Gökhan KAYA 

Bugunün çırakları, yarının ustaları onlar. İş gücünün en altında yer alıyorlar. Ama ekonominin ve üretimin can damarları durumundalar. Çırakların sayı son yıllarda yapılan düzenlemeler ve değişen toplum düzeni nedeniyle alarm vermeye başladı. Birçok ailenin ‘biz okuyamadık, çocuğumuz bari okusun’ mantığıyla çocuğunu bir esnafın yanına vermek istememesi çıraklık eğitimi alan öğrenci sayısında ciddi düşüşlere sebep oldu. Buna 12 yıllık kademeli ve zorunlu eğitim sisteminin liseleri zorunlu kılması da eklenince çırak açığı hızla arttı. 
YÜZDE 40 DÜŞTÜ
Buna göre; çırak öğrenci sayısı 125 binden 77 bine kadar düştü. Bu, yüzde 40 düşüş demek. Çıraklık eğitimine katılan öğrenci sayılarının azalma trendine girdiğini kaydeden Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, bu alanda sektörün ihtiyaç duyduğu elemanların yetiştirilmesi amacıyla önem arz eden çıraklık eğitimine karşı toplumda var olan negatif algının değiştirilmesi amacıyla yeni stratejiler geliştirilmesine ihtiyaç duyulduğunu kaydetti. Yetkililer, Bakanlık teşkilatı, mesleki eğitim merkezi ve turizm eğitim merkezi idarecileri ile düzenlenecek olan çalıştaylarda bu konularda yeni stratejiler üretilmeye çalışılacağını ifade etti. 
ZORUNLU OLDU ANCAK...
Bu sorunun çözümü için esnaf ve sanatkarlarla bir araya geldiklerini dile getiren Millî Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Osman Nuri Gülay, geçtiğimiz günlerde zorunlu eğitim kapsamına alınan çıraklık eğitiminin perde arkasını anlattı. Özellikle zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasıyla birlikte çırak sayısının büyük bir düşüş yaşadığını kaydeden Gülay, “Toplantılarımızın sonunda çıraklık eğitiminin mutlaka zorunlu eğitime alınmasına karar verdik ve çıraklık eğitim merkezlerini zorunlu eğitim kapsamına aldık. 8. sınıfı tamamladıktan sonra çocuğumuz tercihlerini yapacak, açık lise yerine çıraklık eğitim merkezlerini tercih edecek ve anlaştığı sektörle sözleşmesini imzaladıktan sonra haftada bir gün çıraklık eğitim merkezine gidecek, geri kalan 5 gün ise sözleşme imzaladığı iş yerinde çalışacak” diye konuştu. 

USTALAR DA ŞİKÂYETÇİ

İstanbul İkitelli’deki Bağcılar-Güngören Sanayi Sitesi’nde bin 600'ün üzerinde iş yeri bulunuyor. Buradan binlerce kişi geçimini sağlıyor. Birçok sanayi sitesinde olduğu gibi burada da çırak göremiyorsunuz. Ustalar dertli. Tornacı Durmuş Ali Neriç onlardan biri. Durmuş Usta anlatıyor: “30 yıldır bu işi yapıyorum. Bir zamanlar Kayseri'de 100 hanelik köyden 30 genç sanayiye giderdi. Ama bugün ne İstanbul'da ne de orada çırak yetişmiyor. Herkes okumanın derdinde ama sonu boş… Mesela yeğenlerim var, üniversite bitirdiler. KPSS bekliyor devlete kapak atmaya bakıyorlar. Burada üç kişi çalışıyoruz, elemanımız yok. Allah'tan Suriyeliler imdadımıza yetişti. Herhalde burada binin üzerinde Suriyeli çalışıyordur. Yıllarca okuyup doktor oluyorsun 7-10 bin maaş alıyorsun. Sanayide de o parayı alabilirsin. Yeter ki işini severek yap.”
Durmuş Usta'nın ortağı Ayhan Karagöz söze giriyor: “40 yıldır bu işteyim. Mesleği yapacak alttan insan gelmiyor. Bu bölümden mezun olmuş öğrenciler var ama başka alanda işler yapıyorlar. Kimse bu yağlı, paslı işleri yapmak istemiyor.”
MESLEKİ EĞİTİMİN ESKİ TADI YOK
Ramazan Emre ise “hepsi de sezonluk” diyor, “Yazın geliyor, üç ay durup gidiyorlar. Bugün Suriyeliler imdada yetişti. Onlar da ne zamana kadar kalır bilemiyoruz.”
Rot balans ustası İmdat Aktaş okullardan şikâyetçi: “Eskiden okumaya meyilli olmayan çocuklar mesleki eğitime verilirdi. Şimdi mesleki eğitimin de eski tadı yok. Sadece teori var. Biraz bilen adamı da özel şirketler kapıyor. Bu meslekte öğrenilirse gayet güzel geçinilir. Ben 33 yıldır yapıyorum ve gayet iyi geçiniyorum. Kardeşlerim, yeğenlerim okumadı yanımda yetiştirdim. Birçoğu usta oldu. Kendi iş yerini kurdu.”
Egzozcu Yusuf Esen de birçokları gibi sıfırdan başlamış. 21 yıldır bu işi yapıyor. Terör olayları sebebiyle Van'ı bırakıp İstanbul'a gelmiş. Doğu bölgelerinin çırak konusunda İstanbul'a göre daha iyi olduğunu söylüyor Yusuf Usta. Ve anlatıyor: “7-8 eleman yetiştirdim. Çırakların sigortasını Doğu ve Güneydoğu'da devlet ödüyordu ama burada öyle bir şey yok. Gençler meslek ve sanat derdinde değil. Uzun vadeli düşünmüyorlar. 15 -20 yıl okuyup üç saatlik sınavlardan medet umuyorlar. Halbu ki 15 yılda çok iyi bir usta olabilirsin.”

