Eda Akay İSTANBUL
Son yıllarda gittikçe artan AVM sayısı, en çok küçük esnafa dokundu. Bu konuda yasalar çıktı. Ancak esnaf, kendi kendine de zarar verdiğini düşünüyor. Gazetemize özel açıklamalarda bulunan İstanbul Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Faik Yılmaz, "Şimdi bir Bakırköy’e bakıyorsunuz, beş tane AVM iç içe. Biz de bir sokağa beş tane bakkal, üç tane kahve, iki tane kasap açarak esnafa rakip çıkardık, bu yanlış. Avrupa'da sokak, cadde ve nüfus artmadığı sürece yeni iş yerine izin vermiyorlar. Fakat burada acımasızca birbirlerini eziyorlar. Yine Avrupa’da yasal olarak AVM’ler şehir merkezlerinin dışında. Buralardan gelen vergilerin yüzde 20’sini havuzda topluyorlar. Bu miktar, bölgedeki zarar gören esnafa dağıtılıyor. Ahiliği uyguluyorlar. Bizde böyle bir şey yok. AVM’lerin en azından pazar günü kapalı olmasını istiyoruz. Haftanın bir günü de esnafımız iş yapsın" dedi.
ESNAFA GÖRE DEĞİL
AVM’lere küçük esnafın alınması için yapılan düzenmeyi eleştiren Faik Yılmaz, şöyle devam etti: "Herhangi bir AVM’den örnek verelim. Bir esnafın aylık kirası 13 bin dolara geliyor. Bir de bunların KDV’si, reklam bedeli kısmı var. Bu miktarlar küçük esnaflık bir durum değil. Bu, esnaflıktan çıkıyor, tüccarlık oluyor. Esnaf dediğimiz, mahallede alışveriş yapılan bakkal, manav, kasap, pazarlarımızdır. Allah'a hep pazarlarımızın ışığı sönmesin diye dua ediyorum. Pazarlarımız olmasa, market ve AVM’lerdeki ürünlerin kaça mal olacağını göreceksiniz. Bu sebeple küçüğü korumak lazım."
SEMT ÇARŞILARI ŞART
Çözüm önerilerini de sıralayan Faik Yılmaz, "AVM'lerde esnafı kör noktalara atıyorlar. Otopark katlarını uygun görmüşler. Her AVM’ye yüzde 5 esnaf kontenjanı koysunlar. Ama gidip de tuvaletin yanında olmasın. En gözde yerde olsun da demiyoruz. Esnafı koruyacak, belli noktalarda olmalı. Kirası da rayiç bedelin dörtte biri olmalı. 200 metrekare gibi çok büyük alanlara da talip değiliz. Aynı AVM’ye 5 tane berber de girmez. O zaman herkes zarar eder. Semt çarşıları da yapmalıyız. Adam camisinden çıkacak, gidecek orada çay ocağında oturacak, bakkala geçip evin ihtiyacını alacak. Manava uğrayacak, terziye gidecek, berberde traşını olacak. Vaktinin tümünü orada geçirecek" diye konuştu.

Bakkal, çakal değil 'çak, al!'

"AVM’ye gidip, aldığınız şeye paranız yetmediği zaman bırakmak zorunda kalıyorsunuz" diyen İstanbul Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Faik Yılmaz, "Bakkal öyle değil ki!. Ne diyorlar lafa gelince? Bakkal, çakkal! Bakkal, hiçbir zaman çakal olmaz. 'Selamı çak, al' sözünü, çakal hâline getirdiler. Evin anahtarı bırakılır, mahallenin bekçileridir bakkallar. Manav, berber, kasap, mahallenin bekçileridir, çocuklara da göz kulak olurlar. O mahallelere, terörist falan kimse giremez. Şimdi kimseyi tanımıyorsun. 30 katlı binalar var. Aynı binadan cenaze çıkıyor, kimsenin haberi yok" şeklinde konuştu.

Fotoğraf: Bünyamin Çelik