Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin (TÜSİAD) 46’ıncı Olağan Genel Kurulu’nda konuştu. Küresel ekonominin ciddi belirsizliklerle karşı karşıya olduğunu belirten Şimşek, "Bir ay öncesine göre Amerika’da resesyon riskinden bahsediliyor. Bu risk kimisine göre yüzde 30, kimisine göre yüzde 20. Faiz artışının üzerinden çok geçmedi. Çin bankaları eğer Çin’de sert bir düşüş olursa kayıplar ’subprime krizi’nin 4-5 katı olabilir, 3 yılda 7,7 trilyon dolarlık sermaye ihtiyacı doğabilir diye başlıklar var. Diğer başlık dünyanın önde gelen kargo şirketleri ’içinde yaşadığımız süreç küresel finansal krizden daha kötü’ diyor" dedi.

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran-Symes’ın kendisine "Enflasyona ilişkin kaygılarımı ifade ettim" dediğini anlatan Şimşek, "Dünyada da belli yerlerde ciddi deflasyon riski var. Aslında deflasyon bizim çok da aşina olmadığımız ama enflasyona göre o kadar daha tehlikeli olan bir durum ki hayal edemezsiniz. Deflasyonist süreç enflasyona göre çok daha yıkıcı ve etkilidir. Türkiye’deki enflasyonist süreci küçümsemek için söylemiyorum, o ayrı bir konu" ifadelerini kullandı.

Başbakan Yardımcısı Şimşek, dünyada petrol fiyatlarının düşmesinin iyi mi kötü mü diye sorulacak olursa, normalde süper bir haber denileceğini, tüketicilerin cebinde daha fazla harcanabilir gelir kalacağını, dünya ekonomisi için de iyi olacağını söyledi. Petrol fiyatlarındaki düşüşün piyasaları neden kaygılandırdığını soran Şimşek, "İyi olduğuna dair hiç görüntü var mı? Sizce merkez bankalarının para basması o ülkelerin para birimlerinin değer kaybetmesini sağlamaz mı? Peki ne oluyor? Yen değer kazanıyor. Halbuki parasal genişleme devam ediyor, avro son haftaları. Belki de ilk defa yani yaşam süremizce bu kadar karmaşık, nispeten belirsizliğin fazla olduğu bir dönem içerisinde yaşıyoruz. Hakikaten ciddi belirsizlikler var, jeopolitik gerginlikler var. Küresel kriz üzerinden 8 yıl geçti. Ancak dünya ekonomisinin bilinen anlamda toparlanmaya giremedi" diye konuştu.

TÜSİAD Genel Kurulu’nun hayırlı, verimli ve başarılı olmasını dileklerini söyleyen Şimşek, TÜSİAD’ı ve diğer iş aleminin sivil toplum çatı örgütlerini partner olarak gördüklerini, Türkiye’nin sorunlarının, kazanımlarının olduğunu, sorunların beraber çözüleceğini, kazanımların beraber ileriye taşınacağını kaydetti. Şimşek, Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nun (EKK) ilk toplantısının basına kapalı şekilde iş aleminin liderleriyle yaptıklarını anımsatarak, "O toplantıda birkaç karar verdik. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin sorunlarının masaya yatırılmasında ve çözüme ilişkin birlikte çalışacağız dedik" dedi.

Şimşek, küresel büyümenin kriz öncesi döneme göre düşük olduğunu, performans ve potansiyel büyümenin de düştüğünü belirterek şunları söyledi:

"Buradan çıkışın tek yolu var. Yapısal reformlar. Çok konuşuluyor fakat o konuda henüz adım yok. Gelişmiş ülkeler zor bir dönemden geçti, şu anda Amerika’da kısmi toparlanma var, başka yerlerde sıkıntılar kısmen devam ediyor. Son döneme bakıldığında gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisindeki payı hem artıyor hem de büyümeye katkısı yüzde 70’in altına düşmemiştir. Gelişmekte olan ülkelerin sağlığı o kadar önem arz ediyor ki. Onlarsız bu dünya eski güzel dönemine kavuşamayacak ama gelişmekte olan ülkelere bakıldığında Çin’den başlayan emtia fiyatlarıyla devam eden, diğer jeopolitik gerginlikler anlamında sıkıntılar var.

Gelişmekte olan ülkelerin büyüklüklerine baktığınızda varsayım şu; Çin sert düşüş yaşamayacak, kademeli yavaşlama sürecine devam ettirecek. Brezilya’da sıkıntılar kısmen siyasetle ilişkili, Hindistan nispeten iyi konumda, Rusya’yı anlatmama gerek yok kısmen petrol ve kısmen başka faktörler geçerli. Gelişmiş ülkelerde enflasyon yok denilecek kadar düşük, gelişmekte olan ülkelerde enflasyon nispeten yüksek. Dünya ticaret hacmi bir türlü toparlanamadı. Önümüzde ciddi riskler var."

Fed’in faiz artışına değinen Şimşek, "Piyasaların kafası çok karışık, aslında hızlı fikir değişiyor. Bir, iki ay önce Fed piyasalara yön verdi. Dedi ki; ben 2018 itibarıyla faizi yaklaşık yüzde 3,25’e çıkaracağım. Şu anda da çok değişiklik yok gibi. Fakat piyasalar 2018’de faiz olsa olsa yüzde 1 diyorlar. Bu kadar fark olabilir mi? Çünkü şu an resesyondan bahsedenler var. Yakın dönemde gelişmekte olan ülkelere ciddi fon akışı var. Rezervler hariç net gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı geçen sene yaklaşık 531 milyar dolar, bu sene de 350 milyar dolarlık para çıkışı yaşanır diye düşünülüyor. Geçen ay Çin’den 100 milyar dolar çıktı diye piyasalar sevindi. İçinden geçtiğimiz konjonktürün karmaşık ve zor olduğunu göstermek için bunlardan bahsettim" diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek enflasyonla ilgili ise şunları kaydetti: "Enflasyonda yüzde 10’a yaklaşan resim ile karşı karşıyayız bu ciddi bir tehdit çünkü büyüme potansiyelini aşağıya çekiyor. Enflasyonu kalıcı düşük haneye çekmemiz gerekiyor. Enflasyondaki sorun kurdaki değer kaybı ve gıda fiyatları. Enflasyonun düşmesi için kurda göreceli istikrar gerekiyor; gıda fiyatlarına yönelik tedbirleri çalışıyoruz. Enflasyonu kalıcı olarak aşağı çekmek için yapısal reformlarla birim maliyetleri aşağı çekmemiz, arzı güçlendirmemiz gerekiyor.

Cari açık önemli bir sorun. Hanehalkındaki tasarruf düşüş trendini geri çevirmeye başladık. Büyüme, asgari ücretin de etkisiyle bu yıl yüzde 4.5’e çıkabilir. Büyümenin yüzde 5’e çıkması ve kalıcı olması için yapısal reformlar gerekli”.