Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Peru'da San Ignacio De Loyola Üniversitesi tarafından kendisine fahri doktora unvanı verilmesi dolayısıyla düzenlenen törende konuştu.

Türkiye'nin, dünyayı saran ve yeni tehditleri de beraberinde getiren değişim süreçlerinin en fazla etkilediği Avrasya coğrafyasının merkezinde yer aldığına dikkat çeken Erdoğan, Yunanistan, Kafkasya Ukrayna, Kırım'da yaşananları anımsattı. Erdoğan, tüm yakın çevresi buhranlar sarmalı içinde olan Türkiye'nin bu sorunlarla yakından ilgilenmek durumunda olduğunu bildirdi.

"Tarihten ümidim yok"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'deki tarafları bir araya getiren ve krizin çözümü ile ilgili başlatılan toplantının ertelendiğini anımsattı.

Erdoğan, "Siz niye toplanıyorsunuz? Bunu ertelemek, dünyayı oyalamak için mi bir araya geliyorsunuz? Sizden dünya netice bekliyor. Niçin Cenevre'de bir araya geldiniz? Tarih boyunca bu hep böyle olmuştur. Hep toplanmışlardır, bir araya gelmişlerdir, yemişlerdir, içmişlerdir, ondan sonra da dağılıp gitmişlerdir. Şimdi şubatın sonuna bir tarih verdiler. Hep beraber takip edelim. Göreceksiniz, şubatın 28'i geldiği zaman tekrar tehir edecekler" dedi.

Verilen tarihten ümidi olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantı ile ilgili olarak, "İlgili ilgisiz herkes oraya geliyor. Kapıların arkasında da başka şeyler konuşuluyor. İşin gerçeği orada konuşulmuyor. Orada olması gerekenler oraya alınmıyor, olmaması gerekenler oraya davet ediliyor. Örneğin muhalifler oraya son anda kabul edildi. Muhalifler de, ‘Terör örgütlerini buraya alırsanız, biz buraya girmeyiz’ dedi. Son anda terör örgütlerine, ‘Gelmeyin biz burada işi öyle veya böyle bir noktaya getiririz, sizinle de daha sonra konuşuruz’ dediler. Şimdi Erdoğan böyle konuştuğu için kötü oluyor. Fakat biz gerçekleri dillendirmeye mecburuz" değerlendirmesinde bulundu.

"Vicdani sorumluluğumuzun gereğini yapıyoruz"

Bölgedeki çatışma ortamının, Türkiye'yi örneği görülmemiş büyüklük ve yoğunlukta bir düzensiz göç hareketine maruz bıraktığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Vicdani sorumluluğumuzun gereği olarak ve büyük bir özveri ile 2,7 milyondan fazla Suriyeli ve Iraklıya ev sahipliği yapıyoruz. Türkiye bugün dünyanın en fazla sayıda mülteci barındıran ülkesidir. Ağır maliyetlerine rağmen açık kapı politikamızı, sadece ve sadece insani mülahazalarla devam ettiriyoruz" diye konuştu.

"Yapısal reformlar kararlılıkla hayata geçirildi"

Türkiye'nin son 13 yıldır sürdürdüğü siyasi istikrarını, ekonomisine de yansıttığını, yapısal reformları kararlılıkla hayata geçirdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sayede Türkiye'de ekonomik refah hızla artarken, finans sektörünün de dış şoklara karşı dayanıklı bir yapıya kavuştuğunu dile getirdi. Küresel ekonomide devam eden yavaşlamaya ve mali belirsizliklere rağmen, Türkiye ekonomisinin 2015 yılının ilk 3 çeyreğinde yüzde 4 oranında büyüdüğüne değinen Erdoğan, bu büyümenin gelecek için ümit verdiğini söyledi.

"Tüm terör örgütleriyle mücadelemiz sürecek"

Türkiye'nin BM bünyesinde İspanya'yla başlattığı "Medeniyetler İttifakı"nı Finlandiya'yla başlattığı 'Barış için Arabuluculuk Girişimi'ni, ABD ile eş başkanlığını yaptığı 'Terörizmle Mücadele Küresel Forumu'nu ve G-20 Zirvesi dönem başkanlığında gündeme getirdiği temaları hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, hiçbir ayrım yapmaksızın, DAİŞ ve PKK başta olmak üzere tüm terör örgütleriyle mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir" ifadelerini kullandı.

"BM ve Güvenlik Konseyi'nin yeniden yapılandırılması şart"

Türkiye'nin de içinde bulunduğu bu grupta yer alan ülkelerden küresel siyaset ve ekonomide daha fazla sorumluluk almalarının beklendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Buna karşılık, aynı ülkelerin ısrarla küresel karar alma süreçlerinin dışında tutulduğunu görüyoruz. Bu çerçevede, Birleşmiş Milletlerin ve özellikle de Güvenlik Konseyinin yeniden yapılandırılması şarttır" şeklinde konuştu.