Dünya, 11 yıl Sağlık Bakanlığı görevini yürüten Recep Akdağ'a kapılarını açtı. 'Sağlıkta Dönüşüm Programı' ile birçok ülkeye örnek olan Akdağ, S. Arabistan ve Vietnam hükümetlerine danışmanlık yapıyor. Akdağ'dan, Türkiye'deki sistemin benzerini isteyen Suudi Arabistan, Türk sağlık şirketlerini de ülkesine davet etti.

TÜRKİYE'NİN SAĞLIK SİSTEMİNDE YAKALADIĞI BAŞARI

Türkiye'nin sağlık sisteminde yakaladığı başarıyı değerlendiren Recep Akdağ, 'Sağlıkta Dönüşüm Programı'nda elde edilen kazanımları şu şekilde anlattı: "Özellikle iki araç kullanarak bunu başardık. İlk olarak hizmet alımları yapıyoruz özel sektörde. Devlet hastahanelerini güçlendiriyoruz. Özel sektörden, o hastahanenin içinde olmak kaydıyla, laboratuvar hizmetleri gibi hizmetleri satın alıyoruz ve en iyi şekilde hizmeti geliştirmiş oluyoruz. Bugün Avrupa'da bir MR cihazı, ortalama olarak günde 10-15 çekim yaparken, Türkiye'de Sağlık Bakanlığı hastahanelerinde 70 çekim yapabiliyor. Haftada yedi gün çalıştırılıyor. Böylece maliyet düşüyor, vatandaş ucuz ve kolay hizmete ulaşıyor. İkinci olarak; çalışanlarımıza, özellikle hekimlerimize, performanslarına göre ödeme yapıyoruz. Dolayısıyla, sistem verimli hale geliyor."

"TÜRKİYE'DE YILDA KİŞİ BAŞI 550 DOLAR HARCANIYOR"

Türkiye'de yılda, sağlığa, kişi başına 550 dolar harcandığını ve bunun 400 dolara yakının kamu sigortası bütçesinden karşılandığnı söyleyen Akdağ, "Sağlıkta Dönüşüm Programı ile memnuniyeti yüzde 39'dan yüzde 70'lerin üzerine çıkardık" dedi. Doğumda beklenen ortalama ömür süresinin de uzadığına dikkati çeken Akdağ, "Ortalama yaşam süresi 72'lerdeydi 2002 başında. Biz göreve geldiğimizde 78'e ulaştı. Buradaki artışa baktığınız zaman, yine harcadığımız parayı harcayan ülkelerdeki artışın çok çok üstünde olduğunu görüyoruz. Hatta bizden çok fazlasını harcayandan çok fazla bu artış. Bu anne ve bebek ölümlerinin azaltılmasında da böyle... Şunu rahatça söyleyebiliriz: Türkiye'de sağlığa ayrılan para oldukça etkin kullanılıyor. Ama daha da etkin kullanılabilir" dedi.

"BAKANLIĞIN AR-GE BAKANLIĞIN PAKETİYLE TÜRKİYE KENDİ İLACINI YAPAR"

Sanayi Bakanlığı'nın yakın zamanda yeni ar-ge paketi ortaya koyduğunu da hatırlatan Recep Akdağ, "Ben inanıyorum ki yakında Türkiye sağlık alanında da orijinal ilaç üretebilen, yeni teknolojik ürünlere imza atan bir ülke olacak. Bunun olmazsa olmaz şartı, üniversitelerin bilim üretmesidir" diye konuştu.

ULUSLARARASI SAĞLIK HİZMETİ KAÇIRILMAYACAK BİR FIRSAT

Türkiye'de sağlık sektöründe ülkeye kazandırılabilecek en iyi fırsatlardan birinin uluslararası sağlık hizmeti vermek olduğunun altını çizen Recep Akdağ, "Bu fırsata sağlık turizmi diyebiliriz. Çünkü Türkiye'de verilen sağlık hizmetleri Sağlıkta Dönüşüm Programımızla, kaliteli ve benzerlerine oranla ucuz hale geldi. Böyle bir pazar ve hizmet alanı oluşturabilirseniz, tabii ki birçok yerden hastayı cezbedebilirsiniz" diye konuştu. Türkiye'nin göz, ortopedi, plastik cerrahi gibi belli alanlarda bunu gerçekleştirmeyi başardığını söyleyen Akdağ, şunları kaydetti: "Diğer alanlarda da başarmamamız için bir sebep yok. Bunu yapacağız da Allah'ın izniyle; ama, önemli olan şu: Doktor sayımız az. Bu gelişirken, Türkiye'ye yurt dışından doktor getirebilinmeli ve sektörü geliştirmeliyiz. Aksinde vatandaşlarımıza hizmette aksama olur."

"SAĞLIK TURİZMİ İÇİN ÜÇ BÖLGE HEDEF PAZAR"

Sağlık turizmi açısından hedef pazar ülkelerin Afrika, Orta Doğu ve Avrupa olabileceğini belirten Recep Akdağ, şöyle devam etti: "Afrika mesela bir hedeftir. Afrika'da yaşayan insanların önemli bir bölümü gidip başka bir ülkede bu hizmeti alabiliyor. Ortadoğu zaten en önemli hedef pazarlarımızdan biri olmalı... Avrupa da böyle... Sağlık Bakanlığımız meselede ciddiyetle duruyor."

Sağlık ve Turizm bakanlıklarının sağlık turizmi çalışmalarının sürdüğünü aktaran Akdağ, bu yolda, özellikle özel hastahanelerin otokontrole ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, "Fiyatlar, hastaları çok rahatsız etmemeli" dedi.

"ABD, SİSTEMİN EN KÖTÜ ÖRNEĞİ"

Dünyada yürütülen sağlık politiklarını da değerlendiren Recep Akdağ, şunları söyledi: "Sağlık ekonomisinin en kötü örneği Amerika. GSYH'nın yüzde 17'si 18 oldu. Harcama kişi başına 9 bin dolara yaklaştı ve halk hala mutsuz. Biz kişi başına 500 dolar harcamayla, Latin Amerika'dan bir insan Türkiye'ye gelmek istiyorsa, hastaysa, uçağımızla bedava alıp geliyoruz. ya da bedava organ nakli yaptırıyoruz. Orada 2 bin dolar sigorta şirketinin yönetimine harcanıyor. Bu süreçler içerisinde paydaşlar eğer kendi kazancına yönelirse, gidilebilecek nokta ABD'nin olduğu yer."