Önder ÇELİK

Amerika, Orta Doğu ve Afrika pazarlarında kalitesi nedeniyle tercih edilen Türk çeliği, pazarda yaşanan rekabet ve damping davalarıyla sıkıntılı günler geçirirken; Türkiye, dünya çelik üretim ve ihracatında sekizinci sırada yer alan sektör için yeni yol haritaları öneriyor. Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci, sektör için 2012’nin kırılma yılı olduğunu belirterek, bu tarihten sonra ihracatta gerilemenin başladığını söyledi. Damping davalarıyla başta Amerika olmak üzere sanayisi olan ülkelerde sıkıştırılmaya çalışılan sektörün bir de piyasaya ucuz ürün sunan Çin ile uğraştığını kaydeden Namık Ekinci, ihracat artışı için bir dizi proje yürüttüklerini ifade etti. Ekonomi Bakanlığı bünyesinde Türk çelik sektörünün ihracatını artırabilmek için ‘Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi Tebliği’ (URGE) ve ‘Pazara Giriş’ destekleri kapsamında farklı ülkelere ticaret heyetleri organize ettiklerini ve yine değişik ülkelerden alım heyetlerini Türkiye’de ağırladıklarını kaydeden Ekinci, Çelik İhracatçıları Birliği tarafından 2011-2014 döneminde gerçekleştirilen ilk “URGE” projesi kapsamında 9 hedef ülke ve 12 farklı şehre düzenledikleri ziyarette 302 çelik ithalatçısı ile Türk çelik ihracatçılarının 4 bine yakın ikili iş görüşmesi yapmasının sağlandığını söyledi.
72 FİRMA İLE YENİDEN ÇIKIYOR
Birliğin şu an 72 firmadan oluşan yeni bir URGE takımı kurarak çalışmalara başladığını ifade eden Ekinci, şöyle devam etti: “Yabancı bir firmadan danışmanlık hizmeti aldık. Firmaların ihtiyaç analizlerini yaptılar. Nerede ne eksiklikler var, organizasyon olarak veya bireylerin vasıfları yönünden... O doğrultuda eğitimler verildi şirketlere. Bu şirketlerle ilgili biz kendi iş dallarına göre geçmişten itibaren hangi ülkelerde şansları var, onların çalışmasını yaptı arkadaşlar. Onları çıkarttılar. Bununla ilgili ticaret heyetlerine başladık. Bizim ürün fuarlarla tanıtılacak ürün değil, daha ziyade yüz yüze gidip tanıtıyoruz. İyi bir netice alacağımıza inanıyoruz. Daha önceki yıllarda gittiğimiz ülkelerde yüzde 30’a varan bir ihracatta artış sağlamıştık. Bunda da önemli bir artış sağlayacağımıza inanıyoruz.” Çelik sektörünün katma değeri yüksek ürünlere ulaşabilmesi için 14 milyon TL yatırımla MATİL adlı bir şirket kurduklarını ifade eden Namık Ekinci, amaçlarının Ar-Ge ve inovasyonu Türkiye’de üretmek olduğunu kaydetti.

16 ülkede dava açıldı

Namık Ekinci, sanayisi gelişmiş ülkelerin sanayicilerinin ihracatı engellemek için siyasi baskı yaptıklarını belirterek, Amerika'da kongre üyeleri ile senatörlerin devreye sokulduğunu kaydetti. Damping konusunda masum olduklarının altını çizen Ekinci, Dünya Ticaret Örgütü'nün kurallarının işletilmesi gerektiğini belirtti. “Hiçbir ülkeye dampingli mal göndermek taraftarı değiliz” diyen Namık Ekinci, “Aynı zamanda diğer ülkelerin dampingli mal göndermesinin de karşısındayız. Toplam 16 ülkede 2010’dan itibaren 41 dava açıldı. Bunların şu anda 4 tanesi devam ediyor. Amerika geçen yıl inşaat çeliğinde ithal ettiği ürünün yüzde 90’ına yakını Türkiye’den yaptı. Biz orada yüzde 1.25 ceza aldık ki bunu da sadece yapmış olmak için yaptılar” ifadelerini kullandı.

Şirketler birleşmeli 

Çelik üreticileriyle birlikte Uzak Doğu ziyareti yaptıklarını belirten Namık Ekinci, “Uzak Doğu’ya teknolojiyi, tesisleri görmeye gittik ve gelişmeleri yerinde inceledik. Bizdeki eksikleri ve tamamlanması gereken noktaları belirledik” dedi. Dünya çelik üretiminin yüzde 80’ine yakınını 137 şirketin yaptığını belirten Ekinci, sözlerine şöyle devam etti: “Şu anki konjonktürde şirketlerin güç birliği yaptıklarını görüyoruz. 2014 yılında dünya genelinde Türkiye’nin toplam çelik üretiminden daha fazla üretim yapan 8 tane şirket bulunuyor. Büyük çelik firmaları birleşerek veya satın almalarla büyüyor. Birleşmenin çok büyük avantajları var. Mal alırken, satarken ve bilgi yönünden avantajlı hale geliyorlar. Bizdeki şirketler de güçlerini birleştirmeli.”

2012 kırılma noktası!

 Çelik sektörü için 2012'nin kırılma noktası olduğunu kaydeden Namık Ekinci, “35.9 milyon tonla en fazla üretim yaptığımız yıl 2012. Üretimimiz ondan sonraki yıllarda yavaş yavaş düşmeye başladı. Geçtiğimiz yıl maalesef 31.5 milyon tonluk bir üretim sağladık” dedi. Tüketimde de çok büyük artış olduğunu belirten Ekinci, 2012’de 28.5 milyon ton olan tüketimin, geçen sene 34.4 milyon tonla zirve yaptığını söyledi. En fazla ihracatın 19.8 milyon tonla 2012'de yapıldığını belirten Ekinci, şöyle konuştu: “2015 yılında da 16.1 milyon ton ihracatımız oldu. Bunun yanında ithalatımızdaki değişim tam aksi yönde gerçekleşti. 2012’de 13.5 milyon ton olan ithalat 2013’te 16.2 milyon tona yükseldi, sonra 2014’te 14.8 milyon tona düştü. 2015'te de yüzde 40’lık bir artışla 20.6 milyon ton ithalat yaptık.”

Teşvik yok, yük var

Türkiye çelik sektörünün yaptığı ihracatta ‘sıfır’ teşvik olduğunu vurgulayan Namık Ekinci, şunları kaydetti: “Tam tersi bir de devletin üzerimizde yükleri var. Dünyanın en pahalı elektriğini kullanıyoruz. İthal ettiğimiz hammaddelerin üzerinden çevre katkı payı adı altında yüzde yarım fon alınıyor. Elektrikte TRT payı var. Belediyelerin vergisi var. Değişik namlar altında bizden devamlı gelir elde ediyorlar. Bu konuda çok müracaatımız oldu ama fazla ilerleyemiyoruz. Alınan bu vergiler üretimi ve dolayısıyla ihracatı olumsuz etkiliyor. Bugün ark ocaklı tesisler yüzde 52 kapasite kullanımıyla çalışıyor. Ortalaması yüzde 62-64 arası. Şimdi ne oldu, ben o elektriği tüketemediğimden dolayı devletin yüksek miktarda gelir kaybı oldu. Yani kaş yapalım derken göz çıkardık.” Çelik sektörü olarak devletten kesinlikle teşvik istemediklerini, buna karşı olduklarını belirten Ekinci, “Ancak dünya ile rekabet edebilmek için üretim maliyetlerimiz üzerindeki ek yüklerin ortadan kaldırılması gerekiyor” dedi.