Brent türü ham petrolün varil fiyatının, geçen yılki yüzde 48'lik düşüşün ardından, ABD Merkez Bankasının (Fed) aralık ayında faiz artırımına gidebileceği beklentilerinin güçlenmesiyle bu yılın geri kalan kısmında nasıl bir seyir izleyeceği tartışılıyor. 


Yılın ilk aylarında inişli çıkışlı bir seyir izleyen Brent türü ham petrolün varil fiyatı, küresel büyümeye ilişkin tedirginliklerin artması sonrasında düşüşünü sürdürdü.


Çin kaynaklı büyüme endişelerinin piyasalarda yaşattığı panik havasıyla 24 Ağustos'ta 42,19 dolara kadar gerileyen Brent petrolün varil fiyatı, bu tarihten sonra da 46,0-54,0 dolar bandında hareket etti. 


Bu süreçte Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün (OPEC) arzda kısıntıya gitmemesi, jeopolitik sorunlar, Fed'in para politikalarının dolara talebi artırması gibi faktörler de petrol fiyatlarındaki seyirde etkili oldu. 


Yılın son aylarında ise son dönemde Fed'in aralık ayında faiz artırımına gideceği beklentilerinin güçlenmesi, dolarda yükselişe yol açarken, bu durumun petrol fiyatları üzerindeki etkisi tartışılıyor. 


Analistler, geçen yıl sert düşen petrol fiyatlarının bu yıl nispeten daha az değer kaybettiğine dikkati çekerek, petrol piyasasında son aylarda gözlenen yatay seyirle birlikte dengelenme süreci yaşandığını kaydediyor. 


AA muhabirine konuya ilişkin bilgi veren Saxo Bank Global Emtia Strateji Müdürü Ole Hansen, petrol piyasasında yeniden dengelenme süreci için fiyatların daha yüksek seviyelere çıkmasına ve istikrar kazanmasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
OPEC'in, piyasa paylaşımı ve üretimi açısından daha yüksek seviyelere doğru ilerlediğine işaret eden Hansen, başta ABD olmak üzere OPEC dışı ülkelerin üretiminin ise esnek kaldığını dile getirdi. 


PETROLDE YENİDEN DENGELENME SÜRECİ ZAMAN ALACAK
Hansen, petrol arzının yavaş bir azalma eğilimi göstermesiyle yeniden dengelenme sürecinin zaman alacağını vurgulayarak, "Bununla birlikte arzdaki azalma, güçlü talep büyümesi tarafından da desteklenmek zorunda" dedi. 


Düşük petrol fiyatlarının, yılın şimdiye kadar geçen bölümünde güçlü talep büyümesini beraberinde getirdiğini aktaran Hansen, şunları kaydetti: 
Ancak küresel ekonomik aktivite yavaşlarken Fed'in ilk faiz artırımına hazırlanması, petrol talebindeki yavaşlama riskinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Büyük küresel enerji şirketlerinin yatırımlarında dramatik bir düşüş görülmesine rağmen devam eden talep büyümesi, geçen 2 yıl boyunca görülenden daha yavaş bir hızda olsa da eninde sonunda fiyatları destekleyecektir. 


Zira, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından yayımlanan 2015 Dünya Enerji Görünümü Raporu'nda da petrol fiyatlarının uzun dönemde 50 doların altında kalmasına ilişkin riskler vurgulanırken, petrol fiyatlarının 2020 yılında 80 dolar seviyesine yükselebileceği belirtildi." 


Hansen, Brent türü ham petrolün varil fiyatının yıl sonuna kadar 50 doların altında kalmayı sürdüreceğini öngördü. 


Özellikle İran'ın petrol üretimindeki artışın fiyatlara etkisine ilişkin endişelerin, 2016 yılının ilk çeyreğinde piyasayı etkileyeceğine dikkati çeken Hansen, "Mevcutta petrol fiyatlarının seviyesinin yeteri kadar düşük olması, OPEC dışı ülkelerin üretimindeki azalmanın sürmesini garantiliyor. Bu göz önüne alındığında, Brent petrolün varil fiyatının 40 doların altına inmesi ihtimalini düşük buluyoruz. 2016 yılında petrol piyasası yavaş bir şekilde de olsa dengelenmeye başlayacak. Dolayısıyla fiyatların 2016 yılı sonunda 65 dolar seviyelerine yükselmesini bekliyoruz" ifadelerini de kullandı.