Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in Başkan Yardımcısı ve Kıdemli Türkiye Analisti Alpona Banerji, 4 Aralık'ta yapılması beklenen Türkiye'nin not değerlendirmesine ilişkin, "Negatif değişimin olması için mali göstergelerde belirgin bir bozulma ve sermaye girişini azaltacak ani bir dış şokun yaşanması gerek" dedi.


Banerji, Moody's'in İstanbul'da düzenlenen "9. Yıllık Türkiye Kredi Riski Konferansı"nın ardından AA muhabirinin sorularını cevapladı.
Seçim sonuçlarının siyasi belirsizliği büyük ölçüde azalttığının altını çizen Banerji, "Türkiye'de şu anda yavaş büyüme ve yüksek enflasyonun olduğu bir ortam var. Siyasi belirsizliğinin azalması hem kısa hem de orta vadede Türkiye'ye bir avantaj kazandırabilir" diye konuştu.


Banerji, AK Parti'nin tek başına hükümet kurabilmesi için yeterli çoğunluğu elde ettiğini anımsatarak, şunları kaydetti:
"Burada önemli olan güvenilirlik. Bunu da sağlayacak olan ekonomik politikalar ve bunların uygulanması. Hangi politikalar enflasyonu azaltacak ve büyümeyi artıracaksa, özellikle de şimdi uygulanması çünkü büyüme yavaşlıyor ve geçmiş yıllardaki ortalamasının altında, bunlar hayata geçirilmeli. Aynı zamanda küresel ortamda değişiyor ve Türkiye gibi gelişen ülkelere sermaye girişleri azalıyor."
- "Durağan görünüm için daha sürdürülebilir bir politika olması gerekir"


Banerji, Moody's'in 4 Aralık'ta yayınlanması planlanan Türkiye'nin kredi notu değerlendirmesine ilişkin, "Negatif değişimin olması için mali göstergelerde belirgin bir bozulma ve sermaye girişini azaltacak ani bir dış şokun yaşanması gerekir. Ayrıca büyümenin uzun vadede olumlu olmasını engelleyecek bir durum yaşanması gerekir. Çünkü dış sermaye girişlerinin azalması aynı zamanda küresel bir risktir ve büyümeyi de etkileyebilir" ifadelerini kullandı.


Banerji, öte yandan, global büyüme ve enflasyon oranlarının düşük olduğu ve dış sermaye zorluklarının yaşandığı bir ortamda görünümün durağana çevrilmesi için ülkede çok daha sürdürülebilir politikaların olması gerektiğinin altını çizdi.


Türkiye'nin en büyük ekonomik zayıflığının düşük tasarruf oranları olduğuna işaret eden Banerji, bunun mutlaka aşılması gerektiğini vurguladı.
Banerji, söz konusu sorunun aşılması için yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğine dikkati çekerek, "Ülkede rekabet gücünün ve ihracatın artırılması, yatırımların genişletilmesi gerek. Bunun için de istihdam politikasında reformlar yapılması, daha iyi bir vergi politikası uygulanması ve daha ciddi bir para politikasıyla enflasyonun düşürülmesi lazım" yorumunu yaptı.


"Türkiye, büyümesini ciddi yapısal önlemlerle 1 puan artırabilir"
Alpona Banerji, Türkiye'nin ciddi yapısal önlemlerle büyümesini 1 puan artırabileceğini aktararak, "Biz büyümenin 2015 yılında yüzde 2,5 civarında olmasını, 2016'da ise bu oranın 2,5 ila 2,9 arasında gerçeklemesini bekliyoruz. Orta vadede büyüme potansiyeli yüzde 3 civarında" diye konuştu.


Hem jeopolitik hem de yurt içi siyasi risk bileşiminin, ekonomik politika ortamını etkilediğini belirten Banerji, bundan dolayı Türkiye'de son aylarda ilerlemenin geciktiğini kaydetti.


Banerji, Fed'in potansiyel faiz artırımının Türkiye ekonomisine olası etkilerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunarak, "Fed'in faiz artırımının Türkiye'de ciddi bir sermaye çıkışına neden olacağını düşünüyorum. Hali hazırda da bu sebepten ötürü Türkiye'de sermaye çıkışı yaşandı. Ben gelişmekte olan ülkelerde riskten kaçınmanın artacağını, yatırımcının ABD ve gelişmiş ülkelere yöneleceğini düşünüyorum" şeklinde sözlerini tamamladı.