedi.