Fikret Çengel YORUM / ANALİZ - Bugün itibariyle ‘Eski’ Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ile ilk tanışmamız 2012 Mayıs ayında OECD toplantısı için gittiğimiz Paris uçağına dayanıyor. İstanbul’dan kalkan özel uçakta dönemin Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ve Hazine Müsteşarı Halil İbrahim Çanakçı bulunuyordu. 3 saatlik yolculuk hava muhalefeti yüzünden çok zorlu geçti. Sohbet sırasında uçak sık sık girdiği türbülans yüzünden irtifa kaybına bağlı olarak sallanırken, yolcular zor anlar yaşadı. Dikkat çekici olan ise, Başçı’nın sohbetten uzak, uçağın ön sağ koltuğunda önüne açtığı evrakların arasında kaybolmasıydı. Dikkatlice önceden hazırladığı çıktıları okuyor ve sürekli notlar alıyordu. Belli ki konuşmasının son halini veriyor ve hiçbir ayrıntıyı gözden kaçırmak istemiyordu. Başçı’nın o görüntüsü benim için referans oldu. 5 yıl kaldığı MB Başkanı olarak, süreci dikkatle inceliyor, isabetli kararlar almaya özen gösteriyordu. Henüz Başkanlıktaki ilk yılını dolduran Başçı’nın 5 yıllık türbülanslı yolculuğu aslında o gezide başlamış oldu. 
Uçaktaki sohbet daha çok ‘orta gelir tuzağı’ etrafında toplandı. Bakan Babacan ve uzaktaki diğer konuklar, Türkiye’nin 2012 yılına kadar güçlü bir ekonomik performans sergilediğini, kişi başı gelirin de 10 bin dolar seviyesini aştığını ve Türkiye’nin dünyanın en büyük 17. Ekonomisi haline geldiği vurguladı. Ancak ufukta önemli bir sorun vardı. 2008 yılı ile birlikte dünyayı saran küresel ekonomik krizi ‘teğet’ atlatan Türkiye’yi bir ‘orta gelir tuzağı’ bekliyordu. Bu nedenle birinci aşaması başarılı atlatılan ekonomik istikrar hamlesinin bir ikinci aşamaya geçmesi gerektiğinin altı çizildi. Güçlü bir reform, teknoloji, katma değeri yüksek ihracat hedefi, eğitim kalitesinin yükseltilmesi, cari açığın düşürülmesi, rekabetçi kur ve düşük tek haneli enflasyon hedefi. Hükümet ve Merkez Bankasının uzlaştığı bu pakette yer alan 4 husus ekonomi politikaları açısından temel çıpa ilan edildi ve orta vadeli programda hedefler ikinci ekonomik hamle için dizayn edildi.
Ancak Türkiye’nin o yıldan sonraki yolculuğu tıpkı bizim Paris uçuşumuz  gibi türbülanslarla geçti. Türkiye’nin iç gündemini sarsmaya yönelik olaylar, 17-25 Aralık, güney sınırımızda sadece Türkiye’yi değil Avrupa’yı da sarsan tehditler, petrol fiyatlarındaki düşüş, FED’in dolarla imtihanı gibi pek çok etken, Türkiye ekonomisini test etti. 

Erdem Başçı’nın 4 canavarla imtihanı
2012 ile başlayan ve dün sona eren 5 yıllık başkanlığı döneminde Başçı’nın 4 temel çıpası da sürekli Demokles’in kılıcı gibi başında sallandı. Enflasyon, faiz, cari açık ve kur temelli politikasında kimseyi memnun edemeyen Başçı en büyük eleştiriyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan aldı. Faiz politikalarında gerektiği kadar cesur atamamakla eleştirilen Başçı’nın reel ekonomik süreç ile faiz lobisi arasında bir tercih yapması gerektiği vurgulandı. Aralık 2012’de 6,6 olan tahvil faiz, Başçı döneminin son günüde 9,75 puan seviyesinde bulunuyor. Faizleri tetikleyen doların seyrini tetikleyen FED’in politikaları da Başçı’ın karnesinin kırık olmasına neden oldu. Şüphesiz başkanlığa merhaba dediği mayıs 2012’de 1,77 TL olan dolar kurunun kendi döneminde 3 kez 3 liranın üstüne çıkmasında MB’nin bir günahı yok. Başçı, doları frenlemek için neredeyse tüm enstrümanları kullandı. Ancak gelişen tüm piyasalarda olduğu gibi Türkiye de devalüasyondan nasibini fazlasıyla aldı. Güçlü TL imajını zayıflayan liraya bıraktı.  MB politikalarının en önemli göstergesini oluşturan enflasyon konusunda da Başçı dönemi parlak bir süreç geçirmedi. Nisan 2012’de yüzde 11,14 seviyesinde olan enflasyon, ayrı yılın aralık ayına gelindiğinde yüzde 6’ya kadar geriledi. Başçı iki yıl önce meteorolojik sebeplere bağlı olarak işlenmemiş gıda fiyatlara dikkat çekti, hemen arkasından da kimi don, kimi yağış etkisi kimi de buna benzer nedenlerden dolayı domatesin, biberin hızlı yükselişine mani olamadı. Çekirdek enflasyonda dirençle karşılaşan Başçı, ancak görev süresinin sonuna doğru düşüş eğilimini gördü. Son 5 yılda Başçı için tek iyi haber cari açıktan geldi. Petrol fiyatlarındaki muazzam düşüş ve Çin ekonomisindeki daralmadan yararlanan Türk ekonomisi azalan enerji maliyeti ve Çin’den gelen ithalattaki azalma nedeniyle cari açıkta iyi bir grafik verdi.

Yeni başkan sakin sularda geliyor
Başçı’nın aksine Murat Çetinkaya daha ılıman bir ortamda görev başına geliyor. İçerden gelmesi dış piyasalara verilen önem bir mesajdı ve kabul gördü. İç piyasada da Çetinkaya ismi satın alındı. Güven verdi ve dolardaki gevşemeye bağlı olarak BİST endeksindeki yükseliş bu güvene ciddi bir direnç kattı. Çiçeği burnunda başkanın ilk mesai günü aynı zamanda en önemli günü olarak kayıtlara geçecek. Geçen ay faizin üst bandında yapılan 0,25 puanlık indirimin ardından bugün de en az 50 puanlık bir indirimin daha gelmesi bekliyor. Tahvil faizlerinin 10’un altına inmesi Çetinkaya’nın elini güçlendiriyor. Bununla birlikte enflasyondaki gevşeme, büyüme eğiliminin yükselmesi ve Türkiye’ye para girişinin artması yeni başkanın hareket alanını genişletiyor. Çetinkaya’nın faizi indirmesi Merkez Bankası ile hükümet kanadı arasında bir süredir çöken sislerin de dağılmasına neden olacak.