ABD Merkez Bankası (Fed) Başkan Yardımcısı Stanley Fischer, gelişen ekonomilerin faiz artırım sürecine hazır olmaları gerektiğini belirterek, "Gelecek verileri mercek altına almaya devam edeceğiz ve henüz kesin bir karara varılmadı, ancak piyasaların ve hükümetlerin harekete geçtiğimizde şaşırmasını önlemek için elimizden geleni yaptık" dedi. Fischer, bazı ülke merkez bankalarının, bir süredir Fed'e "artık arttır gitsin" çağrısı yaptığına dikkati çekti.
Fischer, Fed'in San Francisco Şubesi'nin düzenlediği "Farklılaşan Küresel Ekonomide Politika Zorlukları" temalı konferansta, yükselen Asya ekonomilerine ve para politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Asya'daki gelişen ülkelerin dünyanın en hızlı ve dinamik ekonomilerine sahip olduğunu ifade eden Fischer, buna karşın Çin'deki yavaşlamanın son dönemde Hindistan haricinde tüm bölgeyi etkisi altına aldığını hatırlattı.

Fischer, bölgedeki yavaşlamanın dört temel nedenden kaynaklandığını vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Yükselen Asya ekonomilerini baskı altına alan 4 faktörü ele almak istiyorum. Birincisi; Asya, gelişmiş ülkeler de dahil yavaşlayan küresel talepten negatif etkilenmeye devam ediyor. İkincisi; ekonomiler genelde genişledikçe hız keser, bu daha önce büyümeye öncülük eden birçok ülke tarafından kanıtlandı. Üçüncüsü; bölgedeki küresel entegrasyon ve üretim paylaşım ağları sayesinde ortaya çıkan muazzam ticaret artışı durgunluk dönemine girmiş olabilir. Son olarak; bazı yükselen Asya ülkelerindeki demografik eğilimler büyümeyi gelecek yıllarda etkileyeceğe benziyor."

Uluslararası Para Fonunun bölgeye yönelik orta vadeli büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize ettiğini anımsatan Fischer, bununla birlikte yavaşlamanın Asya'nın olağanüstü ekonomik başarısının bir sonucu ve doğal bir geçiş süreci olduğunu anlattı.

"Emtia talebi uzun süre düşük kalabilir"
Fed'in ikinci ismi Fischer, ayrıca Asya'daki yavaşlamanın küresel ekonomiye etkilerine de değindi.

Özellikle Çin'in emtia piyasalarında çok büyük bir aktör haline geldiğine işaret eden Fischer, ülkenin dünyadaki petrol tüketiminin yüzde 40'ını ve metal tüketiminin yüzde 50'sinden fazlasını tek başına gerçekleştirdiğinin altını çizdi.

Fischer, bu nedenle emtia fiyatlarının Çin'in yavaşlamasından ötürü ciddi gerileme yaşadığını ve emtia üreticilerinin bundan büyük yara aldığını dile getirerek, "Emtia fiyatlarının geleceği belirsizliğini korusa da başta Çin olmak üzere gelişen Asya ülkelerinde düşen yatırım oranları, emtia talebinin uzun süre zayıf kalacağı beklentisini ortaya çıkarıyor. Özellikle inşaat ve yatırımlarda sıkça kullanılan bakır ve gümüş gibi metallerin fiyatları uzun süre düşük kalabilir" öngörüsünde bulundu.

Dünyanın gelişen Asya ülkelerinin daha tüketim odaklı büyüme modeline geçmesinden yararlanacağını ileri süren Fischer, "Daha dengeli bir büyümeye başarıyla geçen Asya ülkeleri, bölgeden ve tüm dünyadan daha çeşitli mal ve hizmetler ithal edebilirler. Bir ülkenin Asya'daki dönüşümden nasıl etkileneceğini talepteki değişime ayak uydurma hızı ve esnekliği belirleyecek" yorumunu yaptı.

"Hindistan, Asya'nın yeni lokomotifi olabilir"
Fischer, Hindistan'ın, Asya'nın kalkınmasında yeni bir lokomotif görevi göreceğine yönelik beklentilere dikkati çekerek, "Prensipte, Hindistan'ın, Asya'nın büyüme motorunu şarj etmek için olağanüstü bir potansiyeli var" dedi.

Hindistan'ın küresel üretim paylaşım ağlarına görece daha az entegre olduğunu, doğrudan yabancı yatırımların Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya oranının Çin'e kıyasla yüzde 50 daha düşük seyrettiğini aktaran Fischer, genç nüfuslu Hindistan'ın büyüyen bir iş gücü bulunduğunu da kaydetti.
Fischer, Hindistan'ın gelecek 10 yıl içinde Çin'i geride bırakarak dünyanın en kalabalık ülkesi konumuna gelmesinin beklendiğini belirterek, ülkenin sermaye ve verimliliğin artmaya devam etmesiyle hızlı büyüme performansını yıllarca sürdürebileceği görüşünü paylaştı.

"Şaşırtmamak için her şeyi yaptık"
Konuşmasının sonunda, geleceğe ilişkin değerlendirmelere yer veren Fischer, bazı belli başlı merkez bankalarının yakın gelecekte sıfıra yakın faiz oranlarından kademeli olarak uzaklaşmaya başlayacaklarını ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Asıl önemli soru, Asya ve dünyadaki gelişen ülkelerin bu sürece, potansiyel sermaye çıkışları ve piyasa ayarlamalarının büyük makroekonomik sonuçlara yol açmamasını sağlayacak kadar hazır olup olmadıkları. Gelecek verileri mercek altına almaya devam edeceğiz ve henüz kesin bir karara varılmadı, ancak piyasaların ve hükümetlerin harekete geçtiğimizde şaşırmasını önlemek için elimizden geleni yaptık, öyle ki bazı yükselen piyasa ekonomisi ve diğer ülkelerin merkez bankaları, bir süredir Fed'e 'artık arttır gitsin' diyor."

Fed Başkan Yardımcısı Fischer, para politikalarını belirleyen Federal Açık Piyasa Komite'sinde (FOMC) kalıcı oy hakkına sahip ve faiz artışına yıl bitmeden başlanmasını destekleyen üyeler arasında yer alıyor.

FOMC'nin bu yılki son toplantısı, 15-16 Aralık tarihlerinde gerçekleştirilecek ve Fed Başkanı Janet Yellen, bu kritik toplantının ardından basın konferansı düzenleyerek, alınan kararları değerlendirecek.

Analistler, Fed'in faizleri söz konusu toplantıyla artırmaya başlama ihtimalinin oldukça yükseldiğini vurguluyor.