21. Yüzyıl Düşünce Enstitüsü Enerji ve Enerji Güvenliği Uzmanı Tuğçe Varol, AA muhabirine, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Akdeniz'e ilişkin stratejisini değerlendirdi. 


Rusya'nın jeopolitik stratejisinde keskin bir değişiklik ya da kırılma olmadığına dikkati çeken Varol, "Rusya'nın temel anlamda 2008'deki Gürcistan savaşı sırasındaki stratejisi ne ise bugün de aynı temel hedefler etrafında dış politika aksiyonları kurgulanıyor. Rusya'nın enerji kaynakları açısından jeopolitik öneme haiz ülkelere dair harekatlarının olması tesadüf değil. Ukrayna'dan sonra Suriye de geçiş hatlarının birleşme noktası ve Akdeniz'e çıkış bölgesi olarak ortaya çıktı" diye konuştu.


Varol, Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığının uzun dönemli bir ekonomik işbirliğini ortaya çıkartabileceğini öne sürerek, şöyle konuştu:
"İran'dan Irak'a ve oradan da Suriye'ye gelecek petrol ve doğalgaz hatlarının ortağı olarak Rus şirketleri projelere dahil olabilir. İran-Irak-Suriye arasında zaten inşaatı yarım kalan doğalgaz boru hattı ve yenilenmesi gereken bir petrol boru hattı bulunuyor. İran'ın da normalleşme sürecine girmesinin ve bölgenin güvenliğinin sağlanmasının ardından bu projelerin gerçekleşmemesi için hiçbir sebep kalmıyor. Buradan gelecek kaynaklar da tabii ki öncelikle Avrupa pazarına taşınmak istenecektir. Bu durumda, Avrupa ve Atlantik ötesinin enerji güvenliği ve çeşitlendirme projeleri, ister istemez bir müddet daha beklemek zorunda kalacak."


Vural, "Dolayısıyla Rusya, Doğu Akdeniz enerji oyunun da içine girmiş görünüyor. Bu nedenle Türkiye'nin, bundan sonra sadece kuzeyden değil, güneyden de Rusya ile komşu olduğunu düşünerek hareket etmesi gerekiyor" dedi.


"ABD ve Batı'ya güçlü bir uyarı"
Merkezi Brüksel'deki olan düşünce kuruluşu Avrupa Jeopolitik Forumu'nun Araştırma Direktörü George Niculescu da Rusya'nın dış politika ve güvenlik stratejisi için enerjinin, üst düzeyde önem taşımaya devam edeceğine işaret etti.


Gelecek altı yılda Rusya'nın ulusal güvenliği garantilemek için ekonomik ve teknolojik gelişime de ayrı bir önem vereceğine değinen Niculescu, "Eğer gelişime uyum sağlayamazsa hem eski Sovyet topraklarında hem de komşu topraklardaki lider rolünü kaybetme riskini göze almış demektir. Bu açıdan bakıldığında yeni güvenlik stratejisi hem ABD'ye hem de Batı'ya güçlü bir uyarı diyebiliriz” diye konuştu.