 

 

İş dünyası ne diyor?

ATO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Bezci

Eleman teminindeki sıkıntıların Türkiye’nin tüm illerinde yaşandığını belirten Bezci, İŞKUR’un yaptığı 2015 yılı işgücü piyasası araştırmasının, Ankara’daki iş yerlerinin yüzde 23,9’unun eleman bulmakta güçlük çektiğini ortaya koyduğunu söyledi. Bezci, eleman temininde en fazla güçlük çeken işyerleri arasında imalat, konaklama ve yiyecek faaliyetleri sektörlerinin başı çektiğini, kültür, sanat, eğlence, dinlence ve spor, finans ve sigorta faaliyetleri, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri ile toptan ve perakende ticaret sektörlerinin de sıkıntı yaşadığını aktardı. 

ANKESOB Eğitim, Proje ve Ar-Ge  Müdürü Erdoğan Özen

Yıllar içerisinde uygulamaya konulan kanunlar, yönetmelikler çırak ve kalfa sayılarının her geçen gün azalmasına neden oldu. 1997 yılında zorunlu eğitimin 8 yıla çıkarılması, ardından çıkarılan kanunlar 100 binlerle ifade edilen çırak sayısının düşmesine neden oldu. Öte yandan aileler de daha önceden çocuklarını mutlaka bir meslek öğrensin diye esnafın yanına çırak olarak veriyordu. Bu algı da zaman içerisinde değişti. Hâl böyle olunca bugün çırak yokluğundan en basit işleri bile ustalar yapmak zorunda kalıyor. 

TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken

Zanaatkârların mesleklerini devam ettirebilmeleri için çıraklık sisteminin cazip hale getirilmesi artık kaçınılmaz oldu.  Zanaatkâr esnafın en önemli sorunu çırak bulamamak. Yüzde 10’lar seviyesine çıkan işsizliğin önüne geçmenin en önemli yolu mesleki eğitimden geçiyor. 800 yıllık ahilik geleneğinin devamı ve işsizliğin önüne geçebilmemiz için esnafımız çırak yetiştirmelidir. Çıraklarımızın sigorta prim başlangıçları emeklilikleri açısından sigortalı başlangıç tarihi kabul edilmeli ve kalfalar da çıraklar gibi iş kazası sigortaları hükümlerine tabi kılınmalıdır.

Eğitim Bir Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi:

Okullarda bireylerin sahip oldukları potansiyel esas alınarak bilgi, beceri ve tutumları bir arada kullanabilecekleri ürünler ortaya koyabilecek yeterlilikler kazanmasına dönük bir öğrenme anlayışı yerleştirilmelidir. Örneğin örgün eğitimde başarılı olamamış gençler iş yerlerine yeteneklerine göre değil, el yordamıyla yerleştirilmektedir. Bunun için mesleki eğitimde köklü bir reform gerekmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı, işveren ve eğitim sendikaları ortak hareket ederek bir eğitim modeli geliştirmelidir. Mesleki eğitimin gelişmesi için bakanlıkça kampanya yapılmalı.