Eski Başbakan Yardımcısı ve AK Parti Ankara Milletvekili Adayı Ali Babacan, A Haber yayınında gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı.


Babacan, Türkiye'de şu an itibarıyla 'kriz' diye adlandırılabilecek tablonun bulunmadığına işaret ederek, "Kuşkusuz dikkat etmemiz lazım. Ülke ateş çemberindeyken, bütün gelişmekte olan ülkelerle ilgili problemler varken, eğer ekonomi politikalarında doğruları yapmazsak Allah korusun işte o zaman 'kriz' diye tabir edilecek duruma Türkiye düşebilir. 1 Kasım seçimleri bu açıdan çok önemli. Seçimlerden sonra güçlü bir hükümet kurulması ve kurulacak hükümetinde doğru ekonomi politikaları uygulaması Türkiye'yi bütün bu kaosta sağlam tutar" diye konuştu.


CHP'nin seçim beyannamesinde yer alan kredi kartı ve tüketici kredisi borçların faizlerine yönelik vaatlerine değinen Babacan, benzer düzenlemelerin AK Parti hükümetlerince 2009'da yaptığını vurguladı.


TAŞERON İŞÇİLER


Babacan, taşeron işçilere yönelik çalışmaları hatırlatarak, şunları kaydetti:


"Taşeron işçilerimizle alakalı çözümün yasası Meclis'ten çıktı. Bunun uygulanmasıyla ilgili bir Bakanlar Kurulu kararı gerekiyor. Bu kararda da asıl işlerle yardımcı işlerin ayrı ayrı tanımlanması gerekiyor şu anda bu aşamadayız. Bunu da sosyal taraflarla sendikalarla, görüşerek ve mümkün olduğunca mutabık kalarak yapmak istiyoruz. Seçimlerden sonra hükümet kurulduğu zaman, önüne gelen ilk hususlardan birisi bu olacaktır. Zaten çıkmış olan yasa çerçevesinde mağduriyetlere son verecek, istismarı önleyecek güzel bir düzenleme yapılacaktır."


Politikaya yeniden dönme sürecinin sorulması üzerine Babacan, siyasetin ülkeye hizmet etmenin en etkili yollarından biri olduğunu söyledi.


Babacan, etki anlamında siyasetteki hizmetin diğer işlere nazaran daha büyük olduğuna işaret ederek, "Partimizin bir 3 dönem kuralı olduğu için ve belli bir rotasyonla, yani partinin kurum olarak güçlenmesi, kişilere bağımlılığın azaltılması açısından da ben bunu çok önemli görüyorum" dedi. 


Seçimlerden sonrası için konuşulmuş hiçbir şey olmadığının altını çizen Babacan, bu noktada önemli olanın herkesin gücünün yettiği kadar iş yüklenmesi olduğunu bildirdi. 


Seçim ekonomisi konusundaki sorular üzerine Babacan, siyasi lügatten seçim ekonomisini çıkardıklarını söyledi. Seçim yıllarında bile bütçe açığının küçük rakamlarla kapatıldığına işaret eden Babacan, seçimlerin olduğu yıllarda dahi mali disiplinden taviz vermediklerini vurguladı. 


Türkiye'nin kendi içinde güçlendikçe bölgesiyle çok daha yakından ilgilenmeye başladığını dile getiren Babacan, şöyle konuştu:


"Türkiye güçlendikçe, bölgesindeki etkisi, gücü arttıkça bundan rahatsız olanlar da oldu. Dediler ki 'Türkiye'nin Ortadoğu'da ne işi var, sırtımızı dönelim, duvarları çekelim Batı'ya bakalım' ya da 'Türkiye, Afrika'da ne geziyor gitsin kendi işiyle uğraşsın.' Aslında son birkaç yıldır Türkiye'nin birlik, beraberliğine karşı olan girişimlerin, terör eylemlerinin artmasının geri planında da biraz bunlar var diye düşünüyoruz. Yani Türkiye'yi kendi iç problemleriyle boğmak ve Türkiye'nin kendi sınırları dışında olup bitenlerle çok da fazla ilgilenmemesini sağlamak."


YERLİ OTOMOBİL


Babacan, yerli otomobil üretilmesine yönelik girişimlere ilişkin soruya karşılık, Türkiye'nin halen önemli bir otomobil üreticisi olduğunu söyledi. 


Türkiye'de üretilen otomobillerin yüzde 80-90'ının ihraç edildiğini, buna karşılık Türkiye'de kullanılan otomobillerin yüzde 85'inin ithal olduğunu belirten Babacan, Türkiye'nin kendi markasıyla otomobil üretmesinin önemli bir adım olduğunu ifade etti.

''YÜZDE 100 ŞU ÜLKENİN MALI DİYE BİR ŞEY YOK''

Babacan, şunları kaydetti:

"Son açıkladığımız yerli otomobil projesiyle ilgili belki iletişimle alakalı bazı sorunlardan bahsedilebilir ama projenin özüne indiğinizde bu bir yerli marka çabasıdır. Bu çok önemlidir. Uçakta, otomobilde olsun Türkiye'nin artık kendi markasını, yerli üretimini gerçekleştirmesi önemlidir. Yerli derken, artık dünyada yüzde 100 şu ülkenin malı diye bir şey yok. Teknolojide küreselleşmiş bir dünyadan bahsediyoruz. Önemli olan bütün bunların yöneticisi, işin sahibi olabilmek."